derKi'ye Yazar Olabilir miyim?
derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...
derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...
derKi Dergi'nin 30. sayısı çıktı. Yeni sayımızı okumak için sağdaki bannerı veya http://www.derki.com/dergi adresine tıklayabilirsiniz.
| Buna Film Diyenin... |
|
|
|
| Pazartesi, 19 Haziran 2006 | ||||
|
Ben korku filmlerini oldum olası sevmişimdir ve ayıla bayıla izlemişimdir. Fakat son 3-4 aydır bir türlü bir korku filmi izlemek nasip olmamıştı ve dün gece oturdum, “Quentin Tarantino sunar” pazarlamasıyla sunulan “Hostel” filmini izledim. Malum son dönemlerin en popüler filmlerindendi ve hakkında çok şey söylenmişti. Eh bittikten sonra film hakkındaki yorumumu başlıktan okuyabilirsiniz. Peki neden bu başlığı attım? Daha en başta ben Slovaklar adına bozuldum. 3 tane genç, interrail muhabbetiyle Avrupa’yı gezip bol bol çiftleşiyorlar ki filmin ilk yarısı zaten soft porno biçiminde geçiyor. Sonra bu gençler aldıkları bir tavsiye ile Slovakya’ya geliyorlar ve olaylar gelişiyor. Kısaca özet bu. Gelelim Slovaklara. Yönetmen Eli Roth, “Amerikalılar, Slovakya diye bir yeri bilmedikleri için bu ülkeyi seçtim, esasında esinlendiğim hikaye Tayland’da geçiyordu” demiş. Bu bilinmeyen Slovaklar ve Slovakya nasıl anlatılıyor filmde? Paranız varsa rahatlıkla adam bile kesebileceğiniz, çocukları bile birkaç dolar için adam öldürebilecek potansiyele sahip, polisin yolda çevirip adam dövdüğü… bir cehennem. Bizim milli başağrımız “Geceyarısı Ekspresi” bu filmin yanında “Susam Sokağı” kalır. Tüm filmi izledikten sonra milletin aklında kalan “Slovakya’ya gitmeyin, orda adam kesiyorlar.” oluyor ve nette birçok kişinin interrailden de, Slovakya’dan da ürktüğünü gösteren mesajlar okudum ki bu çok acı. Bratislava’yı hiç görmedim, ama eminim çok güzel bir şehirdir ve bu film onları feci kızdırmıştır. Düşünsenize “Geceyarısı Ekspresi”nin kurbanı olan bu ülkenin gençleri, nette “baba interraile takılmıştım, Allahtan dalağı böbreği mafyaya kaptırmadan gelmişiz” gibisinden mesajlar atabiliyorlar. Çünkü Amerika ne derse doğrudur. Kendine yönetmen diyen bir deli çıkıp “Slovaklar adam kesiyor” dediğinde de doğrudur, “Türkiye gitmeyin ey millet orda başınıza gelmedik kalmaz” dediğinde de doğrudur, yarın başka bir ülkeye çamur attıklarında da doğrudur… Kamera kimdeyse haklıdır zaten. Benim gencim de kendine sunulan ne varsa aynen olduğu gibi alır hiç sorgulamadan, sonra da ortalarda her şeyi biliyormuşçasına ahkam keser. Sen organ mafyasına dalağa, böbreği kaptırmamışsın ama vücutta dalak ve böbrekten başka bir şey de kalmamış. Hele kafa, ara ki bulasın. Bir Slovak değilim, ama aynı haksızlığa uğramış bir ülkenin evladı olarak çok kızdım bu filme. Esasında film demek bile hakaret filmlere. Ogrish.com diye değme iğrençliğin olduğu bir site vardır. Ordaki kısa filmleri ucuca eklemişler ve ortaya bu çıkmış. Snuff denilen bir tür bu, ama korku filmi diye pazarlanması büyük ayıp, çünkü korkudan eser yok. Bol bol kopmuş organ, kesilen biçilen insan bedenleri, kısaca bir kasap dükkanında ne varsa o var. Ha biraz zorlarsanız, insan ruhunun karanlık noktalarına göndermeler, fazla paranın insanları nasıl doyumsuzlaştırdığı gibi dokundurmalar vs. bulabilirsiniz, ama bu çok çok iyimserseniz çıkabilecek bir sonuç. Tabii midenize de hakimseniz ve düşünebilecek durumunuz kaldıysa. Aman çocuklarınızla falan birlikte izlemeyin, eğer genç yaşta bir çocuğunuz var da onun izlemeye niyetli olduğunu duyarsanız uyarın. (Yasaklarsanız kesin izlemeye kalkar.) Kendiniz de izlemeye niyetliyseniz bir kere daha düşünün. Gerçekten film değil bu. Ben size çok güzel başka korku filmleri önerebilirim.
Yorum yaz Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||