derKi'ye Yazar Olabilir miyim?
derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...
derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...
derKi Dergi'nin 30. sayısı çıktı. Yeni sayımızı okumak için sağdaki bannerı veya http://www.derki.com/dergi adresine tıklayabilirsiniz.
| Bozuk Maya |
|
|
|
| Salı, 21 Şubat 2006 | ||||
|
Yazarın e-maili:
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Süt mü bozuk, maya mı? Gerek dünyada, gerekse ülkemizde bir kargaşadır bir kaostur sürüp gidiyor. Bu kargaşadan bizde kendi payımıza düşeni alıyoruz toplumca. Dünya üzerinde süren kargaşanın sebepleri nasıl kültürel, ekonomik ve inançlarla bağlantılıysa ülkemizde de buna paralel kargaşalar aynı hızda sürmekte. Hatta bizzat insanlığın en küçük bireyine kadar bu gerilimin yansımaları görülmekte. Kime selam deseniz hır çıkacak gibi görünüyor. Hadi selam verdiniz diyelim, bir vukuatta çıkmadı. Bu seferde bir başkası “vay, ona selam verdin” diyerek hır çıkarmakta gecikmiyor. Başlıyorsunuz hırlaşmaya… Ülkeler de böyle. O ülke lideri, bu ülke liderine selam mı verdi; haydiii, al sana yeni bir sorun. Sen nasıl olur da bizim selam vermediğimize selam verirsin? Sen bilmiyor musun, biz onu insandan saymıyoruz, biz onu tanımıyoruz… İnsanın bu durum karşısında ister istemez sorası geliyor, insanlık çıldırmaya mı gidiyor? Hani ağır hasta olan kişi ölüm döşeğindeyken bir an önce ölüp kurtulmak ister ya acılarından, ölünce de herkes öldü, kurtuldu der. Ama daha çok ölen kişi için değil de, yakınlarının çektiği sıkıntılar baz alınarak kurulur bu cümle. Eh dünyanın durumuna bakınca bütün insanlık tam olarak çıldırsa da kurtulsak hep beraber diyorum bende, belki de dünyanın bizden kurtuluşunu arzu ediyorum içten içe. Eğer çıldırmaya niyetleri yoksa daha fazla eziyet etmeye de hakkımız yok bu güzel gezegene… Bilim adamları her gün basbas bağırıyorlar doğayı tahrip ettik, iklimlerin dengesini bozduk, geri dönüşümü imkansız zararlar veriyoruz dünyaya diye. Ama kimin umurunda… İlginçtir insanlık adeta kulaklarını tıkamış vaziyette; bilim adamlarının bu söylemlerini kimsenin taktığı yok. Herkes kendi bildiğini okumaya devam ediyor. Bir değişim sözcüğü hepimizin dilinde bir süredir, sanki çok matah bir şeymiş gibi; ben bu değişim fikrinden hatta arzusundan kendi adıma vazgeçtim. Değişim böyle olacaksa ben aynı kalmaya razıyım. Hatta mümkünse şu anı dondurmakta yarar var. Çünkü bu değişimin sonu itiraf etmek gerekirse pek hayra alamet görünmüyor. İlginçtir, “yaşam devam ettiği sürece umut vardır” sözü de artık geçerliliğini yitirmek üzere gibi görünüyor. Umutta artık bildiğimiz umut olmaktan çoktan çıktı, o da bozulan insan gibi bozulmaya doğru hızla gidiyor. Onu da soysuzlaştırmayı başardık çok şükür. Eh umudu da kendimiz icat etmedik mi diğer kavramlar gibi. Görünen o ki bütün insani kavramlarda insanın bu garip değişimine hizmet edercesine faaliyete geçmiş vaziyetteler. Bütün mayalar bozulmuş gibi görünüyor. Ya da diyorum kendi kendime bütün suçu mayada aramamak mı lazım acaba, belki de bozuk olan süttü de kokusu şimdi mi çıktı?!
Yorum yaz Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||