Görkemli "Dönüşüm" Başlıyor!
Olimpos Sırlar Okulu'ndan "Çemberde Nokta Olmak - IV", 6-9 Aralık tarihlerinde Olimpos'ta... Ayrıntılar için tıklayın.
Olimpos Sırlar Okulu'ndan "Çemberde Nokta Olmak - IV", 6-9 Aralık tarihlerinde Olimpos'ta... Ayrıntılar için tıklayın.
derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...
derKi Dergi'nin 29. sayısı çıktı. Yeni sayımızı okumak için sağdaki bannerı veya http://www.derki.com/dergi adresine tıklayabilirsiniz.
"Tanrı'nın Doğumgünü" kitabının yazarı buRAK özDEMİR'le, "Sevgi Dünyası" dergisinin yaptığı harika röportaj.
Radyo derKi tekrar karşınızda, hem de 5 yeni kanalıyla. Yeni kanallarımızı dinlemek için lütfen tıklayın.
| 2008 Sert Geçecek |
|
|
|
| Salı, 08 Ocak 2008 | ||||
|
Kıvanç Galip Över'den politik bir değerlendirme. İkibinyedi yılını bitirdik. Biten yıla baktığımıza akılda kalanların, hafızalarda iz bırakanların bazıları, önümüzde daha zor bir yıl olduğunu gösteriyor. 2008 yılında fazla kriz ve daha fazla savaş görebiliriz. 2008’de bölgesel dengelerde yeni anormaller yaşanabilir. 2008 daha heyecanlı ve ıstıraplı da olabilir. Belki yeni yıla ümitli girmek doğru bir tercih, ama geçen yıllara bakıldığında bunun ne derecede gerçekçi olabileceği ortada. 2007 yılının uluslararası ön plana çıkan en önemli aktörü Putin oldu. Putin dış politikada sert bir üslubu tercih etti. Rusya’da 2008’de devlet başkanlığı seçimleri yaşanacak. Putin, seçimlerde ve sonrasında Moskova’nın acı bir sürpriz yaşamasını istemiyor. Her ne kadar Kremlin ülkede bütün ipleri elinde tutsa da, yeni bir devrim veya kargaşa olasılık dışı değil. Avrupa Birliği belki de bugüne kadar yaşadığı “en saçma yılı” geride bıraktı. Zamanında büyük törenlerle ve vaveyla ile hayata geçen Avrupa Birliği Katolik Kilisesi’ne sıkı sıkıya yaslandı. Bütün Avrupa’da “değerler” değil “faşizm”, “saygı” değil “nefret” ve “erdem” değil “eyyam” yükseldi. Avrupa 2007’de rotasını Türk karşıtlığı pusulası ile buldu. Anayasa krizini Lizbon’da Almanya’nın rehberliğinde bir şekilde aştı, ama savunduğu insan haklarını, sahip çıktığı hukukun üstünlüğünü, markalaştırdığı değerleri ve erdemleri bir yana itip, aşırı sağı kucakladı. Medeniyetler arası çatışma kuramlarına karşı anti tez üretemedi. Bölgesel ihtilaflarda çare bulamadı. ABD ekonomisindeki resesyon ve doların değerinin düşmesi Avrupa Birliği ekonomisine nefes aldırdı, ama gelecek belirsiz. Avrupa’da 2007 yılında sahne Sarkozy’nindi. Sarkozy Versailles Sarayı ile Beyaz Saray arasındaki ilişkileri büyük ölçüde yoluna koydu ve Berlin ile süren ittifakı pekiştirdi. Ama Sarkozy’nin dini tutkunluğu, Türklere karşıtlığı, İslam’a antipatisi, ülkesini “Amerikalaştırırken”, Avrupa’nın rotasını kendi dünya görüşüne göre yönlendirme çabaları dikkat çekti. Alman basının “küçük Napolyon” adını taktığı Sarkozy Kıbrıs konusunda Rumlarla ve Türkiye konusunda da Yunanistan ile yakınlaştı. Ortaya attığı “akil adamlar komitesi kurulsun ve Avrupa’nın geleceğine karar versin” ve “Akdeniz Birliği kuralım, Türkiye’yi oraya alalım” sözleri çokça tartışıldı. En son –Papadan fahri piskoposluk beratı almasından önce- Avrupa Birliği müktesebatından Türkiye için “katılım” terimini çıkarttı. 