21:35:33

derKi'ye Yazar Olabilir miyim?

derKi'ye Yazar Olabilir miyim?

derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...

derKi Sayı 30 ÇIKTI!

derKi Sayı 30 ÇIKTI!

derKi Dergi'nin 30. sayısı çıktı. Yeni sayımızı okumak için sağdaki bannerı veya http://www.derki.com/dergi adresine tıklayabilirsiniz.


 
Cennet'in Krallığı Nerdedir? PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 18 Mayıs 2005

Sinemalarımızda geçtiğimiz hafta gösterime giren ve yönetmenliğini Ridley Scott'ın yaptığı "Kingdom of Heaven - Cennet'in Krallığı" filmi hakkında derKi yazarı Erhan Altunay'dan, Haçlı Seferleri hakkındaki filmin siyasi mesajları üzerine bir değerlendirme yazısı.

“Nihayet, bizimkilerin surlarla kuleleri elde etmelerinden sonra, yenilenler arasında inanılmaz bazı hadiselere tanık olduk. […] Şehrin sokakları kesilmiş kol ve bacakalrla dolmuştu ; yollarda öylesine ceset bolluğu vardı ki, insanın oralardan geçmesi mümkün olmuyordu. Süleyman’ın tarihi mabedinde bizimkiler öylesine kan akıtmışlardı ki, cesetler kızıl bir denizde yüzüyor, akıntının etkisi ile bir bu yana, bir şu yana sürüklenip gidiyolardı. Sağda solda yüzen bacaklarla, kafalar bazen başka bir cesede yapışıyordu. İğrenç bir karmaşa her yere hakim olmuştu. O bölgede halkı kılıçtan geçirme görevini üstlenmiş olan askerlerin kendileri de, bir süre sonra parçalanmış cesetlerden etrafa yayılan pis kokuya dayanamaz olmuşlardı.”

Birinci Haçlı Seferi sırasında Kudüs’te, Cennet’in Krallığında Haçlıların yaptığı katliamı , yine haçlılardan biri olan Raymond d’Agiles böyle anlatır. Haçlı kronikleri, kendi ordularının yaptıklarının farkındaydılar fakat “inançsızların” öldürülmesinin meşru olabileceği anlayışı, kadın çocuk demeden böyle bir katliamı haklı kılıyordu onların gözlerinde.

Aslında yüzyıllar boyu sürecek Doğu-Batı husumetinin temelleri de böyle atılmış oluyordu.

Kudüs , aynı kökten gelen ve birbiri ile anlaşamayan dinlerin ortak ekseni olmasının yanında , bu üç dinin mensuplarının çıkar anlaşmazlıklarının da ortak ekseni olacaktır.

Günümüzde, Bush’un dil sürçmesi ile  kafalarda yeniden soru işaretleri yaratan Haçlı Seferleri’ne Holywood elinde bu kez şaşırtıcı derecede farklı bir anlatım bulmuş.

Vizyona yeni giren, Cennet’in Krallığı isimli filmde de, Selahaddin’in, “ben Selahaddin’im” diyerek, Küdus’teki Hıristiyanları katlememesi ve kendini Haçlı “barbarlardan” ayırması, Ortaçağ’daki Müslüman ve Hıristiyan medeniyetleri arasındaki farkı da vurgulamakta. Yönetmen Ridley Scott’un yer yer fantastik sinema öğelerini kullandığı bu tarihsel filmi özellikle Doğu’lu seyirci için oldukça cazip. Öte yandan filmin baş rolünde bir dönem Türk Sineması’nda Cüneyt Arkın gibi tarihli ve bol kılıç sahneli filmlerde yer alan Orlando Bloom’un olması – bu arada filmin bir çok yerindeki sahnelerin Malkoçoğlu’nu aratmadığını belirtmek gerek- filmin ticari başarısını da etkilemekte. Tabii yüzünü göstermeyen Edward Norton, vücudunu göstermeyen Eva Green ve Jeremy Irons da filmin başarısını olumlu yönde etkiliyor.

