derKi'ye Yazar Olabilir miyim?
derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...
derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...
derKi Dergi'nin 30. sayısı çıktı. Yeni sayımızı okumak için sağdaki bannerı veya http://www.derki.com/dergi adresine tıklayabilirsiniz.
| Çok Zor |
|
|
|
| Pazar, 15 Ekim 2006 | ||||
|
Ortadoğu'da İsrail Devleti'nin kurulması nedeniyle başlayan Yahudi – Arap çatışması, Amerika Birleşik Devletleri'nin bölgeye fiilen müdahale etmesiyle iyice sertleşiyor. Zengin enerji kaynakları ile dünyanın en çekici bölgesi olan Ortadoğu, söz sahibi ülkelerin oyun tahtası olmaya devam ediyor. Bir dönem, Sovyetler Birliği'nin yayılmasına engel olmak için ABD tarafından yaratılan ve beslenen "yeşil kuşak", SSCB'nin dağılmasından sonra işlevini yitirdi. Ancak, ortadan kaldırılamadı. Amerikalılarca yaratılan örgütler, "büyük düşmanın" yok olmasından sonra da var olmaya devam ettiler. Dahası, zaman içinde genişlettikleri ekonomik ve sosyal etkiyle, içinden çıktıkları milletlerin yönetiminde de söz sahibi oldular. Afganistan'ın işgaline engel olmak için desteklenen Taliban hareketi bunların en bilineni. Yakın zamanda, Filistin ve Lübnan'da da muhalif silahlı partilerin, demokrat seçimler sonunda iktidara gelmeleri de diğer kanıtlar. Yeşil Kuşak ile ABD arasındaki barış rüzgarları, "büyük düşmanın" yok olmasından sonra bozuldu. Bunun bir nedeni, ABD'nin bu oluşumlara artık ihtiyacının kalmamış olması. Ama daha önemli ikinci bir neden daha var. Bu büyük değişime rağmen, yeşil kuşak temsilcilerin hayatında olumlu bir değişim olmadı. Örneğin, Kuran'a göre, "asla devlet kuramayacaklar" denen İsrailoğulları, üstelik başkenti Kudüs olan bir devlete hala sahipti. Dahası, İsrail Devleti'ni kuran ve destekleyenin ABD olduğunu, tüm dünya biliyordu. Bu gerçek, özellikle Ortadoğu'daki müslüman devletleri son derece rahatsız ediyordu. Çünkü bu durum, dinsel bir paradoks yaratıyor. Allah kelamını gerçek kılmak için her şeyi göze alabilecek olan mülitanlar, düşmanlarının ölümü adına kendilerini imha etmekten çekinmediler. Otobüslerde, pazar yerlerinde, gece kuluplerinde patlayan bombalar, naklen yayın araçlarının yardımıyla anında dünyaya aktarılıyordu. Televizyon ekranlarına akan görüntüler, hayatında bomba sesi duymamış Avrupalı ve Amerikalıların zihninde, "bombacı", "müslüman" ve "terorist" kelimelerinden oluşan çeşitli denklemlerin oluşmasına neden oldu. 11 Eylül saldırılarının ardından Avrupa'da patlayan bombalar ise, bu denklemden çıkan sonuçların, doğrulanmasından başka bir işe yaramadı. Artık Avrupalı ve Amerikalılar için, her müslüman potansiyel bir terörist haline geldi. Ayetullah Humeyni'nin resimleriyle başlayan korku, artık, sakallı, esmer tenli, koyu renk gözlü ve koyu saçlı her ortadoğulunun potansiyel bir tehlike olmasına yetiyordu. Öyle ki potansiyel suçlu olmak için her hangi bir Ortadoğu ülkesinin vatandaşı olmak bile yeterli hale geldi. Avrupalı ve Amerikalılar için resim artık şöyleydi. "Müslümanlar, Yahudilere saldırır." "Müslümanlar, artık biz hıristiyanlara da saldırıyor" "Müslümanlar, Hindulara da saldırıyorlardı." "Müslümanlar, demek ki herkese saldırır." "O zaman, müslümanlara karşı birleşmeliyiz." Yanlış ve eksik bilgilerden yükselen bu sonuçlar, elbette doğruyu gösteremez. Yanlı yayınlar ile yanıltılan hıristiyan kamuoyu, sadece patlayan bombaları görüyor. Daha da kötüsü, olayların nedenini sorgulamıyor. Bu yüzden, dünyadaki dini gerilim giderek tırmanıyor. Dünyanın her tarafından, saldırı – karşı saldırı haberleri geliyor. Ne ABD, ne İsrail, ne müslüman devletler, ne Vatikan, hızla artan bu gerilimin dinmesi için çaba göstermiyorlar. Sanki, bu gerilimin çatışmaya dönüşmesini istiyorlar. Böyle bir çatışmadan fayda sağlayacak olanlar elbette var. Kapitalist – Komunist gerginliğinin ardından, din kökenli bir kutuplaşmaya doğru hızla sürükleniyoruz. SSCB'nin dağılmasının ardından söylenen "bundan sonraki savaş, dinler savaşı olacak" kehaneti doğru çıkacak gibi gözüküyor. Dinlerarası diyalog mu? İşte bu gerçekten çok zor.
Yorum yaz Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||