2007’nin son çeyreğinde Fas’a, Cezayir’e, Tunus’a ve Libya’ya ilgisinin arttığı gözlenen Sarkoyz, yeni yılda da Akdeniz’de daha fazla boy gösterebilir. Sarkozy önceki yıllarda savunduğu “sömürgecilik iyidir”, “Türkiye Küçük Asya ülkesidir”, “göçmenlere DNA testi uygulansın” gibi fikirlerine 2008’de de yenilerini ekleyebilir. O nedenle şiddet kültürünün saldırı projesi olan Avrupa Birliği’nin dönemsel şartlarının şaşırtıcı olmayan ürünü Sarkozy, 2008’de de Avrupa sahnesinin birinci ismi olarak kalabilir. Avrupa açısından 2007’nin 2008’e en kötü mirası “Kosova” oldu. Kosova’nın Sırbistan’dan bağımsızlık talebi sürüyor. Kosova bu konuda Avrupa Birliği’nin, BM’nin ve ABD’nin desteğine sahip. Rusya ve Sırbistan ise bu konuda sert ve tepkili konumlarını koruyorlar. Kosova’nın 2008’de bağımsızlığını alması kesin gibi. Ama bu durumda Kosova’nın kriz çözme ve yönetme kabiliyeti olmayan Avrupa Birliği’nin himayesine verilmesi, bütün Balkanlar’da hipertansiyona yol açabilir. Avrupa Birliği açısından 2008’i zorlaştıran, ama görünürde fazla da gündemde yer almayan bir konu ise Belçika oldu. Belçika 12 ayın yarısını hükümetsiz geçirdi. Gerçi bu sorun aşıldı, ama bu sorunun arka planındaki gerçek neden “bölünme riski” sürüyor. Valonların ve Flamanların uzlaşamaması nedeniyle altı ay hükümet kurulamayan ülkede, ayrılıkçı talepler uzun süredir devam ediyor. 2008’de belki Kosova Belçika’yı ve Belçika da başka ülkeleri tetikleyebilir. Kıbrıs’ta 2007’de de Rumlar çözüme direnmeye devam ettiler. Zaman zaman saman alevi gibi, çözüm için bazı umut ışıkları olsa da, Papadopulos statükocu tutumunu değiştirmedi. 2008’deki seçimlerden sonra yeni bir Rum lider çıkarsa, belki çözümden söz etmek mümkün olabilir. Batı 2007’de İslam’dan korkmaya ve bu korkusu ile korkutmaya devam etti. Çevre kirliliği ve bilgi kirliliği 2007’nin diğer temel meseleleriydi. Pakistan’daki Butto Suikasti, her ne kadar Türkiye’den çok uzak bir coğrafyada yaşanmış olsa da, hem İslam Dünyası ve Güney Asya hem de küresel dengeler açısından birtakım zorlayıcı etkiler doğurarak, bize de tesir edebilir. Küreselleşmenin uluslararası ticareti, etkileşimi, iletişimi ve paylaşımı artırmaya devam ettiği bir yıl oldu 2007. Her küreselleşme atağında olduğu gibi, yine romantizm ile milli ve dini eğilimlerin tırmandığı süreç devam etti. Avrupa –bilimsel araştırmalara göre- daha fazla dindar, kiliseler daha fazla siyasi oldu. Bu arada farklı coğrafyalarda da küreselleşme depremin şok sarsıntıları devam etti. Keşmir ve Karabağ sessiz bir yıl geçirdi. 2008’de de öyle olmasını umalım. Sri Lanka’da ordu ve Tamil Kaplanları arasındaki çatışmalar sürüyor. Ülkenin kuzeyi ve doğusu büyük tehlike altında. Bu krizin bugüne kadar önüne geçmek mümkün olmadı. Somali de 2007’yi şiddet sarmalı içinde yaşadı. Etiyopya ordusu ve Somali’nin silahlı güçleri İslamcı örgütlerle çatışıyorlar. Dünyanın görüş açısının dışında, modern dünyanın kör noktasında büyük bir iç savaş yaşanıyor. Bu iç savaşta ölülerin sayısı tahmin dahi edilemiyor. Afrika’da ve Güney Asya’da bu yılda beş milyon çocuk yetersiz beslenme yüzünden öldü. Kurşunlar ve virüsler arasında sıkışan Somali gibi, Afrika ve Güney Asya da utandırmaya devam ediyor. Diğer taraftan Rus ordusu ile Çeçenlerin savaşı modern dünyanın bir diğer kör noktası. Bölgeden uzun süredir önemli bir çatışma haberi gelmese de, bölgenin istikrarsız ve otoritesiz olduğu kesin. İran’ın ABD ile nükleer dansı, ABD’nin Irak’tan çıkma planları, Irak’taki buhran ve dünyanın üzerine çöken uluslararası terör kâbusu da 2008’e devretti. Güçlü ekonomiye sahip ve dünyaya yön vermek isteyen, bütün dünyayı pazar ve her insanı tüketici olarak kabul eden ülkeler, kendi ulusal değerlerini katılaştırmaya ve yüceltmeye devam ediyorlar. Bununla birlikte dünyanın geriye kalan büyük kesiminde edebiyat, müzik, mutfak, kültür hayatı ve düşünce hayatı tektipleşiyor. Tarihi travmaların yönlendirdiği gidişatta, çokkültürlülük ve çokulusluluk şiddetleniyor. Güzel sözlerle romantik bir biçimde kodlanan eyyamcılık ve şuursuzluk kendisine bütün dünyada daha fazla taraftar ve gönüllü militan topluyor. Yoğun bir psikolojik savaşa maruz kalan dünya, zor bir yeni yıla giriyor. Kıvanç Galip Över
Yorum yaz Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||