Görüntülenme : 1433  |
Sayfa 1 of 2
Hani bazı dükkanlar vardır; caddeye bakar, yer iyidir, içi
geniştir ama tık yoktur. Yine bazı araziler vardır, lebi deryadır ama kapanın
elinde kalmaz, hatta bir türlü bahtı açılmaz. Bu gayri menkuller “uğursuz”
damgası yer, öyle ki bu mülklerin satılamamasının hiçbir rasyonel açıklaması
yoktur ama satılmaz işte.
İşte, “ZSG Sinerjik Şifa Tekniği adını verdiği çalışması ile
yıllardır, insanlar üzerinde enerji çalışması yapan Zeynep Sevil Güven (ZSG),
çevresinden gelen yoğun talepler üzerine yeni bir çalışma başlattı ve www.satabilirsin.com
bir internet sitesi servisi sunarak, bu tür destek isteyenlerin imdadına
yetişiyor.
ZSG bu işleme “gayrı menkulün şifresini çözmek” diyor. Haydi
hayırlısı! evlerinin ya da her türlü gayrı menkullerinin şifresini çözerek,
enerjilerini dengeletmek isteyenler bu site aracılığıyla ZSG’ye başvurabilirler...
ZSG ile dengelemenin ayrıntılarını konuştuk.
Gayrı menkulün şifresini çözerek enerjisini dengelemek nedir?
Yıllardan bu yana insanların enerji alanlarında oluşagelmiş
karmaşayı ZSG Sinerjik Şifa ve ZSG Derin Dengeleme Yöntemleri ile dengeleme
çabası içindeyim. Bu çalışmalarımın olumlu sonuçlarını başvuranların bizzat
kendilerinden aldığım geri beslemelerden görebiliyorum.
Evrensel bilgi (ki bu şimdilerde Quantum Fizik teorilerinde
de pek kabul görür oldu), en temel enerji parçasına inildiğinde, var olan her
şeyin birbirinin aynı olduğunu söylüyor. Hal böyle olunca, insan üzerinde
işleyen her şeyin başka şeyler üzerinde de çalışabileceğini biliyorum; bina
üzerinde, araba üzerinde, arsa, stadyum ve daha ne varsa, her şey üzerinde...
Tıpkı insanın her yaşadığı deneyimi DNA sarmalı içine
kaydetmesi gibi, gayrı menkullerde de yaşananlar ilgili alanı oluşturan
atomların boşluklarına, enerjisel anlamda kaydoluyorlar. Bu kayırlar oradaki
enerji akışkanlığını engelleyip, sınırlar içinde enerjisel blokajlar,
yığılmalar oluşmasına neden oluyorlar.
Bu enerjinin dengelenerek yeniden akışkanlık kazanması
işleminin taşınamazlar için yapılanına “gayrı menkulün şifresini çözmek” adını
verdim.
Sistem ne zaman, nasıl çalışmaya başladı?
İzmir’de yaşayan sevdiğim bir dostum bana aldığı bir arazi
hakkında; “bu araziyi alsam benim için hayırlı olur mu?” diye sorunca,
“kesinlikle evet “dememe engel olan bir tür enerjinin varlığını hissettim.
Ancak “hayır asla olamaz” diye bir algım
da olmadı.
“Nedir şimdi bu?” diye sorduğumda daha önce hiç düşünmediğim
bazı konuların önemli olabileceğini ayırt ettim. Bu konuda derinleşmeme destek
verecek bir araştırma yaptım. Öğrendiklerimi, fark ettiklerimi ve sezdiklerimi
kendi bilgimle harmanlayıp, yeni bir “enerji keşif sistemi” oluşturdum
diyebilirim.
Bu keşif yöntemini kullanarak, arazi hakkında daha önce hiç
bilmediğimiz pek çok bilgiye ulaştık. Giderek bu sorular yoğunlaştı, ben de
araştırmalarda, keşiflerde yeni bulgularla karşılaşıp, onları da kendime göre
sistemleştirdim. Gidereke daha derinlerdeki enerjilerin varlığını sezip
varlığını/yokluğunu araştırabiliyordum. Her karşılaştığımız zorluk, yeni
“neden, nasıl?” sorularına her soru yeni farkındalıklara yelken açmamıza destek
veriyordu. Sonunda şimdiki hale geldi sistem.
Bu bulgulara, farkındalıklara nasıl ulaştın?
Ben o arkadaşımla Feng Shui Eğitimi verdiğim bir zamanda
tanışmıştım. Kendisi hem mimardır hem de Stapatya Veda Uzmanı. Araziyi almadan
önce bana o soruyu sorarken, satır aralarında “Feng Shui açısından uygun mu”
kaygısı da vardı. Arazi -Hint Bilgisi’ne göre bakıldığında- kendi yapmak
istediği iş açısından, küçük bir alanında uygunluk gösteriyordu. Bu arada ACMOS
Eğitimimi tamamladıktan sonra, ilgili alanlarda Feng Shui dışında da bazı
önemli etkiler olabileceğini öğrenmiş, çoktan kullanmaya başlamıştım. O
arkadaşımın sorusuna hem Feng Shui, hem de bu yeni bilgiler ışığında bakmıştım.
Sorun ortaya çıktıkça çözüm üretmek adına derinleşmeye çabaladım. Birlikte pek
çok soru ve dolayısıyla da yöntem bulup geliştirdik işte.
Ne gibi bulgulardan söz ediyorsun?
Her gayrı menkulün görünen kısmı var ve daha da önemlisi
görünmeyen kısmı var. Örneğin toprak altından geçen fay hattı, yer altı suyu,
maden yatakları, eski ve bilinmeyen mezarlıklar, eskiden yapılan bir meydan
muharebesi sonucu ölüp toprak olmuş insanlar ve daha şimdi aklıma gelemeyen pek
çok unsur olabilir. Bu hallerin jeolojiyle bağlantılı olanlarını ACMOS Yöntemi
ile araştırıyorduk zaten. Ancak bu çalışmaya rağmen enerjinin rahatlamadığını
gördükçe, “daha ne olabilir, hangi frekansta nasıl bir enerji blokajı var
acaba?” gibi sorulara yanıt ararken de diğer olasılıkları keşfettim. Buna keşif
dememi, saygısızlık ya da haddini aşmışlık olarak algılamayın. Gerçekten
araştırma, deneme, yanılma yoluyla ulaşabildim bilgilere, yani onlar orada
vardı ve birinin gelip kendilerini keşfedip düzeltmesini istiyorlardı.
Bütün bunların enerjisi kişinin enerji alanı ile rezonansa
girdiğinde orada pek de iç açıcı olmayan bazı belleksel ya da genetik kodlama
kayıtlarını harekete geçirebilecek titreşimlere sahip olabilir. Hatta bunlardan
bazıları, neredeyse istinasız her insanda olumlu olmayan bir etki yaratır.
Meydan muharebesi ve eski mezarlıkları bu söylediklerime birer örnek olarak
gösterebiliriz.
Ayrıca, çevresel enerjiler de burada önem kazanıp, ters etki
yaratabilir. Yakınlarda bulunan içkili meyhaneler, mezarlıklar, mabetler,
ibadethaneler, orayı almak isteyip gücü yetmediğinden teşebbüste bulunmayan bir
komşu ve daha nice nice çevresel unsuru da bunlara örnek sayabiliriz.
İçkili meyhaneyi haydi anladım da, ibadethane niye sakıncalı
oluyor?
İbadethaneler, mezarlıklar ve bu tür dini motiflere sahip
alanlarda “dingin, sakin ve durağan” ilkelerle bezeli olan dişil enerji
titreşimleri çok fazladır. Söz konusu gayrı menkulün çok yakınlarında böyle
yerler olduğunda, hele hele bunlar büyük çaplı ve çok ziyaret edilen türden
ise, oradan gelen enerji, alanın sinerjisini de aynı dinginlik ve durağanlık
yönünde etkileyebilir. Bu içinde yaşayan insanlar için gerçek bir “tembellik”
sebebidir aslında.Ancak bizim konumuz açısından bakınca bu enerji daha da önem
kazanıyor.
Bir yerin satılabilmesi için öncelikle, kendi
enerjisini/sinerjisini çevreye yayabilmesi, burada ki durumda belki de biraz
“saldırgan” diye nitelendirebileceğim bir yönde akması gereklidir. Ancak o
zaman çevreden geçenlerle “ben buradayım, fark edin, görün, alın” biçiminde
yorumlayabileceğimiz bir enerjisel iletişim kurabilir.
Enerji eril hale geldikçe dışına, dişil hale geldikçe içine
döner. Peki siz olsanız, içe dönük birini mi önce fark ederdiniz, yoksa dışa
dönük biri mi önce sizin gözünüze görünürdü?
