00:40:11

derKi'ye Yazar Olabilir miyim?

derKi'ye Yazar Olabilir miyim?

derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...

derKi Sayı 30 ÇIKTI!

derKi Sayı 30 ÇIKTI!

derKi Dergi'nin 30. sayısı çıktı. Yeni sayımızı okumak için sağdaki bannerı veya http://www.derki.com/dergi adresine tıklayabilirsiniz.


 
Çizgiyi Aşmak PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 01 Mart 2006
Yazarın e-maili: Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır



Son zamanlarda ülkemizde sanatla eğlencenin birbirine fazla karıştırıldığı bir dönem yaşamaktayız. Bu durum beni de çok rahatsız etmeye başladı; daha önceki yazımda da bu konudan bahsedeceğime dair tüyoyu vermiştim.

derKi yazarlarından sevgili Şiyma Aksekili bir sohbet esnasında, eşinin okuduğu kitapları kendisine anlatması sonucunda kitapların içeriği hakkında fikir edinerek sosyal ortamlarda sanki onları kendisi okumuş gibi bir tavır takınan birinden bahsetmişti. O zaman buna çok şaşırmıştım, bir insan neden böyle bir yola tevessül eder ki diye üzerinde düşünmüştüm. Son günlerde teknolojinin yardımıyla seslerin karıştırılarak ortaya çıkarılan şarkıları görünce bu sohbet konusu tekrar aklıma geldi.

Sanatçıların halkın önünde mi, yanında mı yöresinde mi bulunduğu konusundan ben de pek emin değilim, bu yaşamın içinde yaşadıklarından dolayı halkla çok içiçe olduklarını düşünüyorum ama  halkın içinde yaşarken adeta onlara tahsis edilmiş bir çizgi üzerinde olduklarını gözlüyorum. Bu çizgininse zamandan çok bağımsız bir çizgi olduğunu söyleyebilirim. O çizgi geçmişten başlayarak geleceğe doğru kesintisiz uzanıyor. Bugün benim bir filmi izlerken beynimde oluşan düşünceleri ya da bir şarkıyı dinlerken hissettiğim duyguları bundan bilmem kaç yıl sonra bir başkası da benim gibi izlerken ya da dinlerken düşünecek ya da hissedecek midir bilmem ama gerçek olan ve değişmeyen tek şey o eserlerin bilmemkaç yıl sonra bile insanlarla buluşmayı sürdürmesi olacaktır.

Eğlence ise adı üstünde eğlencedir ve anlık yaşanan zaman dilimlerini içerir. Hayattan bunaldığımız zamanlarda biraz rahatlayabilmemiz hatta gülerek deşarj olabilmemiz için gereklidir. İnsan doğası için gerekli olduğundan dolayı da gittikçe genişliyor bu sektör.

Eğlencenin de kendine özgü bir çizgi yapısı var elbette. Bana göre kısa kısa ve sadece anı kapsayan bir çizgi yapısı bu.

Ama sanat ve eğlencenin çizgileri birbirine karışmaya başladığı anda olanlar oluyor ve olaylar hızla arapsaçı haline dönüşüyor.

Bunu trafikteki devamlı ve kesikli çizgilerin yanyana gelmesiyle oluşan çizgi yapısına benzetiyorum nedense. Kesikli çizgi alanında bulunan diğerinin alanına istediği gibi girip çıkabiliyor. Ama devamlı çizgi sahibi kendi alanında kalıyor hep. Devamlı çizgi hep istikrarlı, kesikli çizgi ise fazlasıyla oynak. :)

Durumu kendi çizgilerimize uyarlarsak eğlence çizgisinde yol alanların sanat çizgisinde yol alanlardan zaman zaman destek almaları ya da almaları gerektiği anlamında değerlendiriyorum ben bu durumu. Çünkü sanat, içinde yüksek bir yaratıcılık barındırmaktadır. Eğlence sektörünün bu yaratıcıklıktan zaman zaman beslenmek istemesi de gayet normaldir.

Eğlence sektöründe yer alan ve sanatsal bir yetenek sahibi olmayan, sanat çizgisi üzerinde yol almayan bir kişi o çizginin kapsama alanına giripte çıkmak istemezse işte o zaman ona müdahale farz haline gelmektedir. Çünkü kişinin kendine sağlamaya çalıştığı kişisel menfaati bir tarafa bırakacak olursak bu sahtelik hem izleyenleri aldattığı gibi, hem de sanata ve sanatçıya karşı yapılan bir haksızlığı da beraberinde getirmekte.

Sonuç olarak ben yeteneği olmayan kişilerin bir şeyler yapmalarına karşı olmadığımı söyleyebilirim ama o olmayan yetenekleriyle ya da daha doğru bir söylemle yeteneksizlikleriyle yani yalın ve saf halleriyle halka yaptıklarını sunarlarsa hem halka, hem sanata, hem de sanatçıya saygısızlık yapmamış olurlar, hem de doğrudan eğlence sektörünün çizgisi ile uyumlu hale gelirler. Yeteneği olmadığı halde şarkı söylemeye soyunan bir kişi, üzerinde herhangi bir sahtelik ya da aldatmaca olmadan kendi sahici sesi ile şarkı söylerse en azından onu izlerken ya da dinlerken günlük yaşam sıkıntılarından biraz uzaklaşır ve bol bol güleriz.

Böylece her şey ait olduğu yerde durur ve çizgiler de karışmaz diye düşünüyorum.




Bu yazıya ilk yorumu yazın

Yorum yaz
İsim:
E-posta:
Başlık:
Yorum:

Güvenlik kodu:* Code

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved