derKi'ye Yazar Olabilir miyim?
derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...
derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...
derKi Dergi'nin 30. sayısı çıktı. Yeni sayımızı okumak için sağdaki bannerı veya http://www.derki.com/dergi adresine tıklayabilirsiniz.
| Ben Kimim? |
|
|
|
| Perşembe, 02 Mart 2006 | ||||
|
Yirmi yedi senelik hayatımda gözlemlediğim bir şey var: Kendinize “Ben kimim?” diye mutlaka soruyorsunuz; ilk başlarda, orta yaşlarda veya eninde sonunda. Bu soru çocukluğunuzdan başlıyor, ergenlik çağınızda çok yoğunlaşıyor ve önceleri, toplum size hazır cevaplardan bir demet sunuyor. Zaman içinde bu hazır cevaplardan birilerini seçiyor ve yavaş yavaş özümsüyorsunuz. Eh, bunu hiçbirimizin yapmadığını söyleyemeyiz, ama şu var ki, bu hazır seçenekler, eninde sonunda sizi tatmin etmemeye başlıyor. Kendinizin, bu tanımlamaların ötesinde bir varlık olduğunu hissetmeye başlıyorsunuz ve sorgulamalar başlıyor. Evren, size bu soruyu sordurmak için çok çeşitli yöntemler kullanıyor: Kimisi zaten bu soruyla hep birlikte olduğu için, yanıt alma sürecine geçişi pek zor olmuyor; kimisi olağanüstü diye nitelendirebileceğimiz olaylarla karşılaşıyor; kimisi ağır bir hastalık ve üzüntü yaşıyor; kimisi artık tatmin olamadığını, daha doğrusu verilen reçetenin etkisinin geçtiğini hissediyor ve depresyona girmeye başlıyor. Herkesin karşına, uygun bir “sordurma” metodu çıkıyor. Mesela, olağanüstü şeyler yaşatıyor dedim: Farkında mısınız, son zamanlarda, arkadaşlarınız aralarında konuşurken, “çok sık olmasa da” rüyalarında gördüklerinin hep çıkmaya başladığını veya uykusunda, bedeninden dışarı çıktığını hissettiğini; inanılmaz rastlantılarla dolu olayları üst üste yaşadığını veya garip garip ışıklar gördüğünü söylüyor ve bunları açıklayamıyor; hatta kafayı yediğini düşünüp susuyor. Bunlar aslında, evrenin size, “Heeey, buraya bak, senin ‘yaşam’ ve ‘ben’ diye nitelendirdiğinin ötesinde bir şeyler var, lütfen bunu bir düşün” deme yollarından biri. Zamanı gelip, “ben kimim?” sorusunu yüreğinizden sorduğunuz vakit, artık yanıtı size getirecek bir süreci başlatmış oluyor ve bir anda, hayatınızın kökten değişmeye başladığını hissediyorsunuz. Daha önce hiç karşılaşmadığınız kitaplar, insanlar, olaylar karşınıza çıkmaya başlıyor ve bunların sizin hayatınıza girişi, deyim yerindeyse mucizevî oluyor. Sevgilinizden ayrılmış ağlaya ağlaya gezerken ve aynı anda ev sahibiniz sizi evden atmaya çalışırken, kendinizi kapana kısılmış hissederken … bir kitapçıya giriyorsunuz ve tesadüfen (!) bir kitap çıkıyor karşınıza ve hiç aldırmaz bir tavırla açıp okumaya başlıyorsunuz ve şu satırları görüyorsunuz: “Tanrım, evimden atılmaya çalışırken, yarın faturalarımı nasıl ödeyeceğimi bilemezken, eşim beni terk etmişken, ben artık nasıl mutlu olabilirim…?” ve gözleriniz alttaki satırlara kaymaya başladığında, karşınızda mucizevî sözler görüyorsunuz ve bir anda tüm umutsuzluğunuz geçiveriyor. Ta ta ta taaa!!! Sonra, o kitabı alıp okumaya devam ederken, sırtınıza bir teyze çarpıyor ve dönüp ona baktığınızda, lise arkadaşınızın annesi olduğunu görüyorsunuz. Hoşbeş ederken size, apartmanlarında bir dairenin yeni boşaldığını ve kiranın çok uygun olduğunu, ev sahibiyle sizin için anlaşabileceğini söylüyor; derken telefonunuz çalıyor ve sevgiliniz, aslında sizi ne kadar çok sevdiğini söylüyor ve siz ööle, kitapçının ortasında kalıveriyorsunuz... Sizce bunlar tesadüf mü? Etrafınızda “olağanüstü” bir şeylerin geliştiğini hissetmeyi görmezden mi geleceksiniz; yoksa, o anda elinizde tuttuğunuz kitabı okumaya devam mı edeceksiniz? Sakın yanlış anlamayın; bu, milyonlarca senaryodan sadece birisi. Evren denen sistemin en muhteşem yanı, seçeneklerin sonsuz olması. Ben, sadece tek bir aksiyon yazdım şu anda ve bu, benim yaşadığım bir senaryonun yeniden kurgulanmış haliydi. Bir başkasında sevgili dönmez, başka biri çıkar karşına, ya da evi emlakçıdan bulursun, ama eninde sonunda, gülümseyerek, size verilmek istenen şudur: “Hey, artık soracak mısın kendine, tüm bunlar neden oluyor diye? Bu olanlar bana ne anlatmak istiyor, ya da bunlar mucizevî tesadüfler mi sence?” Peki, sonuçta elinize ne geçiyor, derseniz, cevap: Kendiniz. Kendinizi tanımlamalardan ve hazır senaryolardan arındırmaya başladıkça, hayatınızı yönlendirmeye başladığınızı da hissediyorsunuz. İşin daha da güzeli, bunu yaparken kasılmıyorsunuz; bilakis, bir keyif ve huzur duygusu hakim oluyor size. Hayatınızın her anında mucizevî olaylar görmeye başlıyorsunuz ve bu sizi gülümsetiyor. Dünyada yanıtı verilmeye çalışılan, ama bir türlü tatmin edici sonuçlara ulaşılamayan birçok “mistik” sorunun yanıtına yavaş yavaş ulaşmaya başlıyorsunuz ve işin en güzeli de “ben kimim?” diye sorduğunuzda, yanıtı aldığınızı hissediyorsunuz… Peki o yanıt mı ne? Bekleyin bakalım daha yeni başladık… ;)
Yorum yaz Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||