Görüntülenme : 1027  |
Sayfa 1 of 2
Avrupa’daki
düşünce akımları son dönemde giderek artan ve tırmanan bir biçimde “Türkiyesiz
Avrupa” konusunu gündeme getiriyorlar. Ancak bu yaklaşımın –her ne kadar
taraftarı çok olursa olsun, yine de- somut bir sonuca varması mümkün değil.
Büyük olasılıkla
gelecek nesiller, Avrupa’nın düşünce tarihini incelerken, bu akımdan doğan
makale ve kitapları gördüklerinde çok şaşırıp, gülümseyecekler. Kuvvetli bir
ihtimalle, söz konusu yaklaşımı, fikir dünyasındaki çeşitli dönemlerde ele
alınan ve daha çok “uçuk” ve “deneysel” diye nitelenen varsayımlarla
kıyaslayacaklar.
Çünkü Türkiye’yi
içermeyen Avrupa, Türkiye’yi dışlayan Avrupa, Türkiyesiz sadece bir ütopya
olabilir. Ütopyaların ise gerçekleşmesi mümkün değildir. Esasında “ütopya”
denildiğinde, kamuoyunda “gerçekleşmesi iyi ve olumlu olarak görülen, ama böyle
bir olasılık bulunmayan” olgular anlaşılır. O nedenle, ütopya denildiğinde,
bazı olumlu çağrışımlar söz konusudur. Ancak tarih, kültür, barış ve gelecek
düşünüldüğünde, yararlı olan bu ütopyanın hiç gerçekleşmemesidir. İyi olan da,
gerçekleşemeyecek olmasıdır.
Attila olmasaydı,
Fatih olmasaydı, Kanuni Sultan Süleyman olmasaydı, Mustafa Kemal olmasaydı,
Avrupa bugünkünden çok farklı bir kimliğe sahip olabilirdi. Haçlı Seferleri
olmasaydı ve şövalyeler Anadolu ile, Anadolu’yu Anadolu yapan değerler ile
karşılaşmasaydı, yine Avrupa daha farklı olurdu. Türkler olmadan Balkan tarihi
de, Akdeniz tarihi de değişik bir görünüm alırdı. Etrüskler Anadolu’dan
İtalya’ya göçmeseydi, neler olurdu, daha doğrusu neler olmazdı!
Acaba bugün Avrupa
Trakya’da Araplar ile, Persler ile veya Ruslar ile komşu olsaydı, daha iyi olur
muydu?
Avrupa’nın
dününden ve bugününden Türkiye’yi çıkarırsanız, geriye pek fazla bir şey
kalmaz. Bu durum Avrupa’nın geleceği içinde geçerli; Almanya’da yayınlanan
Frankfurter Allgemeine Zeitung Gazetesi’nin de belirttiği gibi, “Türkiye Avrupa
varlığının belirleyici unsuru”.
Türkiye Avrupa
açısından “çarpan etkisine” sahip. Türkiye’nin güçlenmesi ve etkinliğinin
artması, Avrupa’nın gücünün ve etkinliğinin artması ile olumlu anlamda
ilişkili. Dahası Türkiye’nin artan gücü ve etkinliği, Avrupa’nın gücünü ve
etkinliğini de matematikteki çarpma işleminde olduğu gibi artıracak.
Bugüne
bakıldığında, Türkiye’nin Avrupa’ya etkisi ve katkısının, düne göre daha fazla
olduğu görülüyor. Anadolu’da Türkiye olmasaydı, ne Doğu Akdeniz’de istikrardan
ne de enerji nakil güzergâhlarının güvenliğinden söz edilebilirdi.
Bu durum “Soğuk
Savaşın” yaşandığı yakın tarih için de geçerli, “Sıcak Barışın” yaşandığı bugün
için de. Kısacık bir an için, medeniyetler çatışmasının yaşandığı şu dönemde
demokratik, laik, çoğulcu, parlamenter Türkiye’nin olmadığını varsayalım. Ne
daha kötü olabilirdi?
Acaba öyle bir
durumda Filistin ve İsrail liderleri hangi ülkenin parlamentosunda konuşup, el
sıkışırlardı? Acaba öyle bir zamanda Avrupa nasıl bir güvenlik mimarisi ile
kendisini koruyabilirdi. Yine aynı şekilde Türkiye’nin İran ve Rusya ile
ilişkileri olmasa, Avrupa kendisini daha emin hissedebilir miydi?
Resmin küçük bir
kısmına baksak da, bundan çok farklı bir panaroma ile karşılaşmıyoruz. “Barış
projesi” ve “medeniyet projesi” olan Avrupa Birliği, kendisine akarsuların ve
sıradağların adları ile değil, erdemlerle ve evrensel hukuki ve insani değerler
ile tarif ettiğine göre, onun bu fikri olgunluğa ulaşmasına katkı sağlayan
Anadolu’nun değerleri olmadan, sağlıklı bir kimlik tarifi yapabilir mi?
O nedenle
İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband’ın “Avrupa Birliği Türkiye'nin
üyeliğini desteklemeli” şeklindeki ısrarlı sözlerini çok ciddiye almak lazım.
Çünkü her geçen gün daha fazla “kuşatma altında dahi, meleklerin cinsiyetini
tartışmaktan vazgeçemeyen Roma’ya” benzeyen Avrupa Birliği’nin vakit
kaybetmeden, geleceğe daha güvenli ve daha sağlıklı bakabileceği “Türkiyeli
Avrupa” formülünü geliştirmesi gerekiyor.
Nitekim İtalyan
Senato Başkanı Marini “İtalya Türkiye'nin AB'ye katılması gerektiğine gerçekten
inanmaktadır; çünkü Türkiye Avrupa'ya güçlü bir siyasi rol kazandırabilecek
büyük bir ülkedir” derken, aynı kanaati paylaşıyor. İtalya'nın Ankara
Büyükelçisi Carlo Marsili de, İtalya'nın Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üye
olması konusunda ısrarcı olduğunu belirterek, “Bizim için Türkiye zaten AB
içindedir, bunun şekilsel olarak tamamlanmasını bekliyoruz” demesi, aynı nedene
dayanıyor.
<< Başa Dön < Önceki 1 2 Sonraki > Sona Git >> |