Görkemli "Dönüşüm" Başlıyor!
Olimpos Sırlar Okulu'ndan "Çemberde Nokta Olmak - IV", 6-9 Aralık tarihlerinde Olimpos'ta... Ayrıntılar için tıklayın.
Olimpos Sırlar Okulu'ndan "Çemberde Nokta Olmak - IV", 6-9 Aralık tarihlerinde Olimpos'ta... Ayrıntılar için tıklayın.
derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...
derKi Dergi'nin 29. sayısı çıktı. Yeni sayımızı okumak için sağdaki bannerı veya http://www.derki.com/dergi adresine tıklayabilirsiniz.
"Tanrı'nın Doğumgünü" kitabının yazarı buRAK özDEMİR'le, "Sevgi Dünyası" dergisinin yaptığı harika röportaj.
Radyo derKi tekrar karşınızda, hem de 5 yeni kanalıyla. Yeni kanallarımızı dinlemek için lütfen tıklayın.
| Aklım Almıyor. |
|
|
|
| Pazar, 02 Aralık 2007 | ||||
|
Ankara’daki 29 Ekim törenlerini izliyorum. Bazı arkadaşlarım bu törenleri “şovenist”, “militarist”, “milliyetçi”, “maço”, hatta “ırkçı” bulduklarını söylüyorlar. Ne o öyle, her yerde Türk bayrakları? Başka hiç kimsenin bayrağı yok. Ne PKK, ne Taşnak bayrağı yok. Aklım karışıyor. Konuşan kim? “Niye?” diyorum. “Seni rahatsız eden ne?” “Çok kan dökülüyor. Ölenlere üzülüyorum.” diyor. “Doğru. İnsanlar ölüyor. Ölüyor da, bunun konuyla ilgisi ne?” diyorum. “İstiyorum ki dünyada barış hakim olsun. Silahlarla kimse ölmesin.” “E, buna da eyvallah. Sonuç?” “Eğer milletler ve ordular olmazsa, savaş olmaz. Savaş olmazsa, silahla kimse ölmez.” “Ha, şimdi anladım. Peki, dünyada silahlı kuvvetleri, bayrağı olmayan bir millet var mı?” “Yok.” “Onların bayrakları ve orduları seni rahatsız ediyor mu?” “Orduları ediyor. Ama beni sadece Türkiye ilgilendiriyor.” “Beni de.” “Yani mesela son günlerde savaş çığırtkanlığı yapılıyor. Gazetelerde ciyak ciyak Kuzey Irak’a girilsin deniyor. Ama bunu söyleyenleri hiç biri orada olmayacak. Yine, gencecik çocuklar ölecek.” “Haklısın. Bu çok kötü. Peki sen ne olsun isterdin?” “Bence savaş çığırtkanlığı yerine barış savunulmalı. Silahlar susmalı.” “Yani, Türk Silahlı kuvvetleri PKK saldırılarına karşı silah kullanmasın mı diyorsun?” “Evet. Çözüm mecliste, demokraside. PKK’nın demokratik talepleri değerlendirilmeli.” Aklım almıyor bu ne körlük? “Çözüm mecliste diyorsun. Meclistekiler ‘PKK için kardeşlerimize, terörist demeyiz’ diyorlar. PKK kürtleri temsil mi ediyor? Mayın tuzakları hangi ‘demokratik talebi’ iletiyor? Gecenin kör karanlığında karakollara roketlerle yapılan saldırılar ‘parlamenter demokrasinin’ vazgeçilmezlerinden mi?” “Ama 3 aylık bir eğitimden sonra cepheye sürülen gençlere üzülüyorum. Onlar ölmesin istiyorum. Komutanların bu konuda hiç mi suçu yok? Niye kimse onlardan hesap sormuyor?” “Sen saçmalamaya başladın artık birader. Oradaki askerler dağ komando. ‘3 aylık’ diyerek küçümsediğin eğitimin 1 tek gününü bizzat yaşadın mı? Yani 1 gün komanda eğitimi aldın mı?” “Yok almadım ama...” “Ha, o zaman sus. O eğitimi