01:46:00

radyoderkibanner.gif
Görkemli

Görkemli "Dönüşüm" Başlıyor!

Olimpos Sırlar Okulu'ndan "Çemberde Nokta Olmak - IV", 6-9 Aralık tarihlerinde Olimpos'ta... Ayrıntılar için tıklayın.

derKi'ye Yazar Olabilir miyim?

derKi'ye Yazar Olabilir miyim?

derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...

derKi sayı 29 ÇIKTI!

derKi sayı 29 ÇIKTI!

derKi Dergi'nin 29. sayısı çıktı. Yeni sayımızı okumak için sağdaki bannerı veya http://www.derki.com/dergi adresine tıklayabilirsiniz.

Bir kitap dünyayı değiştirebilir mi?

Bir kitap dünyayı değiştirebilir mi?

"Tanrı'nın Doğumgünü" kitabının yazarı buRAK özDEMİR'le, "Sevgi Dünyası" dergisinin yaptığı harika röportaj.

Radyo derKi Artık 5 Kanallı!

Radyo derKi Artık 5 Kanallı!

Radyo derKi tekrar karşınızda, hem de 5 yeni kanalıyla. Yeni kanallarımızı dinlemek için lütfen tıklayın.


 
Dikenli Yol PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 25 Şubat 2008
Avrupa yolu Türkiye için dikenli. Neden mi?
 Avrupa Birliği ve onun lider ülkeleri, içinde bulunulan şartları gözeterek Türkiye ile ilişkilerini yeniden tartmak zorunda. Avrupa bunun için daha fazla zaman yitirmemeli. Bunun birçok nedeni var. Ama görünen o ki, Türkiye ile Avrupa’nın ilişkilerinin gelişmesinin önünde engel olarak ciddi bir bakış açısı farklılığı var.
Türkiye, halen dünyada tek Müslüman demokratik ülke konumunu koruyor. Türkiye bölgesinde demokrasinin yanı sıra istikrarı ve güvenliği temsil ediyor. Ayrıca Türkiye enerji sahasında da Avrupa’nın en değerli koridoru. Türkiye terörle mücadele konusunda da önemli bir birikime sahip.
Ama bunlar kadar önemli bir boyut ise, bu özelliklerinin öneminin ne derecede kavrandığı ile ilgili. Örneğin Belçika suçu sabit olan ve İnterpol’ün kırmızı bültenle aradığı teröristleri yargılayıp serbest bıraktığı bir dönemde, hatta başka Avrupa ülkeleri de terörle mücadelede gönülsüz olduğu şartlarda, iyimser olmak giderek güçleşiyor.
Çünkü Ankara’ya göre, terörizm konusunda bir tek standart olmalı. Hiçbir devlet teröristlerin elinde oyuncak olmamalı. Ülkeler teröristleri “bana hizmet edenler ve etmeyenler” diye iki ayrı listede sıralamamalı. Uluslararası ilişkiler sempatiyle, sevgiyle veya akrabalıkla değil, güvenle yürür. Bu tür tasarruflar ise, güvene en büyük darbeyi indirir. Terör konusunda muazzam kayıplara uğrayan Türkiye’nin, teröre yardakçılık yapan yönetimler ile ilişkilerini, bu gerçekten kopuk bir biçimde yürütmesi çok zor.
Diğer taraftan Türkiye’de kamuoyu iki sorunun cevabını bulamıyor. Bunlardan birincisi, “neden Avrupa’nın hem Türkiye’yi istemediği, hem de Türkiye’yi AB’ye girmek için gereken çabayı harcamamakla suçladığı”…
İkincisi ise, “sürekli olarak medeniyetler ve kültürler arasında diyalog ve ittifak talep eden Avrupa’nın, neden Türkiye’ye yönelik itirazını etnik, dinsel, kültürel gerekçelere ve medeniyet farklarına dayandırdığı”…
Avrupa bu tutumu ile Türkiye’ye bazı zorluklar çıkarıyor. Ancak bu zorluklar Türkiye’yi sadece bütün süreçten vazgeçinceye kadar sıkıntıya sokabilir. Fakat “küresel güç” olma arzusunu sürdüren AB açısından, bu zorlukların “bumerang etkisi” olabilir. Zira kendisini ısrarla orta öğrenimdeki coğrafya bilgisinin biraz gerisine kalan coğrafya bilgisi ile tarif eden AB, ondan sonra dış politika ve güvenlik sahalarında hedeflediği açılımlarda sıklıkla sorun yaşayabilir.
AB’nin Türkiye’de güvenilir ve inandırıcı olmaktan giderek uzaklaşmasının bir diğer nedeni ise, “imtiyazlı ortaklık” konusu olarak dikkat çekiyor. İmtiyazlı ortaklık şu ana kadar birçok defa dile getirildi. Ama bugüne kadar Türkiye’ye resmen teklif edilmedi. Bu yaklaşım biçimi modern dünyaya ait olmayan bir üsluptan esin alıyor. AB’nin bu konuda ciddi bir davranış bozukluğu olduğunu kabul edip, bundan sonraki adımlarını, bazı sıkıntıların kronikleşmesini önleme hedefi ile atmalı.
Türkiye açısından AB ile ilişkilerinde Kıbrıs konusu çok özel bir konuma sahip. AB Kıbrıs konusunda –her nedense- Türkiye’nin Avrupa kurumlarında demirlenmesi gerektiği dönemde gerçekçi davrandı ve Türkiye Avrupa kurumlarında demirlendikten sonra ise, Papadopulos’un çizgisini benimsedi.
Nitekim şimdi de –tıpkı Türkiye-AB katılım müzakereleri sürecinde de olduğu gibi- Kıbrıs konusunda da büyük bir durağanlık yaşanıyor. Avrupa, hem Türkiye hem de Kıbrıs konusunda yanlış politikalar izliyor ve iki yanlıştan bir doğru çıkarmaya çalışıyor. Kuzey Kıbrıs’ı baskı altında tutup, Kuzey Kıbrıs’ı bahane ederek, Türkiye’nin tam üyelik yolunun üzerine barikat kuruyor. Avrupa bir bakıma “çayın taşı ile çayın kuşunu vurmaya çalışıyor”.




Bu yazıya ilk yorumu yazın

Yorum yaz
İsim:
E-posta:
Başlık:
Yorum:

Güvenlik kodu:* Code

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved