Masal, Masal, Hakikat…

222 views

Virajlar ve kavşaklarda, adam demiş ki, “bana neşe veren her ne ise, o olsun.”

Etrafı demiş ki, “neşen bizim için önemsiz, sen bizim kulvarlarda kal, kalacaksın.”.

Adam etrafına, yani taraflarına bakmış.
Demiş ki, “sizin benim neşem için bir çabanız var mı, oldu mu, ben mi görmedim?”
Etrafındakiler, kendilerinden emin, “yok, ve olmasa da, biz, seni senden korumaya çalışıyoruz” demişler.

Adam tekrar etmiş, ve “tekraren” demiş ki, “herhangi bir aşamada, beni neşelendirmek için bir çabanız var mı, oldu mu?”.
“Yoksa” demiş, “beni neşesizlikten koruma çabanıza saygım da var, ama ben neşeyi seçiyorum.”

Etrafı, ve bütün tarafları adamı sorgulamış.
Onu neşelendiremediklerini fark etmişler.
Ve onu, kendi normlarına göre, neşesizlikten koruma çabalarının, aslında onun neşesini çaldığını, sürekli olarak, neşesini azalttığını anlamışlar.

Ama artık zaman da, adam da dolmuş.
Adam etrafından, yani bütün taraflarından bağımsız olarak, neşeyi seçmiş.
Hepsinin hakkını teslim etmiş.
Önceliğine, ve aslında neşelendirmesi gereken ilk çocuğu olan, kendisine dönmüş.

Adam, adammış, etrafını boş vermiş ve neşeyi seçmiş.
Yolu açık, gökten düşen elmaları bol olsun…

Masal, masal, hakikat…

Yorum Yapın