Görüntülenme : 557  |
İnsanlığın
yüzkarası, savaşlar, daha da karası savaşlardaki çocuk askerler. Birol Biçer’in
yazısında…

“Yaptığım şeylerden dolayı kendimi çok
kötü hissediyorum. Başka insanlara ölüm saçmış olmam beni çok rahatsız ediyor.
Eve döndüğümde öldürdüklerim için dua ve ibadet etmeliyim, kendimi temizlemek
için. Kendi köyümden, öldürdüğüm bir çocuğu hala rüyalarımda görüyorum; benimle
konuşuyor, ‘beni bir hiç uğruna öldürdün’ diyor ve ben haykırıyorum.“
Bu
sözler Orta Afrika ordularından herhangi birinde ölüm makinesi olarak görev
yapan ve sonunda terhisi sağlanan bir çocuk askerin daha 2 yıl önce evine
dönmeden önce uluslararası görevlilere söyledikleri.
“Bana bir üniforma verdiler ve artık orduda
olduğumu söylediler. Artık yeni bir adım vardı: ‘Psiko’. Söyledikleri gibi
yapmazsam geri dönüp anne ve babamı öldüreceklerini de söylediler.“ 17 yaşındaki Kongo Demokratik Cumhuriyeti
ordusu mensubunun geçen yıl söyledikleri de böyle. 13 yaşındaki bir başka çocuğun ise aynı orduya
dahil olması için ikna edilmesi gerekmiş: “Köyümüze
geldiklerinde en büyük ağabeyime asker olmaya hazır olup olmadığını sordular.
17 yaşındaydı ve hayır dedi; kafasına sıkıp, öldürdüler. Sonra bana hazır olup
olmadığımı sordular. Ne yapabilirdim ki; ölmek istemiyordum.”
İki Yüz Elli Bin Çocuk Asker
Çocukların
ordu ya da terörist guruplarca asker olarak kullanılması sadece Afrika’ya
mahsus bir şey değil. Ortadoğu, Asya, Güney Amerika ve Pasifik’teki otuza yakın
çatışma bölgesinde Unicef’in 2007 tahminine göre iki yüz elli bine yakın kız ve
erkek çocuk ellerine silahlar verilerek ölmeye ve öldürmeye gönderiliyor. Bu
küçük askerlerin görev tanımı içine sadece muhariplik girmiyor; bazen
hizmetçilik, casusluk ve seks köleliği de buna dâhil olabiliyor.
Dünyanın
çatışmalı pek çok yerinde 18 yaşın altındaki pek çok genç çeşitli sebepler ve
yöntemlerle askeri birliklere katılıyorlar. Bu konunun başlıca etkeni savaşın
bizzat kendisi. Asker çocuklar konusunda
hazırlanan raporların çoğunda savaşa bağlı sebeplerle beraber başka etkenlere
de rastlanıyor. Çatışmalar sonucu dağılan aileler, bozulan toplumsal düzen,
baskılar, tehditler, fakirlik ve sefaletten kurtulma ümidi ya da bazen hayatta
kalabilmek için askerliğin son şans olması küçük ellerin silahlara sarılmasını
kolaylaştırabiliyor.
Fakirlik ve Sefalet de Bir Etken
2004
yılında Kuzeydoğu Hindistan’da, okula gitmek istediği halde ailesinin fakirliği
sebebiyle silahlı birliklere katılan ve ailesine gönderecek kadar yeterli para
kazanmaya başlayan 16 yaşındaki bir genç yoksulluğun nasıl özendirici bir
faktör olduğunu göstermeye yetiyor.
En fazla
çocuk askerin bulunduğu bölgelerden biri olan Sri Lanka’da bir kız çocuğu ise
asker olma sebebini şöyle açıklıyor: “İstemediğim
bir evliliğe zorlandığım için kaçarak silahlı guruplara katıldım.”
Kolombiya
Devrimci Silahlı Güçlerine katılmış on yedilik bir kızın gerillaya katılma
sebebi ise biraz para kazanmak ve bağımsız olabilmek.
Unicef,
Amnesty International, Human Rights Watch ve benzeri kuruluşların arşivleri
binlerce ifadeleriyle beraber binlerce çocuğun askeri çatışmaların nasıl
kurbanı olduğunu gösteren belgelerle dolu.
Daha
iki yıl öncesine kadar savaşan 15 yaşındaki Kongolu çocuk asker Albert’in
anlattıkları olayın bazen hangi boyutlara kadar ulaşabildiğini gösteriyor: “Bizi savaşçılığa alıştırmak için esrar
verip insanları öldürmeye zorluyorlardı. Bazen tecavüz etmemiz içi kadın ve
kızlar getiriyorlardı. Reddedersek, dayak yiyorduk.”
