Görüntülenme : 2752  |
Sayfa 1 of 5
İntikam ve affetmek arasında...
Gerçeği öğrendiğim an... Onun uzun yıllardır HIV taşıyıcısını olduğunu öğrendiğim an, kollarım titredi... Dizlerimin bağı çözüldü... Öfkeli ve sinirliydim... Hem de çok...
Nasıl olduğunu burada yazamayacağım ama, eski eşimin bir HIV taşıyıcısı olduğunu, tedaviye başladığı tarihe ve kullandığı ilaçlara kadar hepsini sadece bir telefonla öğrendim. Telefonu kapattığım anda kan beynime sıçradı. Uyuşan ellerimi tekrar hissedebilmek için ayağa kalktım ve kollarımı sallayarak, odanın içinde dönerek “sakin olmalıyım, sakiiiinnnn…” diye tekrarlıyordum.
Yedi yıl önce boşanmıştık. Onun soyadını taşımayı bıraktığım gün, hayatımın sonuna dek ondan kurtulduğumu düşünmüştüm. Ama yıllar sonra, beni ölüm döşeklerine düşürerek ortaya çıkan bu virüs, ondan bana kalan en kötü iz olmuştu. Her ne yaparsam yapayım, o adamın bu kara lekesini hep bedenimde taşıyacaktım.
Ayrı olduğumuz yıllarda babasının ameliyat olacağını, onun Kızılay’a kan verdiğini ve o zamanda Hepatit B olduğu ortaya çıktığını duymuştum.
Bana HIV tanısı konduğunda eski eşimi arayıp ben HIV+ ‘im diyememiştim. Bunu duyduğu an, beni rezil ederek tüm sülaleye yayacaktı. Ben de o dönem, çözüm olarak ona telefon edip “hastaneye gelip kan vermen gerekiyor, kızımız için test yapacaklar” diyerek yem atmıştım. Bunu duyduğunda deliye dönmüş, “ben kan falan vermeMMM... Ne testi yapılacaksa ben çocuğu alır yaptırırım,” deyip telefonu suratıma kapatmıştı. O zaman bundan şüphelenmiştim. Bu virüsü ondan aldığımı adım gibi biliyordum. Sadece elimde yüzde yüz kanıt yoktu.
Üç yıldır kaynanam ve kayınpederimle görüşmüyordum. Kayınpederim ben hastanede yatarken beni ziyarete gelmiş, üzgün bir ifadeyle, ısrarla “Neyin varmış kızım?” diye soruyordu. Sonrasında da sık sık telefonla arayıp nasıl olduğumu sormuşlardı. Beni ziyarete geldiklerinde “aayyy, beni hâlâ kızları gibi seviyorlar, ne ilgililer” diye onlara bir de dua ediyordum. Çok sonradan ziyarete sadece bilgi almaya geldiklerini anlamıştım... Vicdansızlar...
Daha sonraları eski kocamın kafayı yediğini, kendi kendine konuşup güldüğünü, çok zayıflayıp, çeşitli yerlerinde yaralar çıktığını, erkek kardeşinin karısına sarktığını, onların evlerinin önüne gelip kapıya dayandığını, ‘’iki yıl o kadınla (eltimle yani) ilişkim oldu’’ diye yalanlar attığını, “ben AIDS hastasıyım, ispatlarım, ona da bulaştırdım” dediğini eltimden duymuştum.
Eltim benim hâlâ en iyi dostumdur. Birbirimizden hiç kopmadık ve aramızda hiçbir giz yoktur. O da benden beş yıl kadar sonra, eski kaynımla yollarını ayırmış ve boşanma kararı almışlardı. Medeni kaynım eski eşi eltimle ve çocuğuyla hep ilgilenmiş ve onlara destek olmuştu.
Eltime kafayı takan eski eşim bir gün yine kapısına gitmiş ve üzerine tiner dökmüş. “Seni de yakıcam, kendimi de yakıcam, ben yıllardır seni sevdim ama bunu hiçbir zaman söyleyemedim,” diye bağırıp çağırmış. Bunun üzerine erkek kardeşinin onu bir temiz dövdüğünü, çalışmadığı için SSK’sının olmadığını, tedavi alabilmesi için (güya Hepatitti ya) babasının ödemeleri dışardan yaptığını da duyuyordum. O cephede olaylar patlak verdiğinde eltim de “heee madem AIDS hastasısın o zaman bunu ...‘e de söylicem, bu konu onu da ilgilendiriyor, bundan sonra onun ailesiyle uğraşırsın” demiş ve ardından beni arayarak ”Allah aşkına ara şunları, hesap sor’’ demişti. Kızcağız bu delinin tacizlerinden kurtulabilmek için savcılığa suç duyurusunda bile bulunmuştu. Kendisine atılan iftiraların asılsız olduğunu ispatlamak için HIV testi bile yaptırmış ve negatif olduğunun belgesini eline almıştı.
Bu eski kocamın “AIDS'im” dediğini eltimden duyduğumda hemen eski kayınpederimi aradım. ” Madem böyle bir şey var neden bana söylemiyorsunuz?” dediğimde o da bana ''eeee... şey... Kızım sen hastanede o kadar yattın sende bir şey çıkmadı ki'' dediğinde bir kez daha bildiklerinden emin olmuştum. Ben de ''baba ben ciğerlerimden hastalandım, her şeyde bunu aramıyorlar ki, eğer böyle bir şey varsa sizin beni arayıp uyarmanız ve kızımla benim test yaptırmamızı önermeniz gerekiyordu” dedim. Gık yok...
Başka bir gün kayınpederimi tekrar arayıp “baba böyle bir şey varsa söyleyin, bir sürü doktor tanıdığım var, yeşil kart çıkarttıralım, bir an önce tedavisine başlasın. Bakın tedavi almazsa bu virüs birden atağa geçer, iyice beynine vurur, yatalak olur kalır. Kim bakacak ondan sonra? Annem de sen de yaşlısınız, kendinize bakamıyorsunuz. Yardım edeyim size” dedim ama yok… Korkularından kabul etmediler…
Telefonla eski eşimin bir HIV+ olduğunu öğrendikten sonra eltimi aradım ve durumu anlattım. O da şok oldu.
Eltim, “madem artık eminsin, git bunun hesabını sor, dava aç!” dedi.
Ben, “neyin davasını açacağım ki, olan olmuş artık, ne değişecek? Hiçbir şey… Hem ben bu alanda, HIV ile yaşanlar için, onların hak savunuculuğu için çalışıyorum, ben kendim böyle bir şey yaparsam kendimle tezat düşerim,” diye karşılık verdim…
Beni ne öfkelendirdi biliyor musunuz? Eski kocamın bana bulaştırmış olmasına kızmıyorum. Bilmiyor olabilir. Bilerek bulaştırmamıştır diye düşünüyorum. Bilmediği bir şey için de onu suçlayamam. Beni aldatmış olmasının en ufak bir kızgınlığını, öfkesini hissetmiyorum içimde. Bu da garip aslında, değil mi?
<!--[if !supportLineBreakNewLine]-->
<!--[endif]-->
Beş yıldır bunu bilip de bana söylememiş olmalarını affedemiyorum. Beş yıl yaaa. Bana o zaman söyleselerdi ben de test yaptıracaktım ve hiç hastanelere düşüp ecelle burun buruna gelip o acıları çekmemiş olacaktım. Hadi ben kendimi geçtim, ya kızı. Ona nasıl vicdanı el verdi. Nasıl bir baba ki bu çocuğunu bile yok sayabiliyor. Allah aşkına hangi kitaba sığar bu yaaa...
Hadi gene, benim tanıdan önce 1,5 yıl yaşadığım fiziksel acıları, sıfırlanmış CD4’lerimle iki ay bakıma muhtaç kaldığımı, öldüm sanıp başımda Kur’an okumaya başladıkları geceleri, nefesimin kesildiği ve krizlere girdiğim anları, tedaviye başladığımda ilaçları tolere edemediğim için dört koca ay - 24 saat hiç dinmeyen bulantılarımı ve kusmalarımı, hastanede yattığım sürede yavrumun kokusuna hasret kaldığımı, ne anamın ne babamın ne de benim huzurlu bir gece uyku yüzü görmediğimiz zamanları da geçelim…
İleri derecedeki romatizmaları nedeniyle bırakın rahat yürümeyi ayakta bile durması zahmetli olan anacığımın iki ay o hastane odalarında bana bakmak için, sandalye tepelerinde çektiği eziyetin (bunu anlayabilmek için sadece bir gece sandalye tepesinde uyumayı dener misiniz?), 70 yaşında ki babamın ta Samatya’dan Cerrahpaşa’ya kadar kar kış kıyamette (o günlerde İstanbul’da bıçak gibi kesen bir soğuk ve buzlanma vardı) kolunda 2 koli serum şişelerini taşımasının hesabını kim verecek? Çocuğumun benim yokluğumda yaşadığı psikolojiyi, okul sıralarında “annem ölmesin” diye ağladığını (sonraları öğretmeninden öğrenmiştim), nasıl içe kapandığını bana kim unutturacak? Taburcu olduktan sonra da okuldan eve geldiğinde kızımın daha kapıda “annem evde mi? Yine kustu mu?” diyen endişe dolu sesi zaman zaman kulağıma gelir.
