derKi'ye Yazar Olabilir miyim?
derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...
derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...
derKi Dergi'nin 30. sayısı çıktı. Yeni sayımızı okumak için sağdaki bannerı veya http://www.derki.com/dergi adresine tıklayabilirsiniz.
| Ayten Alpman |
|
|
|
| Cuma, 21 Temmuz 2006 | ||||
|
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Onun şarkılarıyla ilk defa lise yıllarında tanışmıştım. Beraber müzik arşivi yaptığımız sevgili Ali Tolga Acar, amcasının plaklarından kasede kaydettiği şarkılarla bir gün bize gelmişti ve “Ben Böyleyim”i ilk kez işte o zaman dinlemiş ve büyülenmiştim. Bu büyü yıllar boyu etkisini üzerimden hiç eksik etmeyecekti. Aynı kaset kaydında “Sensiz Olmam” ve “Kimbilir Kim Var Yanında” şarkıları da vardı ve ben mp3 teknolojisinin gelişip yaygınlaşacağı yıllara kadar bu şarkıları o kasetten dinleyecektim. Sonradan öğrenmiştim onun hayat hikayesini, Türkiye’nin en önemli caz şarkıcılarından biri olduğunu, esas ünlenişinin “Memleketim”le olmasına rağmen aslında bu durumdan çok da hoşnut olmadığını. Düşünsenize koskoca bir ses, sadece “Memleketim”e indirgeniyor resmen. Bu noktada Ankara’da 2 sene önce yaşadığım bir hadiseyi anlatmam lazım: Büyükşehir Belediyesi Ayten Alpman konseri organize etmiş ve bir salon dolusu insanı da oraya doldurmuş.(Ankaralılar iyi bilir, belediyede çalışanların asli görevlerinden biri de böyle organizasyonlarda salonu doldurmaktır. Kim gelirse gelsin.) Yanlış anlaşılmasın, Ayten Alpman gibi bir isme stadyumların dolması lazım, ama salonun o gün ki halini görseydiniz ne demek istediğimi anlardınız. Neyse ben bu kalabalığı, belediyenin tipik organizasyon kalabalığı olarak değil de Ayten Alpman’ı çok sevdikleri için orayı dolduran insanlar olarak yorumlamayı tercih ettim. Malum “Aliye”de dinlediği “Ben Varım”la halkımız bu büyük sanatçıyı tekrar keşfetmişti. Eee bir de “Memleketim” vardı hani. Canım belediyem de o gün içeri girenlerin hepsine birer bayrak vermişti ki, Alpman “Havasına suyuna…” diye başladığında millet ortalığı yıksın. Ama salondakilerin bilmediği şey Alpman’ın harika bir jazz sanatçısı olmasıydı. Alpman sahneye çıktığında ortalık alkıştan yıkıldı ve halkımız iyice hazırlandı, çünkü az sonra “Memleketim” çıkacaktı, çünkü Alpman “Memleketim” ve “Ben Varım”dan başkasını söylemezdi ya… Halkımız iyice hazırlandı, kollar gerildi, çocuklar coşkuya katılması için kucaklara daha iyi alındı. Orkestra da hazırlandı ve Alpman şarkısına başladı: “It had to be youuu… It had to be youuuu….” Ben o anda salonun en üst tarafında oturduğum için tüm salonu rahatlıkla görebiliyordum ve oluşan sahneye kopmamak mümkün değildi. Bir salon dolusu insan kalakaldı. Ne yapacaklarını bilemediler. Bayraklar sallanamadı, çocuklar annelerine babalarına bakmaya başladılar, tüm salon büyük bir hayalkırıklığı yaşıyordu. Ben de duruma kahkahalarla gülüyordum. Hele sol çaprazımda bir amca vardı, elindeki bayrağı, coşmuş olamamanın kırgınlığıyla koltuğunun kenarında parmak hareketiyle usul usul sallıyordu. Ne zaman ki Alpman, sekizinci şarkısı olarak “Ben Varım”ı anons etti, o zaman halkımız birikmiş enerjisini boşalttı da, böyle çığlıklar attı. Tabii çığlıklar Alpman’a mı, Aliye’ye mi bilemedim doğrusu. Sonra da “Memleketim” geldi finalde ve o bayraklar gürül gürül sallandı. :) Ayten Alpman’ı her dinlediğimde bu sahne gelir aklıma. Bu arada bu yazıyı yazmama vesile olan olay da şu oldu: dün bana bir mail ulaştı taa Kuveyt’lerden. Maili atan bayan Radyo derKi’yi dinlediğini ve Türkçe’yi hiç anlamasa bile Ayten Alpman’ın bir şarkısına aşık olduğunu söyledi ve benden hakkında bilgi istedi. Ben de onun ilk 45’liği olan “Sensiz Olmam”ı kendisine anlatırken bu büyük sanatçıyı huzurlarınızda bir kez daha ayakta alkışlamak istedim. Büyüksün Ayten Alpman…
Yorum yaz Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||