Sanırım anladım. Buradaki saldırganlıktan kasıt, sınıfta
“evet dersi biliyorum” demek isteyen öğrencinin parmağını ve hatta bedenini de
beraber kaldırması gibi bir şey J.
Evet, iyi bir benzetme oldu. Yaramaz değil ama ne istediğini
bildiği için fark edilmeye çabalayan bir öğrenci.
Yaptığınız çalışma tam olarak neyi kapsıyor?
Aslına bakarsanız, “uğursuz” ya da “şanssız” sözcüğünü halkın
ağzından alıp, onu enerji boyutunda yorumlamaktan söz ediyoruz burada. Bir yer
niye “uğursuz” olsun ki! Feng Shui anlamında bozukluğu vardır ya da yukarıda
saydıklarıma benzer başka sorunlar olabilir. Halk içinde “uğursuzluk” olarak
adlandırılan şey, farklı bir yaşanmışlığın ya da varlığın enerjisinden
kaynaklanan bir blokaj olabilir. Örneğin, bir savaşın/katliamın enerjisel
izleri. Ya da yukarıda söylediğim gibi, yer altındaki bir şeyin enerjisi.
Bu tür yerlerde duası bile yapılamadan gömülü kalmış sayısız
insan cesedi bulunuyor toprak hücreleri içinde erimiş, kaynaşmış bir halde.
Belki yapılan binanın altında eski bir şehir var ve kimsenin de bundan haberi
yok. O şehir yok olurken nasıl bir enerji açığa çıktıysa, bu aynen kayırlı
olabilir atom boşluklarında. Diyelim bir deprem oldu ve insanlar toprak, göçük
altında kaldılar ve korkuları, öfkeleri ve daha bin türlü duygu açığa çıktı o
anda. Bu enerjilerin hepsi oralarda kol geziyor olacaktır.
Belki orada birisi bir başkasını öldürdü veya lanet, bela
okudu. Belki miras kavgası çıktı, haksızlıklar söz konusu oldu ve dargınlıklar,
hakaretler dökülüp saçıldı ortalığa.
Bu tür yaşanmışlıkların enerjisi, o yerdeki atomların
boşluklarına siniyor ve söz konusu enerjiyle uyumlu belleksel ya da genetik
kayıtları olan insanlar bunlardan farkında olmadan, ne olduğunu anlayıp
dillendiremeden de olsa, rahatsız olacak biçimde etkileniyorlar.
Örneğin, bir mekana girersiniz, ilk gelişinizdir, her şey
güzeldir ama girdiğinizde nefesiniz kesilir, boğulacak gibi olursunuz,
“tansiyonum düştü” dersiniz. Oysa, o gayrı menkuldeki atomların içine sinmiş
olan bu enerji sizin genetik kodlamanızla uyumsuzdur (aslında oradaki eski ve
korkulan bir deneyimin enerjisel anısını tetikleyecek kadar fazla uyumludur),
oradaki tehlike unsuru dediğiniz şey sizde bir şeyleri harekete geçiriyordur,
siz de bunu isimlendiremiyorsunuzdur bile. Kaçarsınız oradan.
Ben bu enerjileri temizlemeye, atom boşluklarında
arındırılmayı bekleyen bu anıların enerjilerini sıkışmışlıktan kurtarıp, olağan
akışına geri getirmeye çabalıyorum. Bunu her zaman başaracağımı da iddia
etmiyorum, ama elimden geleni yapıyorum ve geri beslemelerden de biliyorum ki,
pek çok kez başarılı oldum.
Bu arada belki şimdi “gayrı menkulün şifresi derken neden söz
ettiğim daha anlaşılır olmuştur.
Evet oldu sanırım. Başarılı oldum dedin... Nasıl biliyorsun?
Birileri gelip bazı ölçümler mi yaptı?
Hayır, kimse bir ölçüm yapmadı, Sadece söz konusu insanlar
ilgili mekanlarda artık rahatsız olmadıklarını söylediler. Satış işi için
başvuranlardan da, satışı kolayca gerçekleştirdiklerini bildirenler oldu.
Bildirenler oldu diyorum çünkü, işin bu kısmında satışın gerçekleşemediği
hallerle de karşılaştım.
Olumlu, satışı yapılmış yer için örnek verebilir misin?