Askerî Amaçlı Seks Objeleri
Bir
bölgede çatışmaların durması çocukların askerî amaçlarla kullanılmasını
kendiliğinden beraberinde getirmiyor. En
yakın örneklerden Kongo’da asker çocukların sosyal hayata kazandırılması için
bir programın uygulamaya konulmasından iki yılı aşkın zaman geçmiş olmasına
rağmen hâlen yüz on bin çocuğun silahlı güçlere dahil olduğu belirtiliyor.
Bunların bir kısmının yaşayıp yaşamadıkları ise bilinmiyor.
Bunlar
içinde seks objesi olarak kullanılan çocukların durumu normale dönebilme
açısından büyük güçlük arz ediyor. Amnesty International kaynaklarına göre
özellikle kızlardan yararlanan savaşçılar çatışmalar bittikten sonra da bunları
serbest bırakmakta ayak diretiyorlar.
Burundili
askerler tarafından 13 yaşında kaçırılan ve orduda seks kölesi olarak kullanılan Fabienne isimli bir kızın
anlattıkları işin bu yönünü gözler önüne sermeye yetiyor: “Kaç kişiyle cinsel ilişkim olduğunu bilemiyorum. Önce bir adam
geliyor, sonra diğeri, sonra bir başkası… Kaçarsam öldürmekle tehdit
ediyorlardı.”
Zimbabweli
kızların birkaç yıl önce katıldıkları
Ulusal Gençlik Talim Programı ile ilgili itirafları ise askerliğin
çocuklar ve bilhassa kızlar için ölme ve öldürmeden başka anlamlara geldiğini
de ispatlıyor: “Yatakhaneleri kontrol
eden kimse yoktu ve bir gece ani bir baskınla hepimiz tecavüze uğradık. Bazı
adamlar koğuşumuza gelip karanlıkta bize tecavüz etti. Kim olduklarını
göremiyor, bağırınca sopalarla dövülüyorduk. Korkudan bunu rapor da edemedik.
İçimizde en küçüğümüz on bir yaşındaydı ve üst üste defalarca tecavüze uğradı.”
Yamyamlık Bile Yaptırdılar
Çocukların
askerî amaçlarla kullanımında yaşananlar bu kadarla sınırlı değil tabii ki.
Çocuk askerler silahlı guruplar için aynı zamanda ucuz işgücü anlamına geliyor.
İstenildiği gibi yönlendirilen ve karın tokluğuna savaşmaya zorlanabilen bu
çocuklar için bir kalaşnikof kullanmak sıradan bir iş. Ancak bazen onları
öldürmeye alıştırmak için yamyamlığa varan eğitimler gerekebiliyor.
2003
yılında Birleşmiş Milletler Misyonu’nun özel bir ekibinin Kongo’da yaptığı
soruşturma çatışmalar sürecinde yamyamlık ve yamyamlığa zorlama hadiselerinin
yaşandığını ortaya koymuştu. 2003 yılında 13 yaşında olan Kongolu Kalami bu işe
zorlananlardan sadece bir tanesi: “Bize insanları evlerine hapsettikten sonra
evi ateşe vererek hepsini öldürme emri verildi. Bazılarını da canlı olarak
gömmek zorunda kaldık. Bir seferinde komutanımız tarafından bir ailenin
fertlerini öldürüp, vücutlarını
parçalamaya ve yemeye zorlandık..”
Bu
tip vakaların münferit olamadığı ve çocukların bütün direncini kırdığı gibi bir
daha topluma dönmesini engelleyerek asker olarak kalması sonucunu doğurduğu
belirtiliyor.
Sri
Lanka, Liberya, Kolombiya, Angola, Uganda, Burma, Filistin, Burundi, Kongo,
Lübna, Sierra Leone, Nepal, Sudan… Bunlar son dönemlerde çocukların askerî
amaçlarla kullanıldıkları ve raporlarda en çok adı geçen ülkeler. Ancak
çocukların savaşmaya zorlandığı ve türlü şekillerde suistimal edildiği yerler
şüphesiz bunlarla sınırlı değil.
“Çocuklar
öldürülmesin, şeker de yiyebilsinler!” Bu gibi temenniler dünyanın pek çok
çatışmalı bölgesindeki çocuklar için fazla lüks kalıyor. Onların durumu bunun
çok daha ötesinde. Uluslararası kuruluşların raporları bu çocukların sadece
savaş mağduru değil, bizatihi savaşın aktörleri konumunda olduklarını ortaya
koyuyor… Bu durumda “çocuklar öldürmesin!” demek daha gerçekçi bir yaklaşım
belki de.
|