Haçlı seferlerinin çıkış noktası Kudüs’ün Müslümanların elinden kurtarılmasıdır. Aslında İsa, mevcut somut Küdus şehrinden çok, Göksel bir Küdus anlayışını getirmişti. Bu anlayışa göre, göksel egemenlik yalnızca Küdus şehrini değil, tüm dünyayı kapsayan bir anlayıştı. Yahudilik belli bir kavmin inanıcıyken, Hıristiyanlığın değişik kökenli insanlara seslenebilmesinin asıl kaynağı bu egemenlik anlayışıdır. Ancak , Hıristiyan hacıların Kudüs’ü ziyaret etmesinde sorunlar yaşandığını iddia eden kilise maceracı şövalyeleri de yanına katarak Dünya tarihinindeki bu büyük Doğu-Batı bölünmesine kaynaklık etmiştir.

Cennet’in Krallığı bu bölünmedeki Batı’nın suçunu sık sık vurgulamakta hatta sorunu kilise sorgulamasından Tanrı sorgulamasına kadar götürerek aslında bu kökensel suçluluk duygusunu ortaya koymaktadır.

Günümüzdeki olaylara baktığımızda bu bir tür günah çıkartma mıdır?

Bunu böyle düşünmek çok iyimser olacaktır. Bu olsa olsa İslam içinde Selahaddin gibi “bağışlamasını bilen” bilge İslam komutanı imajının , daha önce yaratılan kanlı “Usame Bin Ladin” imajı ile yer değiştirme çabası olarak da görülebilir. Bu da barış için Holywood’un , yine samimi olmayarak topu başka yerlerle atma çabasına örnek olabilir. Aynı şekilde,  Yüzüklerin Efendisi’ndeki Miğfer Dibi savaşlarını anımsatan bire savaş sahnesinden sonra , “bilge kral” ağırlığının filmin kahramanı olan Balian’dan Selahaddin’e geçmesi, Guy de Lusignan’ın eşeğe ters bindirilip dolaştırılırken, Selahaddin’in savunmada olan ancak uzlaşmacı olan kahraman ile anlaşması da anlamlıdır.

Filmdeki bir ilginç olgu da günümüzdeki bazı siyasi tartışmaların odağında olan Tapınakçıların ya da türevlerinin filmde ara bozucu olan ve bundan çıkar elde etmeye çalışan bir topluluk olarak gösterilmesi.

Filmin çılgın karakteri Guy de Lusignan ve destekçileri Tapınakçılar, basit çıkarlar adına savaşa atılmaktan ve ölümlere yol açmaktan kaçınmazlarken bu da kaçınılmaz olarak, günümüzde bazı inançların arkasına sığınıp savaşa giren liderleri ve destekçilerini anımsatıyor.

Taihin en garip tarikatlarından birini oluşturmuş olan Tapınakçılar filmde , başınabuyruk ve arabozucu olarak karakterize edilmişler. Gerçekte dokuz şövalye tarafından , Kudüs’e giden hacılara yardım etmek üzere kurulan bu topluluk zamanla amacını değiştirmiş, para işlerine yönelmiş ama içerisinde de gizli bir ezoterik yapıyı korumuştur. En sonunda büyük üstadları Jacques de Molay’ın , kendilerine olan borcunu ödeyemeyen  Fransa Kralı Philippe le Bel tarafından yakılmasıya sona erdiği sanılan ancak günümüzde de devam eden Tapınakçıların siyasetle olan ilişkileri de her zaman sorgulanmıştır.

Holywood’un son zamanlardaki tarihi film merakının son halkası olan  “Cennet’in Krallığı”nın  içten içe Tapınakçıları da bu haliyle gözler önüne sermektedir.

Cennet’in Krallığı yer yer fantastik öğelerin varlığına rağmen , tarihi hatta siyasi bir film. Herkes, her yaştan izleyici filmde kendine , kendi entellüktüel seviyesine göre bir şeyler bulabilir, ve herkes salondan diğerlerinden farklı bir düşünce ile çıkabilir.           


Erhan Altunay




Bu yazıya ilk yorumu yazın

Yorum yaz
İsim:
E-posta:
Başlık:
Yorum:

Güvenlik kodu:* Code

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved