Kimileri
yogayı bir tür kültürfizik olarak görür, çoğu kez stretching (germe-esneme) ile
karıştırılır; bazılarıysa sadece asâna’ları yoga sanırlar. Haksız da
sayılmazlar. Çünkü asânalar, yoganın en gözegörünür tarafı olagelmiştir.
Hekimler bazı sağlık sorunlarının
giderilmesinde bir tür destek etkinliği olarak hastalarına yoganın birkaç temel
başlangıç hareketini önerirler. Kasların, kemiklerin ve eklemlerin dayanıklılık
ve esneklik kazanmasını sağladığı için salt belirli asânaları önerenler de
vardır.
Cimnastik
ve bale eğitimleri sırasında; ameliyat sonrası nekahat dönemlerinde; lenf
sistemi iyileştirme ve düzenlemelerinden, artrite karşı önlem ve sağaltım aracı
olmaya; hattâ endokrin salgı bezlerinin çalışması üzerindeki olumlu etkilerine
kadar pek çok konuda yoganın yararları üzerinde durulmaktadır.
Bütün bunlara ilaveten “kalp
yogası”, hattâ “yüz yogası” gibi söylemleri de son zamanlarda fazlasıyla
duymaya başladık. Kısacası yoganın sayılamayacak kadar çok yararından söz
edilebilir; üstelik bunların tümü de bilimsel olarak kanıtlanmış
gerçeklerdir... Yoga İle Sağlık, Yoga İle Gevşeyin... Zinde Kalın, hattâ
Gençleşin... türünden kitaplar çeşitlenerek rafları doldurmaya devam ediyor;
ancak bunların hiç birisi bizim anladığımız anlamda yoga olmadığı gibi, yoganın
temel felsefesine ve asıl amacına yoğunlaşmadıkça elde edilecek yararlar sadece
maddî ya da fiziksel olmaktan öteye gidemeyecektir. Oysa yoganın, temel
felsefesi ile birlikte uygulandığında yukarıda sayılan veya sayılmayan daha pek
çok göze görünür yararlarla birlikte fiziksel beden ve yaşamdan başka ruhsal,
astral, eterik ve kozmik bakımdan, yeni başlayanların hiçbir biçimde tahmin
dahi edemeyeceği daha pek çok olumlu etkileri ve yararları olacaktır. Üstelik
bütün bunlar, biraz zekâ, ama daha çok duyarlılık ve yaratıcılıkla sizdeki
potansiyelin değerlendirilmesi sonucunda elde edilebilecektir. Yeter ki
zihninize yer etmiş o yılların kirini tozunu silkeleyip atmayı başarın.
Özellikle de yoganın ileri
aşamalarında, meditasyon ile birlikte ulaşılacak merhaleler sayesinde önünüzde
bambaşka bir dünyanın kapıları açılacaktır. Bir insanın hayatta
deneyimleyebileceği en güzel şey meditasyondur.
Geçenlerde
meditasyonu hiç bilmeyen bir tanıdığım biraz da kinayeli bir biçimde
sordu;“Üstad, bu meditasyon dediğiniz
şeyin uyuşturucudan ne farkı var? Bana ikisi de aynı şeymiş ve bağımlılık
yaparmış gibi geliyor da...”Yanıtım
basitti:“Hayattan hoşnut olmadığın için
uyuşturucu kullanırsın. Uyuşturucu aldığında, onun etkisiyle belki kısa bir
süre her şeyi çok güzel görebilirsin, ama etkisinden çıkınca hayat eskisinden
de berbat görünür. Üstelik bir süre sonra da dozu yetersiz kalır, fazlasını
istersin, tahribat giderek artar; buraya kadar tamam mı?”.“Evet, tamam” dedi.“Bak şimdi” dedim, “Meditasyona ancak çok
daha olumlu bir ortamda başlar, ilerledikçe daha da özgür ve farkında olur; bu
olumluluğu hisseder ve üstelik yansıtırsın. Hiçbir tahribat yapmadığı gibi,
kişiliğini ve bilincini de doğal bir biçimde korur; meditasyondan çıkınca
yaşamın daha da güzelleşir, anlam kazanır.”... “Anladım” dedi ama, gerçekte
anlamadığı her halinden belliydi; hem zaten bilmeden anlaması mümkün olamazdı
ki...
‘Namaz
kılmak varken neden yogayla uğraşalım’ diyenlerle de çok karşılaştım. Aslında
bunu sorarken bile gizlemeye çalıştıkları, inançlarının temelinde bulunan ve
ölesiye yaşadıkları o gizli korku ve derinden derine hissettikleri müthiş şüphe
gözlerinden okunuyordu. Ne kadar yazık... Neyse, kısacası dostlar, işimiz hiç
de kolay değil.
Öğretmenlerimden
Sogyal Rinpoche şöyle diyor: “Nasıl
meditasyon yapılacağını öğrenmek bu yaşam süreniz boyunca kendinize
verebileceğiniz en büyük armağandır. Çünkü sadece meditasyon yoluyla gerçek
doğanızı keşfetme yolculuğuna girişebilirsiniz... Meditasyon aydınlanmaya giden
yoldur... meditasyon zihni eve getirmektir... Büyük Doğal Sükûnet içinde
rahatlayın...” Meditasyonu gündelik yaşamda kullandığımız sözcüklerle
anlatmak ve açıklamaya çalışmak gerçekten de hayli zordur. Yaşanır, ama kolay
anlatılamaz...Bir gün büyük usta
Jamyang Khyentse Rinpoche’ye nasıl meditasyon yapılması gerektiğini
sorduklarında şu çok yalın, şaşırtıcı, ama eşi bulunmaz yanıtı almışlar:“Bak,
yapman gereken şey şu: Bir önceki düşüncen geçmişte kaldığında ve bir sonraki
düşüncen henüz doğmamışken, tam o arada bir açıklık yok mu; işte o süreyi
uzatmalısın. O, meditasyondur.” Yoga programlarınızda, izlediğiniz yönteme
göre, herhangi bir aşamada zaten meditasyona merhaba diyeceksiniz. Esasen bu
bir gereklilik, hattâ zorunluluk olup, yapılamazsa ne içsel dünyanızı keşfedebilir,
ne de fiziksel dünyayı doğru bir bakış ve doğru görüşle algılayabilirsiniz.
Çünkü meditasyon yapmak, tam olarak yaşamak ve yaşadığının farkında olmak
demektir. O yogayı bütünleyen bir yolculuktur ve bu yolculuğun da başlıca amacı
kendinizi bulmak, kendinizle tanışmak, kendiniz olmaktır. Ama unutulmaması
gereken gerçek şudur: Daha kapsamlı ve geniş bir bilinçlilik durumu demek olan
meditasyon, hiç kimsede gerçekte olmayan bir şeyi ortaya çıkaramaz; aksine,
zaten varolan bir yere ve orada birşeye ulaşılmasını sağlar. Ama bu konuda aslâ
acele edilmemelidir. Doğru zamanı ve sizin için doğru olan tekniği en iyi
şekilde öğretmenleriniz ve ustalarınız belirleyecektir. İlkokul ikinci sınıf
öğrencisine yedinci sınıfın dersini veremez, konularını da anlatamazsınız.
Farkındalığın kaynağı hepimizin derinliklerindedir ve öğretmenin görevi, hiçbir
koşulda belli bir inancı kabul ettirmeye çalışmak değil, öğrencilerin bunu
kendi içlerinde bulmalarını sağlamaktır.
Hepimizin
bildiği gibi öğretmenlik zor ama önemli, bir o kadar da hassas bir iştir.
Ustalarımdan birisi şöyle sesleniyordu:“Kendinin farkında olmayan bir öğretmen,
öğretmen olamaz. Henüz kendi ulaşamamış olduğu bir şeyi başkalarına öğretemez.
– Osho –“Ustam çok haklıydı. O yolu
gösteriyordur, ama kendisi o yolun neresindedir, ya da ne kadarını yürümüştür
ki?...
Bir
başka büyük usta Jiddhu Krishnamurti ise şöyle söylüyor:Yaşamak
öğretmekten önce gelir... Düşünme sürecini bilmeden meditasyon yapmak, bir
hayâl, bir yanılgı yaratmaktır ve hiçbir gerçekliği yoktur... Düşünmek,
belleğin bir yanıtıdır. Düşüncelerse sözcüklerin, simgelerin, fikirlerin kölesi
olur. Buradaki ince farkları ve onlara eşlik eden duyguları doğru görmek
gerekir... Meditasyon bütün bunlardan, yani düşünceden ve zihinden
kurtulmaktır.” Bu kadar güzel anlatılabilirdi. Hocam burada düşünmenin
doğasını anlatıyordu, peki ya bir de duyguların doğasına dalarsak işte o vakit
işin içinden hiç çıkamayabiliriz.
Konuşmalarımda
sıkça değindiğim bir husus da şudur: Yoga kişiye, kendi üzerinde, henüz içebakışa
yönelmeden de kendiliğinden analitik çalışma yapabilme becerisi ve alışkanlığı
kazandırır. Bunun ardından zihnin analizi ve gözlenmesi kolaylaşacak ve
becerinin yeteneğe dönüşmekte olduğu görülecektir. Çünkü artık bir kez yola
girdikten sonra kendi kendimizle, eskisiyle kıyaslanamayacak kadar çok iletişim
içinde oluruz. Kendi kendini analiz doğru ve gerçekçi bir iletişimin
anahtarıdır. Buradaki kritik nokta kendi kendimizi analiz ederken ne kadar
nesnel ve tarafsız; yani gerçek anlamda ne denli iyi bir gözlemci
olabileceğimizdir. Aksi halde o, gerçek “kendini bilme” olmayacaktır. Örneğin
daha ilk aşamada fiziksel bedenimizi tanımaya nefesin işlevini, gücünü ve
etkilerini algılamakla başlarız.
Bu
aşamada en çok ihtiyaç duyacağımız şeyler cesaret ve sabırdır.
Yoganın
oldukça özgün bir yönü de herhangi bir din ya da inançla ilişkili olmasının
gerekmemesidir. Her tür inanç sahipleri de, inançsızlar da bir arada, insan
zihnine bu tür sonradan yerleştirilmiş yükleri ve sanal ayrımcılık engellerini
sorgulamaksızın yoga yapabilirler; sonra da herkes kendi yoluna gidebilir.
Çünkü yogada koşullanma olmadığı gibi kendi inancını üstün görme kaygısı da
yoktur. Aksine her tür koşullanmanın ötesine geçilmedikçe gerçek yogaya da
ulaşılamaz. Çünkü yoga evrenseldir; bir bakıma varoluşu ve sonsuzluğu
selamlamaktır. O yüzdendir ki size belli bir dinsel inancın (son zamanlarda
hindu esaslı yogacılık yaygınlaştırılmak istenmektedir) empoze edilmeye
çalışıldığı sözde yoga mekânlarından uzak durmanızı öneririm. Dinsel-inançsal
koşullanma ile gerçek yoga bir arada olamaz.
Sonuç
olarak, yoga ile daha bilinçli ve duyarlı bir yaşama yöneldiğinizi kısa zamanda
farkedeceksiniz. Hiçbir inancı nedensiz olarak kötülemek doğru değildir. Ama
dediğimiz gibi yoga evrenseldir; inanç boyutu ise özneldir ve o konudaki
tercihiniz tamamen size kalmıştır. Aksine inançsal özgürlüğünüzü de en iyi yoga
mekânlarında yaşayabilir; pekalâ bir budist, hindu, islam, hristiyan, musevi ya
da zen izdeşi olarak bu çabanızı sürdürebilirsiniz.
Hint
– islam kültürü içinde filizlenen, son dönemin büyük sufîlerinden Hazret İnayet
Han yoga konusunda bakınız neler söylüyor:
“...sıkıntılarımız, hayal
kırıklıklarımız, zaaflarımız ve beğenmediğimiz yanlarımız aslında kendi gerçek
benliğimizi yeterince kavrayamamış olmamızdan kaynaklanıyor. Biz yalnızca sahte
benliğimizin bilincindeyiz, gerçek benliğimizin değil. Yapılması gereken gerçek
benliğimizi ortaya çıkarmaktır... Tüm yoga uygulamaları, onların meditasyon ve
zihinsel yoğunlaşmaları işte bu gerçek benliği ortaya çıkarmak içindir.”Şimdi soruyorum; bu söylemin Gautama Buda’nın,
Dalai Lama’nın söylemlerinden ne farkı var? Hattâ Yûnus, Mevlânâ, Ferideddîn-i
Attâr, Hallâc-ı Mansûr bundan farklı şeyler mi söylemiştir? Yani hangi toplumun
içinden çıkıldığının bir önemi yoktur... İslamda meditasyon mu vardır? Nitekim
islam şeriatı, sufîlere, mistiklere hep soğuk bakmış; onları sürekli dışlamış,
hattâ onlara zulmetmiştir.
