derki.com

derKi

hayataneler.jpg

ruhizaman.jpg

ariyorumbabamyok.jpg
Kiralikbedenler.jpg
Türkiye İran Olur mu?
Yazar Birol Biçer   
 

Görüntülenme : 1544    


Türkiye acaba İran olur mu?  İran gibi bir şeriat rejimi kurulur mu? Halk bir İslâm devrimi yapar mı? Ya da bu rejim evrimci bir şekilde gelir mi?

ImageTüm bu sorular son zamanlarda malum cenahta yeniden gündeme getirilse de, aslında tartışma yeni değil. Bilhassa laikler için. Bu soruların işaret ettiği sanal problem kimliğinde “laik” sıfatı öncelikli olan cenahın uzun yıllardır başlıca paranoya konusu olmuş ve görülen o ki olmaya devam etmekte. Ülkemizde hayatın ve ilerlemenin kaçınılmaz sonucu olan sosyal ivmeler karşısında bu takıntının esiri olmamış laik yakınım, tanıdığım yok gibi. Biri çıkıp izah etse de rahatlasak: İran rejimini bu güne kadar nereye ihraç etti de, yüzlerce yıllık rakibi Türkiye’ye edecek!

Şahsen cevabımı baştan vereyim: Türkiye’de İslâmî bir rejimin kurulması, hele hele İran benzeri bir modelin oluşması tamamen vehimden ibarettir. Politik açıdan paranoyak bir kitlenin yaygarasıdır. Ulusalcı–Kemalist-Laik-Jakobenlerin artık asabiyet haline gelen evhamlarının bir ürünüdür kısacası.

Özellikle İran devriminden sonra İsviçre ve Fransa’ya kaçmış, Şah taraftarı ya da şah dönemi elitinden yakından tanıdığımız, görüştüğümüz pek çok İranlı dostumuz var. Sıcak, canlı, neşeli insanlar olmakla beraber kaprisleri, israfları ve emirleri altındakilere muamelelerini her görüşümde İran’da devrimin neden yapıldığını biraz daha iyi anlarım. Bu tutumlara şahit oldukça neredeyse mollalara hak veresi geliyor insanın.

Türkiye’de Arap ülkeleri ile beraber İran’ın küçümsenmesi söz konusu. Türkiye’de resmî ideoloji taraftarlarının öncülüğünü yaptığı bu anlayışın- haklı ve tepkici tarafları olmakla birlikte çok gerçekçi olduğunu söylemek mümkün değil. Basınımız ve aydınlarımız dünyanın bu coğrafyasına uzun süre ilgisiz kaldığı ve sadece batı medyasının süzgecinden geçen bilgilerle beslendiği için başta İran olmak üzere tüm İslâm coğrafyası kültürel ve fikrî hayat itibarıyla meçhulümüz olmuştur. İran içerideki otoriter rejim, kargaşa ve fakirliğine rağmen pek çok batı ve Müslüman ülkesini utandıracak kültürel ve bilimsel performansa sahip. Özellikle kadının sanat, teknoloji ve eğitim alanlarındaki varlığı ve etkinliği ciddi boyutlarda.

İran geçmişini asla inkâr etmez, soyutlamaz, aksine sahiplenir. Kendisinden olmayanı da sahiplenir, bir şekilde kendine mal eder.  Mani olsun, Zerdüşt olsun, Büyük İskender ya da Mevlana olsun onu sahiplenir, dışlamaz. 3000 yıllık mitolojisiyle İran İran’dır. Bu noktada Türk rejiminin hatasına düşmez.

Kendileri olmazsa Türkiye’nin İran’a dönüşeceği vehmine iman etmiş kitle bu topraklara ve insanına dair felsefî, sosyolojik, manevi pek çok unsuru göz ardı ederken, dünyadaki gidişatı okuyamama hatasına da düşüyor. Bu kitle,  dünyanın günümüzde aydınlanma ve sonrasındaki materyalist-pozitivist anlayışın yanlışlarını tasfiye eden, önce mistisizme, ardından dinî referanslara dönüş yapmaya başlayan ama aynı zamanda bilimi de dışlamayan yeni eğilimi okuyamıyor. 19. yüzyıl pozitivist anlayışından kaynaklanan sapmaların kitleler tarafından benimsenmediğini, ayıklandığını görünce de alarma geçiyor.  Bu bir teşhis hatasıdır.

Dahası bu zevat sahiplendiği, kendi milletim dediği, yönettiği ve yönlendirdiği halkı, bu halkın manevî ve kültürel dinamiklerini tanımıyor. Onun diline ve yaşam tarzına yabancı. Çoğunluğunu laik-ulusalcı-Kemalist ve jakoben eğilimlilerin oluşturduğu bu azınlık kitlenin teşhisi doğal olarak yanlış.

ImageTürkiye’nin İranlaşma tehlikesinde ısrarcı olanlar,  bu milletin idare-otorite karşısında yüzyıllardır benimsediği tutumunu dahi göremiyorlar. Her ne kadar içten, sıcak, heyecanlı bir karaktere sahipse de bu millet gerçekte derin duygularını dışa vurumcu değil; içe dönük bir yapıya sahip. İsyanını, dışarı yansıtmaktansa içine gömmeyi tercih ediyor. Başka milletlerle karşılaştırıldığı zaman bu net olarak ortaya çıkar. Çok çeşitli unsurların birliğinden oluşmuş bu topluma hâkim bir itaat kültürü var. Zahiren hükme, otoriteye itaat eden bu zihniyet, isyanını içine atıyor, iç dünyasında hesaplaşıyor. Devrimci değil, evrimci bir yapı ama o da edilgen anlamda. Bu özellikteki bir milletin İslâm devrimi yapma olasılığını varın siz tahmin edin. Çünkü gayet iyi biliyor ki, en kötü yönetim, yönetimsizlikten iyidir.  Geçirilen kaç fetret devri bunu genetiğine kodlamıştır artık. Toplumun geniş gövdesinin anatomisini bu şekilde tarif mümkün.

Bu toprakların halkında millî bir birlik şuuru da var. Bu şuur laiklerin benimsedikleri sonradan çıkma bir milliyetçilikten çok, kimi zaman İslâm milleti olmak bilincinden, kimi zaman kültürel milliyetçilikten, kültür ve gelenek bağından, gayrimüslimlerle beraberlik konusunda ise ittihad-ı anasır (unsurların birliği) anlayışı ve yüzlerce yıllık ortak yaşam geleneğinden kaynaklanmakta.




Okur Yorumları  
 

 

Gönderilen yeni yorum yok

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.8 © 2007-2009 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved

derKi arama

Google
Web derki.com

Son Yorumlar

Issız ADA'm
benzer gözlerle seyretmişiz filmi......
...

Arıyorum... Babam Yok!
İkinci kere okumama rağmen, ilk defa...
...

Birey Olmak
Yeni platform hayırlı olsun...
...

Arıyorum... Babam Yok!
Reha yazini, samimiyetini, duygularini...
...

Tanrı Nedir?
internet explorer'da sırasıyla görünüm,...
...