Bu işte hep başlangıçlarım İzmir’de oldu nedense, yine oradan
bir örnek vereyim. Aile şirketi olan bir dostum var, pek çok yatırımla
birlikte, bir de inşaat şirketleri var. Birkaç yıl önce Çeşme’de sekiz villalık
bir yer yapmışlardı. Arkadaşım kendi oğlu için bu villalardan bir tanesini
satın aldı ve beni oraya villanın Feng Shui’sini düzenlemek için çağırdı.
Oraya gittiğimde, binalarda Feng Shui ötesinde de bazı
çalışmalar yapılması gerektiğini gördüm, arkadaşımla paylaştım, “gel deneyelim”
dedi. İlk kez o siteye, bir insan bedenine gösterdiğim özenle, bir enerji
dengelemesi çalışması yaptım. Arkadaşıma da iki kez daha bu çalışmanın tüm site
için uygulanması gerektiğini anlattım.
Meğer site yapılalı çok olmuş ve hiçbir villa satılmamış. Ben
o çalışmaları tamamladıktan –yanlış anımsamıyorsam- bir hafta sonra bir aile
geldi ve dört tanesini birden satın aldı.
Çok ilginç. Başka ne tür örnekler var?
Bir başka dostuma babası vefat ettikten sonra hatırı sayılır
bir miras kaldı. Bu mirasın içinde iki tane de tekne bulunuyordu. Biri babası
adına biri de şirket adına kayıtlı. Tekneler Bodrum’da demirliydi. Arkadaşım
her iki tekneyi de satmak istiyordu ama imkanı yok, teknelere alıcı bile
çıkmıyordu. Oraya gittik, gerekli çalışmayı yaptım ve dedim ki: “Teknelerden
biri satılacak, diğeri hiçbir zaman satılmayacak.” Gerçekten de teknelerden satılacak
dediğim bir ay içinde satıldı, diğeri kaldı. Geçtiğimiz eylül ayında bir
çalışma daha yaptık, ama yine satılmayacağını görüp söyledim. Hala duruyor...
Satılamayacak dediğin tekne üstünde neden etkili olamadın?
Her şeyi yapabilirim demiyorum ki... belki o teknenin alınma
sebebi, belki alınırken konulan niyet, belki de “satmak istiyoruz” demelerine
karşın, içlerinde bir yerin buna direnç göstermesi... o kadar çok sebep
olabilir ki, benim her birini tespit edip, dengeye getirebilmem o kadar da
kolay olmayabilir. Kim bilir belki rahmetli baba “bu tekne hiçbir zaman
satılmasın, hep aile içinde kalsın” diye düşünmüştü.
Her şeye istediğimiz anlamda müdahale edemeyiz. Var olan her
şeyin atomlarında, konuyla bağlantılı her bireyin enerjisel etkisi vardır.
İçlerinden biri bile “asla” demeye başlasa, kimsenin elinden bir şey gelmez.
Peki, başka olumsuz örnek var mı?
Tam olumsuz denemez ama ilginç olabilecek bir örnek var. 2005
Nisan ayında Levent’in göbeğinde, kendi bahçesi içinde, adına kolaylıkla
malikane diyebileceğim bir villası olan bir dostum geldi ve: “eşim vefat etti,
çocuklar da ayrıldı, ben yalnız kaldım, bu ev hem büyük hem de artık fazla
maliyetli olmaya başladı, satmak istiyorum, olmuyor, gel bir bak” dedi. Gittim,
kendimce gerekli gördüğüm her şeyi yaptım. Beklemeye geçtik. Aradan bir yıl
geçti, senin deyiminle tık yok.
Nisan 2006 içinde yeni bir çalışma yapmaya karar verdim.
Arkadaşım da onayladı, çalışmayı yaptığımızda hayretler içinde “aslında ağzıyla
satmak istediğini söylese de ruhsal olarak buna razı gelemediğini” fark ettik.
Bu konuda yaptığımız özel bir çalışmadan sonra “90 gün içinde satılmazsa ben de
bir daha bu işe kalkışmayacağım” diyecek kadar kendimden emin tatile gittim.
Gerçekten da daha 60 gün tamamlanmadan evini satmıştı.
Daha sonra yeni aldığı evdeki eski mal sahipleri ile de bazı
sorunlar yaşadı, bu konuda da bana başvurdu. Bir enerji dengeleme çalışması
daha yaptık ve ertesi gün o sorundan da sıyrıldı. Kim bilir, belki de hepsi
tesadüftür (göz kırptı ve gülüştük).
<< Başa Dön < Önceki 1 2 Sonraki > Sona Git >> |