derki.com

derKi

hayataneler.jpg

ruhizaman.jpg

ariyorumbabamyok.jpg
Kiralikbedenler.jpg
Zihin Dediğin Nedir?
Yazar Müjde Özdemir   
 

Görüntülenme : 862    


“Houston bir sorunumuz var”

ImageBu yazıyı yazmaya karar verdiğimden beri, zihin tarafından sabote edilmekteyim ve aşağıda açıkladığım ayak oyunlarının bizzat hedefiyim. Ama bana müstehak...

Zihinle ilgili bir yazı yazmaya karar verdiğimde, kendi zihnimin de kollektif zihinle işbirliği içinde olacağını, hatta bizzat ona yataklık yaptığından, kanının son damlasına kadar direneceğini bilmeliydim.

 

“Burası Houston, lütfen tekrar edin, soru neydi kaçırdık”

“Yalancı. Sen Houston değil, Zihinsin. Sadece zihin sorunun tekrarlanmasını ister!”

“Tüh be, bu sefer de yakalandık iyi mi?”

“Hadi canım, ikile”

 

E, Nerede kalmıştık? Hah tamam hatırladım: Bir sorunumuz var’da...

 

Albert Einstein demiş ki, “Karşılaştığınız sorunları, o sorunları yarattığınız düşünce düzleminde kalarak çözemezsiniz.”

 

Bu IQ’su yüksek deha,  doğru ama eksik söylemiş. Kızgın, kırgın, endişeli, korkulu halimizden de  o hale girdiğimiz duygu düzleminde kalarak çıkmamız mümkün değildir.

 

Asıl bilmemiz gereken, olumsuz her duygu ve düşünce, bizi şimdiki andan kopartır ve ya geçmişe ya da geleceğe fırlatır. Bizi geçmişteki güdük başarılarımızla yetinmeye veya dev aynasında büyütülmüş korkularımıza teslim olmaya zorlarlar. Geçmiş illüzyonu işe yaramazsa, bu defa gelecek kartını oynar ve  eylemin zorluğuna bizi ikna ederek, bilinmeyen bir gelecekteki başarının hayaliyle avutmaya veya bilinmeyenden yaratılan endişenin içine hapsetmeye çalışır.  

 

Duygu ve düşünceler; geçmişte veya gelecekte dolanmayı, mevcut düzlemin dışına çıkmak gibi algılatarak bizi resmen dolandırırlar.

 

Duygu ve düşünce dediğimiz şeyler aslında, zihnimizin çıktılarıdır. Zihin, başka zihinlerin girdileriyle veya bilinç düzeyinden sızan bilgiyi deforme edip, daha önce bildiği başka birşeye benzeterek beslenir. Bunu yaparken de, yıllar içinde topladığı bilgi ve deneyimlerle ince ince ördüğü mevcut düzenini bozmayı sevmez.  Hatta işine gelmeyeni çaktırmadan ya hiç içeri almaz ya da sevmediği kaynanasından gelen bibloyu evin dekorasyonuna uymadığı bahanesiyle dolabın en kuytu köşesine atan gelin gibi, beynimizin en kuş uçmaz bilinç ulaşmaz yerine tepiverir.

 

Zihin, bilgi ve deneyimi yaratan değil, sadece toplayan ve sonra onlardan kendi kafasına göre ve genelde olumsuz kombinasyonlar oluşturandır. O yüzden de sadece o ana kadar topladıklarıyla aynı titreşimde olanları, yani genelde olumsuz duygu ve düşünceleri kendine çekmeyi tercih eder.

 

İşte bu yüzden biz başkalarının başaramadığı şeyleri bizim de başaramayacağımızı düşünürüz, başkalarını hayalkırıklığına uğratan olaylar karşısında başarısız olacağımızı hissederiz çoğunlukla.  Ailemizden gördüğümüz ilişki kalıplarına sıkışırız, işleri herkesin yaptığı şekilde yapma eğilimi gösterir, yeni yollar denemeyiz.  Çünkü zihin, denenmemiş olanın başarısızlık riski taşıdığını hatırlatır bize sürekli,ama onun kıyısını aşıp yeni keşiflerde bulunmanın tek yolunun risk almak olduğu gerçeğini saklar.  

 

İçimizdeki kitabın kapağını açtırmamak ve iç sesimizi bastırmak için, arka planda sürekli bir uğultuyla uyuşturur bizi.  Zihnimizin zerk ettiğinden daha kuvvetli hiç bir uyuşturucu icat edilmemiştir.

 

ImageZihin, yeniliklere kapalı, koltuğunu sarsacak her değişime karşı dirençli ve biriktirdiği olumsuz deneyimlerin gölgesinde korkak ve kendini tekrarlayan bir yapıda emekliliğini bekleyen ama kendine karşı bile “Bensiz bu organizasyon bir hiç” yalanını söyleyebilen aksi yanımızdır. Tabiri caizse aile şirketlerindeki dinazor yöneticilerden hiç farkı yoktur.

 

Sadece zihnin dışına sıçrayabilenler, başkalarının onları takip edebileceği ayak izleri bırakabilirler geride. Sıçrayamayanlar ise en iyi ihtimalle, başkalarının ayak izleri kadar uzağa gidebilirler. O başka ayak izleri arasından en işine geleni seçenin zihin, yani biriktirmiş olduğumuz duygu ve düşünce kalıplarımız olduğunu söylememe bile gerek yok sanırım...

 

Demek ki “Zihnin yarattığı sorunları, o sorunları yaratan zihin düzleminde kalarak çözemeyiz” diyebiliriz.

 

Fazla mı iddialı oldu?

Hiç de değil. 

 



Okur Yorumları  
 

 

Gönderilen yeni yorum yok

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.8 © 2007-2009 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved

derKi arama

Google
Web derki.com

Son Yorumlar

Issız ADA'm
benzer gözlerle seyretmişiz filmi......
...

Arıyorum... Babam Yok!
İkinci kere okumama rağmen, ilk defa...
...

Birey Olmak
Yeni platform hayırlı olsun...
...

Arıyorum... Babam Yok!
Reha yazini, samimiyetini, duygularini...
...

Tanrı Nedir?
internet explorer'da sırasıyla görünüm,...
...