derKi camiası olarak geçtiğimiz ay çok sevdiğimiz
hocamız ve yazarımız Mustafa Öz’ü yitirdik. Moz Hoca’mızı, Feyza Hepözden’in kaleminden
anıyoruz. Tıklayın...
Çekip Giden İki Adam
“O kocaman sevgisi
hala yerli yerinde duruyor mu bilmem ama babasına çok dargın hatta kızgın bile
denebilir. Asla affedemeyeceğini söylüyor. Sözü edildiğinde hala gözleri
doluyor, içi yanıyor besbelli. Ama öfkesine yenik düşmek üzere. Pek anlatmıyor
bana da. Tek bildiğim babasının onu çok yalnız bıraktığı. Sonunda da bu apansız
çekip gidişi bardağı taşıran damla oldu sanırım.” Başyazımız aramıza bu ay
katılan genç yazarımız Gamze Çetinel’in kaleminden geliyor. Tıklayın...
Ülkemi Neden Seviyorum?
Yazar Dirse Erdem
Görüntülenme : 236
Türkiye’yi
çok seviyorum, biliyor musunuz? Nasıl sevmem, nasıl sevemezlik ederim ki?
Dünyanın
en güzel coğrafyalarından birinde olması, tarihsel zenginliği, toprağa
sapladığın sopayı ağaç yapan bereketi yetmez mi?
Ülkemin
bunların ötesinde bambaşka bir özelliği daha var. Mizah.
Mizah,
bizim için, hayatı güzelleştiren bir tutam gülüşten çok öte bir şey. Bir yaşam
tarzı, bizi diğer milletlerden ayıran bir “alâmetifarika”. Biz, mizahi doğup,
mizahi yaşayıp, mizahi ölen bir halkız.
Neden
böyle diyorum? Çünkü dünyanın hiçbir yerinde;
-Kendisi de kaçak olan kuran kursunda, doğal gaz
kaçağı sonucu meydana gelen patlamada ölen kızlardan birinin babası “Bizim kızımız,
baleye, diskoya gidip köpük banyosunda elektrik kaçağından ölmedi. Onlar,
sorguda bize şahitlik edecek.”; diğerinin annesi ise “Ben buranın kaçak
olduğuna inanmıyorum. Bir kızım daha olsa onu da gönderirdim.” demez. Konya’da
der.
-Ayrıca, yukarıda sözü edilen “köpük
banyosunda elektrik kaçağından ölüm” nedeniyle, “köpük banyosunun hepten yasaklanması”
şeklinde bir “önlem” de düşünülmez. Antalya’da düşünülür.
-18,000 futbol sahası (yaklaşık 73 kilometre
kare veya Büyükada’nın 13, Adalar İlçesinin 7, Kadıköy’ün yaklaşık 2 katı) büyüklüğünde
orman yanmışken, dünyanın “orman ile ilgili” bir yetkilisi “Bir yerde bir vakit
yangın çıkacak diye, saati 10,000 dolardan yangın söndürme uçak ve helikopteri
kiralanmaz. Elimizdeki teçhizat yeterlidir.” diye beyan veremez. Antalya’da
verdi bile. “Eğer saatine 10,000 usd verebiliyorsan, aylığı kaça gelir? O
fiyata uçak kiralanmaz, alınır.” Demek istedim, ama yapamadım.
-Aynı yangınla ilgili olarak başka bir
yetkili, “Bizde, İtalya, İspanya Fransa ve Yunanistan’dan daha az orman yangını
çıkıyor.” demez? Antalya’da der. Ama ne demek istemiş olabilir? Bilmiyorum. Halimize
şükür mü edelim? Ey, yeri göğü yaratmış; kullanması için her insan kuluna akıl
ihsan etmiş yüce rabbim. Bizi, komşularımızdaki yangınlardan koru!
-Bir belgeselde, Bizans dönemi ile ilgili
bölümlerin canlandırılması için, şehir surlarına Bizans bayrağı çekilmesi
yüzünden, şehir halkı galeyana gelip, çekimi engellemez. Kayseri’de engeller,
Gaziantep ise valilik toptan izin vermez. Kayserili yönetmen projeyi yarım
bırakır.
-Başka bir filmde ise “4. Murat’ı yanlış
gösteriyor” diyerek, set basılmaz ve oyuncu silahla vurulmaz. Ama “İstanbul kanatlarımın altında” filminin
setinde Okan Bayülgen vurulur.
-Dünyanın hiçbir hükümetinin hiçbir Adalet
Bakanı, ucu kendi partisine dokunan bir yolsuzluk ve dolandırıcılık iddiası ile
ilgili olarak ne yapacağı konusundaki soruya “Bana ne ya, bana ne?” diye yanıt
vermez, veremez. Ankara’da verir.
-Dünyanın hiçbir yerinde askeri yetkililer,
“stratejik müttefikimiz ile anlık istihbarat paylaşımında bir sıkıntı
bulunmamaktadır.” diye beyanda bulunurken, 17 şehit askerin cenazeleri
kaldırılmaz. Bu ülkede kaldırılır.
-Ayrıca, 17 asker, aynı çarpışmada şehit
düştüğü için dikkat çekerken, gerçekte aynı ay içinde toplam 37 askerin şehit
düşmüş olduğu dikkatlerden kaçmaz. Bu ülkede, kaçar.
-Bu 37 askerle birlikte, sayısı binleri aşan
şehidi katledenlere, “onlar bizim dağlardaki güvercin kardeşlerimiz, terörist
değiller” diyen siyasiler, o ülkenin meclisinde, dokunulmazlık zırhıyla
donanmış ve ömür boyu en üst seviyeden emekli maaşı almayı hak kazanmış olarak,
bulunmaz. Ama burada bulunur.
Şimdi,
anlatabildim mi?
Türkiye’yi
çok seviyorum.
Dirse Erdem
About the author:
1968 doğumluyum. Karşıyaka'lıyım. Ege Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu. Müzik ve kitap hastası. 2001 yılında Usui Reiki ile tanıştı. 2003'te Kundalini Reiki, Ra-Sheeba ve Takyon Healing tekniklerini kullanmaya başladı. Şimdilerde politik içerikli yazılar yazıyor.