almayan bilmez. Türkiye’nin en eğitimli askerleridir onlar. Kimisi daha sonra özel hareket timine katılır. Ayrıca, kayıplarda komutanların tabii ki bir suçu yok. Olanın adı ‘pusu’. Gece nöbetindesin. Ve nöbetçi kulübesine, karakola roket atarla saldırılıyor. Şehit düşenlerin çoğu, bu ilk ateşte şehit düşüyor. Bunda kimin suçu var? Ama, sen de tıpkı bazı siyasi parti temsilcileri gibi orduyu suçluyorsun. İlginç. Kan dökülmesin diye Türk Silahlı Kuvvetlerini dağıtalım istersen. Böylece, hiç kimse ölmez. Ne dersin?” “Aslında....” “Aslında ne? Olur mu diyeceksin? Öncelikle, egemen bir devlet olan Türkiye Cumhuriyetinin yasal silahlı kuvvetlerini, ne olduğu belirsiz bir grup çapulcunun oluşturduğu PKK ile bir tutuyorsun. İkisinin de silah kullanıyor olması, ikisini birbirine eşitlemez. Daha sonra, dökülen kanın sorumlusu olarak, silahlı kuvvetlerimizi gösteriyorsun. Onlar orada olmasaydı bu kan dökülmezdi diyorsun. Bu ne biçim bir görüş? Eğer PKK saldırmasaydı, o kan dökülür müydü? PKK yokken, Kuzey Irak’a operasyon mu düzenledik? Neler söylüyorsun sen? ‘Büyüklük bizde kalsın. Onlara uymayalım’ diyorsan, iyice çocuklaştın demektir. Demokratik talepler silahla iletilmez. Diyebilirsin ki “bölge kalkındırılmadı. İnsanlar o yüzden ayaklanıyor. Ortalama milli gelirden yeterli payı almıyorlar.” Bu da yanlış. Sen İstanbul’da Ankara’da o rakamı alıyor musun? Ne kadar yılda yaklaşık 6,000 USD. Yani ayda 500 USD. Adam başına her ay 500 USD. 4 kişilik aile için ayda 2,000 USD. Yani yaklaşık, 2,600 YTL. Sen bu parayı alıyor musun? Sen alıyorsun belki, ya komşun? Profesörün, öğretmenin, kapıcın, polisin, askerin? Onlar da alıyorlar mı? Mesela emeklilerin alıyor mu bu parayı? Hayır. O zaman onlar da silahlanıp dağa mı çıksınlar? Bu ne biçim bir mantık? Ekonomik sıkıntın varsa, devlete karşı çete kur. Demek demokrasi bunu gerektiriyor, öyle mi? Eğer azınlık hakları diyorsan, bu ülkede hiç kimse sadece ve sadece Kürt olduğu için haksızlığa uğramadı. Ne sağlık, ne eğitim, ne adalet hizmetlerinden mahrum edilmedi. Kariyerleri engellenmedi. Hem özel sektörde, hem de kamuda yer buldular. Kimisi genel müdür oldu, kimisi vali, kimisi bakan, kimisi başbakan, hatta cumhurbaşkanı. Yani hangi haksızlığa uğradılar? Senin, dostum, mantık devrelerin bütünüyle hasar görmüş. Düzelmesi de bir hayli zor. Eğer ‘cumhuriyet toplumun tüm kesimlerini aynı seviyede geliştirmekte yetersiz kaldı.’ diyorsan, bak bu konuda haklısın. Ancak bu konuda da suç, ‘cumhuriyet’ kavramının değil, neredeyse 60 yıldır iktidarda olan karşıdevrimci hükümetlerin izlediği politikalardır. Ayrıca, bu bile PKK eylemlerini haklı kılmaz. Eğer PKK’nın varoluş nedeni buysa, onlardan önce devlete karşı ayaklanma hakkı olan niceleri var. Sen şimdi git, yüzünü yıka. Açılırsın.”
Yorum yaz Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||