Tüm bana yaşattıklarını nasıl aklayacak? Bunun cevabı yok…
Olan olmuş artık. Ben yine her zaman yaptığım gibi bu olayda da bardağın dolu tarafına bakmayı tercih edeceğim ve kendime gülebilecek detaylar çıkaracağım.
Biraz daha sakinleşince eltimle sonradan tekrar telefonlaştım ve “ayyy, bari eski kocamı ziyaret edeyim de akran desteği, danışmanlık vereyim. Gitmişken de derneği tanıtır, broşür ve afiş de bırakırım. Gelsin merkezdeki diğer danışmanlıklardan yararlansın’’ dedim.
(Ara not: Ben HIV ile yaşayanların hak savunuculuğunu yapan Pozitif Yaşam Derneği (www.pozitifyasam.org) üyesi ve aynı zamanda da UNAIDS danışmanıyım. Yaklaşık 1 yıldır bu alanda savunucu olarak çalışıyorum.)
Ahahhaaayyy düşünsenize ben merkezimizde hizmet veren avukata gelip “ben bu adamdan davacıyım, bana eeyyttssss bulaştırdı” diyormuşum. Hıyarzan eski eşim de aynı avukata gelip “ben bilmiyordum, masumum, beni savunun” diyormuş. Aha kritik iki vaka. Bu davanın neresinden tutulur ki…
Sonra en komik bakış açısını buldum: Kızımın anası da babası da HIV “Kızım senin annen/ baban ne iş yapıyor?’’ derlerse, “babam virüs kapma uzmanı. ‘İtina ile Tüm Virüsler Kapılır Ltd. Şti.’ sahibi. En son moda eyttss oldu. Anneme de bulaştırdı, haliyle annem de eyyttss oldu, sonra o da bu alanda danışman oldu, eytsliler için çalışıyoooo” der, tTöbee töbeee yaaa…
Ahaaa bir olumlu bakış açısı daha: HIV olduğumda çok erken tanı alsaydım, o zaman da bu kiloya düşemezdim. HIV sayesinde dobişlikten ve erkek reyonundan giyinmekten kurtuldum. Ayrıca o zaman ben ne bu dernek oluşumunun içinde olacaktım, ne de bu yazıları yazacak malzemem olacaktı. Gördünüz mü, bakın her şerde hayır da vardır…
Hadi bunlara gülüyorum şimdi ama onu ve ailesini asla ve asla hiçbir zaman affetmeyeceğim. ASLA… Bulaştırdığı için değil, beş yıl bilip de söylemedikleri için…
Yatıp kalkıp şükretsinler ki kızımda yok bir şey. O zaman kesinlikle durumu böyle karşılamaz, yakar yıkardım. Aalllaaaaahhhhhhh… Aaayyy, gene sinirlendim…
Kafaya koydum. O adamla yüzleşeceğim. Sadece yüzünü, gözlerini görmek istiyorum. Ona bakıp o aciz durumunu izlemek ve bana yaşattığı her acıya rağmen, her şeye rağmen yine de nasıl dimdik ayakta kalabildiğimi göstermek istiyorum. Bu adamın bana nasıl bir evlilik hayatı yaşattığını okudunuz. Belki bana biraz hak verirsiniz…
Gittiğimde kendimin + olduğunu açıklamayı düşünmüyorum. Ona bağırıp çağırıp küfretmeyeceğim. Kinim sözlerime düşmeyecek. Sadece kendi gücümü kendime ispatlamak istiyorum… Bildiğim halde…
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 Sonraki > Sona Git >> |