22:42:58

derKi'ye Yazar Olabilir miyim?

derKi'ye Yazar Olabilir miyim?

derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...

derKi Sayı 30 ÇIKTI!

derKi Sayı 30 ÇIKTI!

derKi Dergi'nin 30. sayısı çıktı. Yeni sayımızı okumak için sağdaki bannerı veya http://www.derki.com/dergi adresine tıklayabilirsiniz.


 
Ben Kimim? PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 02 Mart 2006

Yirmi yedi senelik hayatımda gözlemlediğim bir şey var: Kendinize “Ben kimim?” diye mutlaka soruyorsunuz; ilk başlarda, orta yaşlarda veya eninde sonunda. Bu soru çocukluğunuzdan başlıyor, ergenlik çağınızda çok yoğunlaşıyor ve önceleri, toplum size hazır cevaplardan bir demet sunuyor. Zaman içinde bu hazır cevaplardan birilerini seçiyor ve yavaş yavaş özümsüyorsunuz. Eh, bunu hiçbirimizin yapmadığını söyleyemeyiz, ama şu var ki, bu hazır seçenekler, eninde sonunda sizi tatmin etmemeye başlıyor. Kendinizin, bu tanımlamaların ötesinde bir varlık olduğunu hissetmeye başlıyorsunuz ve sorgulamalar başlıyor.

Evren, size bu soruyu sordurmak için çok çeşitli yöntemler kullanıyor: Kimisi zaten bu soruyla hep birlikte olduğu için, yanıt alma sürecine geçişi pek zor olmuyor; kimisi olağanüstü diye nitelendirebileceğimiz olaylarla karşılaşıyor; kimisi ağır bir hastalık ve üzüntü yaşıyor; kimisi artık tatmin olamadığını, daha doğrusu verilen reçetenin etkisinin geçtiğini hissediyor ve depresyona girmeye başlıyor. Herkesin karşına, uygun bir “sordurma” metodu çıkıyor.

Mesela, olağanüstü şeyler yaşatıyor dedim: Farkında mısınız, son zamanlarda, arkadaşlarınız aralarında konuşurken, “çok sık olmasa da” rüyalarında gördüklerinin hep çıkmaya başladığını veya uykusunda, bedeninden dışarı çıktığını hissettiğini; inanılmaz rastlantılarla dolu olayları üst üste yaşadığını veya garip garip ışıklar gördüğünü söylüyor ve bunları açıklayamıyor; hatta kafayı yediğini düşünüp susuyor. Bunlar aslında, evrenin size, “Heeey, buraya bak, senin ‘yaşam’ ve ‘ben’ diye nitelendirdiğinin ötesinde bir şeyler var, lütfen bunu bir düşün” deme yollarından biri.

Zamanı gelip, “ben kimim?” sorusunu yüreğinizden sorduğunuz vakit, artık yanıtı size getirecek bir süreci başlatmış oluyor ve bir anda, hayatınızın kökten değişmeye başladığını hissediyorsunuz. Daha önce hiç karşılaşmadığınız kitaplar, insanlar, olaylar karşınıza çıkmaya başlıyor ve bunların sizin hayatınıza girişi, deyim yerindeyse mucizevî oluyor. Sevgilinizden ayrılmış ağlaya ağlaya gezerken ve aynı anda ev sahibiniz sizi evden atmaya çalışırken, kendinizi kapana kısılmış hissederken … bir kitapçıya giriyorsunuz ve tesadüfen (!) bir kitap çıkıyor karşınıza ve hiç aldırmaz bir tavırla açıp okumaya başlıyorsunuz ve şu satırları görüyorsunuz: “Tanrım, evimden atılmaya çalışırken, yarın faturalarımı nasıl ödeyeceğimi bilemezken, eşim beni terk etmişken, ben artık nasıl mutlu olabilirim…?” ve gözleriniz alttaki satırlara kaymaya başladığında, karşınızda mucizevî sözler görüyorsunuz ve bir anda tüm umutsuzluğunuz geçiveriyor. Ta ta ta taaa!!! Sonra, o kitabı alıp okumaya devam ederken, sırtınıza bir teyze çarpıyor ve dönüp ona baktığınızda, lise arkadaşınızın annesi olduğunu görüyorsunuz. Hoşbeş ederken size, apartmanlarında bir dairenin yeni boşaldığını ve kiranın çok uygun olduğunu, ev sahibiyle sizin için anlaşabileceğini söylüyor; derken telefonunuz çalıyor ve sevgiliniz, aslında sizi ne kadar çok sevdiğini söylüyor ve siz ööle, kitapçının ortasında kalıveriyorsunuz...