Hep
söyledik, öğrencilerime, dostlarıma da böyle anlattım; doğal dindarlık işte
budur: Sevgi içinde farkındalık...
Bir
sufînin de gerçek yogacının da organize dinler tarafından kirletilmiş sözde
kutsal kavramlarla işi olamaz. Çünkü o hayatı özgürce, sevgi ve merhametle,
olgunlukla ve en önemlisi farkındalıkla yaşar.
Sevgili
dostlar, gerçek bir yogacı hiçbir zaman sahte gurulara gereksinim duymaz; çünkü
onun ışığı kendindedir.
Oysa
ki son zamanlarda yine o çoktan modası geçmiş, çağdışı, akıldışı guruların
ortalıkta boy gösterdiğini görüyoruz... Bilmem hâlâ ücreti karşılığında
‘mantra’ satanlar da var mıdır? İnternette biraz dolaşırsanız çoğu hindu
kökenli bu tür sahtekârların ya da onların sözde müritlerinin ülkemizi mesken
edindiklerini üzülerek görürsünüz. Gerçek yogacıların bir görevi de bu tür
istismarcı asalaklarla kararlılıkla mücadele etmek olmalıdır. Vaktiyle büyük
medeniyetlerin ve her türden özgür düşüncenin beşiği olmuş koskoca Hindistan’ı
mahveden hinduizm yobazlığı maalesef ülkemize de sıçramıştır.
Transandantal
Meditasyoncular, Hare Krişnacılar, Sahaja Yogacılar... bunların tümü arayışlar
esnasında zihin bulanıklığı ve bilinç noksanlığı nedeniyle ulaşılmış olan
yanlış kapılardır. Fırtınalı bir denizde iken, yaşama özgürce bakılabilecek
sakin bir liman sanılarak sığınılan bu koylar çok ‘sığ’dırlar ve gerçekte
oralarda, bir hapishaneden kaçmışken başka tür bir hapishaneye düşmüş ve
zihninizi sadece başka bir esarete mahkûm etmiş olursunuz; hepsi o kadardır.
Bunlardan bazıları sapkınlıklarını o kadar ileriye götürmüşler ki yayınlarında
ve derslerinde (!), büyük yogilerin, gelişme aşamalarına göre insanüstü güçlere
sahip olabildiklerini; örneğin “kendilerini görünmez yapabildikleri”,
“yıldızlara ve güneşe dokunabildikleri”, hattâ en ileri aşamada “bir ölüyü bile
diriltebildikleri” savını hiç sıkılmadan öne sürebilmişlerdir. Çok sayıda
yandaş bulabilen bu merkezlerde çalışanlar örneğin levitasyonu (yerçekimini
yenerek fiziksel bedenin yerden yükselmesi) başardıklarını basın ve yayın
organlarında uluorta anlatabilmektedirler.
Okumaya başladığımda, daha önce birçok yerde okumuş olduğum yazılardan biri olmadığını hemen anlamıştım zaten. Doğru bilgilerin böyle anlaşılır bir şekilde, karşılaştırılmalı olarak sunulmuş olması anlamayı kolaylaştırıyor. Okurken aklıma gelen soruların cevaplarını hemen arkasından gelen cümlelerde bulmuş olmak yazınızı bir an önce bitirip neymiş ne değilmiş anlamaya teşfik etti beni. Umarım daha bir çok farklı kaynaktan yazılarınızı takip etme imkanı bulabilirim.
harika bir özet olarak görüyorum. içinde almak isteyen için daha doğrusu almaya açık olan için göründüğünden daha çok bilgi var bence. yazılarınızın devamını ilgiyle bekliyorum.