Çok Yaşa Platon!

ikincibasyazi

Hasan “Sonsuz” Çeliktaş’ın kaleminden, Platon’la başlayıp Freud’le devam eden ama özünde platonik aşkları anlatan sıcacık bir yazı.

Tıklayın

Küreselse Beni Bağlamaz

basyaziresim

“Geçenlerde ‘Küresel Isınma’ mevzuunda birkaç arkadaşla konuşurken biri dedi ki ‘Ya boş verin bizim ömrümüz yetmez zaten, ne olacaksa olsun, ne düşünüyorsunuz.’  Bir sessizlik oldu önce, sonra onaylayan da oldu, nutku tutulan da. Ben ikinci gruptaydım ve bir süre susup ‘bizim asıl derdimiz bu galiba, ne küresel ısınma, ne yükselen milliyetçilik, ne savaş, ne şu, ne bu’ diye düşündüm.” Başyazımızı Gülseren Karaçizmeli’den okuyoruz.

Tıklayın
Yaşayan En Zeki Türk
Yazar Ege Görgün   
 

Görüntülenme : 1071    


ImageAynı adı taşıyan ve kendisini anlatan kitap sayesinde “Türk Ayştaynı” lakabıyla popüler tanınırlığını artıran Oktay Sinanoğlu, bilim dünyasının yakından tanıdığı bir isim. Sinanoğlu’nun bilimsel çalışmalarının yanı sıra üstlendiği çok önemli bir misyon var:  Türkçe eğitimin öneminin anlaşılması ve vurgulanması. Ona göre ortaöğretimde yabancı dilde eğitim verilmesi, Türkiye’yi yok etmeye çalışanların planının bir parçası. Sinanoğlu bu oyunu bozmak için yurdun dört bir yanında konuşmalar yaparak ve düşüncelerini içeren kitaplar yazarak “okumuş”  genç nüfusu bilinçlendirmeye çalışıyor.  

 

Kadıköy, herhangi bir günün herhangi bir saati hep aynıdır. Belki bazen az biraz daha kalabalık ya da az biraz daha tenha. Ama tıpkı İstiklal Caddesi’nde olduğu gibi sokaklar her daim insanlarıyla cıvıl cıvıldır. Mağaza vitrinlerinin önü ufak birer istasyon haline gelir bu trafikte. Kafeler, yemek mekanları ise sahibinin somurtmasına yol açmayacak kadar işlektir. Kadıköylü’nün yüzü genelde asık değildir zaten. Moda’dan yokuş aşağı akıp gelen eski İstanbul ruhu, barlar sokağı Kadife’den kabarıp köpüren genç enerji ve orta yaşlı Kadıköy müptelalarının bilge sakinlikleriyle birleşince oluşan semt aurasıdır bunun müsebbibi. Kadıköy’ün yalnızca mektup adresi değil, bir müptelalık olduğunu bilen bu orta yaşlı kesim sayesindedir ki, “Kadıköy sakini”, sakin kelimesinin iki anlamının da hakkının verildiği bir tabir haline gelmiştir.

 

Kadıköy’ün böylesine sıradan bir gününde bir çay içmek için kapısından girdiğiniz kafelerden birinde ona her an rastlayabilirsiniz. En arkada, köşedeki kare şekilli masif masada, sessiz sakin önündeki deftere bir şeyler karalayan, bembeyaz pamuksu ve kabarık saçlarıyla akla hemen kendilerini son icatlarına adamış bilim adamlarını getiren bir adam. O kadar soyutlamıştır ki kendisini, artık kendisini tanıyan çalışanlar getirip masasına bırakmasa, ne bir damla su içmek, ne de bir lokma bir şey yemek aklına gelecektir. Dünyanın tanıdığı Oktay Sinanoğlu’yla belki aynı mekanı siz de paylaştınız ama muhtemelen bunun farkında bile olmadınız. 

 

300 yılın en genç profesörü...

 

Batı dünyasının son 300 yıldır çıkardığı en genç profesör olmak.  Bunu Kansaslı, Washingtonlu ya da New Yorklu Coni değil, Yale Üniversitesi’nden 26 yaşında bir Türk başarıyordu. TED’in Yenişehir Lisesi’ni 1953’te birincilikle bitirdikten sonra çok istemeden de olsa yurtdışına eğitim görmeye giden Sinanoğlu bu başarısının nedenini yalnızca kendi zekasıyla açıklamıyor. Ona göre ortaokul ve liseyi o dönemde dünyadaki en iyi orta eğitimin verildiği Türkiye’de okumuş olması en önemli etken.

“Türkçe aldım eğitimimi, tarihi, fiziği, matematiği, kimyayı Türkçe; İngilizceyi de kendi dersinde öğrendim. Bizi devşirme olalım diye gönderdiler oralara, çok şükür olmadık. Gittiğimde derslere baktım, dedim ki ben bunları biliyorum. İnanmadılar tabi. Getirin dedim sene sonu imtihanını. 90 falan aldım. Öyle ki sene sonunda sınıfta en yüksek not 70’ti. Üniversiteyi bir buçuk senede falan bitirdim yani.”

 

“Dışarıda yetiştirilen sahte aydın sınıfa, hiçbir zaman kendi memleketinde işe yarayacak bir şey öğretilmemiştir. Bilimde ve teknikte yani pratik alanda kendi ülkesinde kullanabileceği bir şeyler öğretilememiştir. Öğretilenler idari ve sosyal bilimler ağırlıklıdır. Bu bilimler de ‘patron ülke’nin gerçeklerine göre okutulmuştur. Bunlar kendi memleketlerine döndüğü zaman kendi milletinin başına bela olan bir aydın sınıf haline gelirler.”

Hedef Türkiye

 



Okur Yorumları  
 

 

Göster 1 1 Yorum

1. 27-11-2007 01:25

Müstesna bir şahsiyet...
Sevgili Ege, 
 
Kitaplarını okuduğum fikirlerine, eğitimine, özünden ödün vermeyişine hayran olduğum müstesna şahsiyet Oktay Sinanoğlu'nun söyleşinide elbette büyük keyifle okudum. 
 
Keşke belittiğin gibi daha uzun ve ayrıntılı olabilseydi sohbetiniz... 
 
Yinede hiç yoktan iyidir deyip teşekkürlerimi sunmak isterim. 
 
O başka bir ülkenin vatandaşı olsa başlarda taç olurdu. Ancak, bizde görmezden gelinen biri!.. Ne acı değil mi?..
Şiyma Aksekili

Göster 1 1 Yorum

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.8 © 2007-2009 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved

Eski Sayılar

derKi arama

Google
Web derki.com

Son Yorumlar

Issız ADA'm
benzer gözlerle seyretmişiz filmi......
...

Arıyorum... Babam Yok!
İkinci kere okumama rağmen, ilk defa...
...

Birey Olmak
Yeni platform hayırlı olsun...
...

Arıyorum... Babam Yok!
Reha yazini, samimiyetini, duygularini...
...

Tanrı Nedir?
internet explorer'da sırasıyla görünüm,...
...