Sizce bunlar tesadüf mü? Etrafınızda “olağanüstü” bir şeylerin geliştiğini hissetmeyi görmezden mi geleceksiniz; yoksa, o anda elinizde tuttuğunuz kitabı okumaya devam mı edeceksiniz? Sakın yanlış anlamayın; bu, milyonlarca senaryodan sadece birisi. Evren denen sistemin en muhteşem yanı, seçeneklerin sonsuz olması. Ben, sadece tek bir aksiyon yazdım şu anda ve bu, benim yaşadığım bir senaryonun yeniden kurgulanmış haliydi. Bir başkasında sevgili dönmez, başka biri çıkar karşına, ya da evi emlakçıdan bulursun, ama eninde sonunda, gülümseyerek, size verilmek istenen şudur: “Hey, artık soracak mısın kendine, tüm bunlar neden oluyor diye? Bu olanlar bana ne anlatmak istiyor, ya da bunlar mucizevî tesadüfler mi sence?”

İşte, “kendini tanıma yolu”na girdiğinizde karşılaştığınız ilk bilgi genellikle bu işte: “Hiçbir şey tesadüf değildir, her şey muhteşem bir senaryonun parçasıdır.” Bunu yüreğinizde hissetiğiniz anda, artık “yol”a girmişsiniz demektir. Tabii, burada şu noktayı tekrarlamak istiyorum: Bu yol “tek” değil, dünyada ne kadar insan varsa, girilebilecek o kadar da “yol” var demektir. Ben, nice muhteşem insanlar tanıdım ki, benim kelimelerimi kullanmadan, kendilerine özgü kelimelerle aynı şeyleri yaşıyor. Kendinizin yanıtını bulmak demek, asla ve asla, kendinize illa “spiritüel” tanımlamalarla ulaşacağınız anlamına gelmiyor. Bunun için meditasyon yapmanız gerekmiyor; bir yerlere toplanıp OM çekmeniz, kitapçılarda bol bol bulabileceğiniz ruhsal kitapları okumanız, ya da Zuhal Teyzenizden özel enerji tedavileri almanız... Evren, herkese özel programlar hazırlıyor, tıpkı bir spor salonunda herkese özel programlar hazırlandığı gibi. Kimisi bisiklet çevirirken, kimisi sadece ağırlık çalışıyor; kimisi ise hiçbirine elini sürmeden, sadece aerobik yapıyor. Ama temelde amaç aynıdır spor salonunda: Vücudu çalıştırmak. İşte “kendini tanıma yolu” da ruhunuzu çalıştırıyor.

Peki, sonuçta elinize ne geçiyor, derseniz, cevap: Kendiniz. Kendinizi tanımlamalardan ve hazır senaryolardan arındırmaya başladıkça, hayatınızı yönlendirmeye başladığınızı da hissediyorsunuz. İşin daha da güzeli, bunu yaparken kasılmıyorsunuz; bilakis, bir keyif ve huzur duygusu hakim oluyor size. Hayatınızın her anında mucizevî olaylar görmeye başlıyorsunuz ve bu sizi gülümsetiyor. Dünyada yanıtı verilmeye çalışılan, ama bir türlü tatmin edici sonuçlara ulaşılamayan birçok “mistik” sorunun yanıtına yavaş yavaş ulaşmaya başlıyorsunuz ve işin en güzeli de “ben kimim?” diye sorduğunuzda, yanıtı aldığınızı hissediyorsunuz… Peki o yanıt mı ne? Bekleyin bakalım daha yeni başladık… ;)  




Bu yazıya ilk yorumu yazın

Yorum yaz
İsim:
E-posta:
Başlık:
Yorum:

Güvenlik kodu:* Code

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved