derki.com

derKi

hayataneler.jpg

ruhizaman.jpg

ariyorumbabamyok.jpg
Kiralikbedenler.jpg
Zeynep Bölükbaşı ile Medya ve Spiritüellik Üzerine
Yazar Neslihan Yavuzer Behmuaras   
 

Görüntülenme : 3921    


ImageHerkesin yazılı medyada taktir ettiği, severek, keyifle yazılarını takip ettiği bir veya birkaç yazar vardır. Sabah uyanırsınız büyük bir merak ve keyifle elinize alırsınız gazetenizi ve ilk olarak o keyif aldığınız yazarla başlarsınız güne. İşte benim de her hafta Perşembe günlerim böyle keyifle başlıyor. Çünkü o gün tüm yazılarını, paylaşımlarını büyük keyifle okuduğum “Çekirge”nin günü.

Zeynep Bölükbaşının Hürriyet Gazetesi, Kelebek ekinde, “Çekirge” adlı köşesi ile hayattan güzel renkler ve Kişisel Gelişim konularını paylaştığı yazıları ile kocaman bir gülümseme ve pozitif bir ruh hali ile merhaba diyorum güne. Bu kadar kaotik medyaya rağmen uzun bir süredir rating, okunma oranı derdine, telaşına ve yarışına girmeden güzel çizgisini koruyarak  paylaşmaya devam ediyor bizlerle huzuru, sevgiyi, farkındalığı, insanın kendini keşif macerasını sevgili Zeynep Bölükbaşı.

Kişisel Gelişim konuları üzerine bir çay saati yaptık kendisi ile. Buyrun siz de katılmak ister misiniz? Aman uyarayım çaya şekere hiç gerek yok zira Zeynep Hanımın yazıları kadar tatlı sohbeti ile çayın tadı damağınızda kalacaktır eminim :)

 

Neslihan: Yazılı medyada Kişisel Gelişim konuları ile ilgilenen, köşesinde yer veren, bu konuda bilgiler paylaşan ender yazarlardansınız. Hani sayalım desek bir elin parmağını bitiremeyiz. Bu konulara genel olarak tepkisi olan, yer yer duvar çeken, yer yer dalga geçen bir medya içinde siz halen inatla Kişisel Gelişim konularını ele almaya, paylaşmaya devam ediyorsunuz, hem de tüm içtenliğinizle. Bu kadar engele rağmen nasıl devam edebiliyor bu inat?

Zeynep Bölükbaşı: Biraz da okuyucuların inadı ile devam ediyor, interaktif bir şey bu. Benim içimden geliyor, ben bu konularda yazmak istiyorum. Bana ne yazmak istersin dediklerinde moda yazmak isterim, güzellik yazmak isterim demedim. Zaten onu yazan pek çok arkadaşımız var, gayet de başarılılar. Ben kendimden yola çıktım ve  bu konularla ilgilendiğim bir dönemdi. Kişisel Gelişim konularını insanların da artık hayatlarına, sohbetlerine kattığını, daha yakında ilgikendiğini gözlemledim. Yapabileceğimi düşündüm, zamanı gelmişti.

 

N: Peki medyanın Kişisel Gelişim konularına bu giden gelen tutumu neden acaba? Yer yer bu konularla dalga geçerken, bazen de mesela son günlerde  “Secret-Sır” kitabına gösterdiği garip, fazlası ile yakın ilgi gösterebiliyor.

Z.B: “Secret-Sır” örneğini ele alırsak haber değeri olduğundan bu derece ilgi gördü. Olaya haber olarak yaklaşmak başka bir şey, bunu bir hayat tarzı olarak yaşamak, olaylara böyle bakmak başka birşey. Kimseyi suçlamamak lazım aslında. İnsanların işleri ile hayatları aslında biraz daha farklı. Gazeteci gözü ile baktığımızda Kişisel Gelişim konuları birer haberdir aslında. Diğer haberler gibi bakar, değerlendirir ve yazarsınız. Ama benim köşem için bu geçerli değil. Ben  bunu bir hayat tarzı olarak algıladığım için, asla bir haber olarak görmedim, bunu büyüteyim daha göz boyayım diye  bakmadım. Ancak medyada genel olarak haber olarak bakıldığı için yaklaşımlar da o yönde gel gitlerle oluyor. Yani kimse derin olarak içine girmiyor, anlamaya çalışmıyor. Aynı siyasi haberler gibi, haberi yapanın siyasetçi olması gerekmediği gibi. Ama tabii ki bu konuda biraz bilgisi olması gerekir. Tamamen bilgisiz ellerde yazılırsa o zaman zaman örneklerini gördüğümüz spekulasyonlar ortaya çıkar. İsmi üstünde kişisel konular bu konular, bir de üzerine bilgisiz kişiler yazdığında o zaman yoga din midir, değil midir bunu tartışmalar çıkıyor ortaya.

 

N: Bilgisiz kişilerin konuları irdelemesi yanında diğer gözüme çarpan problem, medyada zaman zaman bazı görüşler moda haline getirilmeye çalışılıyor ki son günlerde Kişisel Gelişim konularında bunu çok görmekteyiz. İşin özü, gerçeğinden tamamen kopuk sadece bu magazinsel modaya uymak için insanlar ilgi duymaya başlıyor konulara. Ve bu modadan büyük beklentilerle bir kitap okuyup, bir seminere giderek herşeyin sihirli bir değnek değmiş gibi farklılaşacağına, tüm hayatlarının değişeceğine inanıyorlar. Ve sonuç hüsran! Tıpkı kendini, vücut yapısını bilmeyen pek çok insanın sırf moda diye kendine uygun olmayan kıyafetlerle ortada dolaşması gibi hüsran!! Ve maalesef her moda nasıl dönemsel ise, belli bir zaman sonra geçmeye mahkumsa, aslında insanın özü, kendisi ve temel yapısını anlatan, insan varoldukça onunla varolacak, farkındalığını arttıracak, kendini tanımaya ve geliştirmeye yönelterek daha huzurlu, mutlu, başarılı birer birey olmalarına pusula olacak  bu konular da bir balon gibi sönecek!!

Z.B: Evet, kesinlikle katılıyorum. Aslında baktığınızda insanlığın geldiği son durum gerçekten içler acısı; sürekli tüketim içinde, maddiyat içinde, korkunç yoğun hayatlar içinde yaşamaya, varolmaya çalışıyorlar. Baktığınızda insan son hali ile doğasına karşı gelerek yaşamaya çalışıyor. İnsanın biraz daha yavaşlaması, doğa ile uyumlu bir hıza gelmesi lazım ki denge içinde yaşayalım. Bu gereksiz hızın yarattığı olumsuzlukları hayatlarımızın her aşamasında görüyoruz.

 

N: “Hız felaket getirir” diye boşuna dememişler. Bu hızdan dolayı sürekli arayış içinde, kaybolmuş, mutsuz, huzursuz, geçimsiz ve doyumsuz insanlar dolaşmaya başlıyor etrafta.

Z.B: Maalesef çağımızın getirdiği bu hız beraberinde felaket ve cahillik de getiriyor. İnsanlar bir kitap okusun, bir seminere gitsin tüm mutsuzluklarından, sıkıntılarından kurtulsun diye bekliyor. Sonuç alamayınca da hemen kitabı, semineri suçlamaya geçiyor. Kendine dönüp bakmayı düşünmüyor. Aynayı kendine tutmayı akıl edemiyor maalesef.

 

N: Tabii bir de şu açıdan da bakmak lazım. Malum Kişisel Gelişim konuları moda olmaya başladığından beri maalesef sadece ticari amaçlı, insanları sömürmek amaçlı, hiç bir emek vermeden almayı bekleyen pek çok eğitmen de türedi. Nasıl bir kitap okuyup hayatını değişmesini bekleyen insanlar varsa bunun yanında 2 kitap okuyup, 2 seminere gidip bir de kendine “Guru, Hoca, Eğitmen…” ünvanını takıp, iki güzel lafla insanları etkileyip eğitim vermeye başlayan kimseler de var. Konuştuklarından ayrı hayatına baktığınızda gözünü para bürümüş, içi boş, egosu yüksek, eline aldığı şeyi ezberleyip, ona buna güzel eklerle anlatan ki ben bunlara “copy-paste tipler” diyorum, bu tipler doğal olarak Kişisel Gelişim konularının da imajını zedeliyor. Eh, bu tiplerin ağına düşen de ister istemez bir süre sonra isyan etmeye, gerçek gelişiminden kopmaya başlıyor.

Z.B: Evet bu örnekler de var maalesef etrafımızda. Ben bu nedenle çok fazla konuşmamaya çalışıyorum. Kendimi geliştirmek ve  merakımı gidermek için seminerlere gidiyorum,  kitaplar okuyorum. Ve özellikle katıldığım seminer ve toplantılarda gördüğüm insanlar gerçekten çaresiz durumda,  beklentileri çok yüksek ve açlığı suistimal edenler de var. Bunları da görmek lazım. Ben konuşmak istemiyorum derken, ben bu işi konuşmak, satmak, pazarlamak için yapmak istemiyorum. Ben gerçekten çok samimi bir iş yapmaya çalışıyorum. Ve bence beni okuyanlara bu samimiyetim geçiyor, bunu hissedebiliyorum. Omlar da beni anlıyor. Ben açıkçası hayret ediyorum hangi cesaretle  insanlar 2 kitap okuyup, yurtdışına seminere gidip, gelip insanların hayalleri ile oynayabiliyorlar. Hakikaten bu büyük cesaret, büyük sorumsuzluk bana kalırsa! Ama tabii bunu genele yaymamak lazım. Olayın sadece kötü tarafını göstermemekte fayda var. Her iki tarafını da bilmek ve görmek lazım. Çünkü hayat zaten denge üzerine kurulu. Herşeyde olduğu gibi iyi tarafı olduğu gibi kötü tarafı da olacaktır. Dengeyi yakayalabilmek çok önemli.

 

N: Kısacası okuyucularımıza “taklitlerinden sakınınız” diyoruz. Peki, bir de Kişisel Gelişim ve spiritüel konularının ücretli olmasına dair eleştiriler yapılıyor. Bu konuda sizin görüşünüz nedir?

Z.B: Daha önce bir röportajımda söylemiştim, tabii ki yoga hocaları, reiki, NLP hocaları olacak ve tabii ki onlar verdikleri eğitimden para kazanacak. İngilizce öğretmeni ders verirken para kazanmıyor mu? Resim hocası kazanmıyor mu? Yoga Hocası, Reiki, NLP eğitmenleri hepsi eğitim almış insanlar ve aldıkları bu eğitimleri başkalarına aktarıyorlar. Bunun tabii ki bir karşılığı olacak.





Okur Yorumları  
 

 

Gönderilen yeni yorum yok

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.8 © 2007-2009 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved

derKi arama

Google
Web derki.com

Son Yorumlar

Issız ADA'm
benzer gözlerle seyretmişiz filmi......
...

Arıyorum... Babam Yok!
İkinci kere okumama rağmen, ilk defa...
...

Birey Olmak
Yeni platform hayırlı olsun...
...

Arıyorum... Babam Yok!
Reha yazini, samimiyetini, duygularini...
...

Tanrı Nedir?
internet explorer'da sırasıyla görünüm,...
...