Görüntülenme : 1058  |
Sayfa 3 of 3
Sonuca
doğru…
Durumun tüm teorik
ve akademik değerlendirmeleri, bilgilendirme açısından değerli olsa da, asıl
olan çözüme bulundukları katkıdır. Türk milliyetçiliğinin, diğer
milliyetçilikler gibi, büyük kitleleri bir araya getirirken diğer büyük
kitlelerden ayırdığı ortadadır. Ve bu, doğru ele alındığı takdirde, problem
teşkil etmeyebilir. İnsanların farklı etnisitelerden ya da dinlerden olması bir
sorun olarak değil bir avantaj olarak algılanmalıdır. Farklılıklar, ötekilerin varlığı, bir tehdit olarak
değil bir zenginlik olarak yansıtılmalıdır. Tarih boyunca devletlerde farklı
içerikteki çeşitlilikten kaçınma eğilimi gözlemlenmektedir. Bu, aslında,
oldukça doğaldır. Zira homojen bir ulus, devletin yönetimini oldukça
kolaylaştıracak bir unsurdur. Ancak neredeyse hiçbir ulus homojen değildir. Ve
globalleşen dünyada bunun mümkün olup olmayacağını zaman gösterecek olsa da,
günümüzde insanların kendi kimliklerine daha sıkıca tutunma eğiliminde olduğu
açıkça görülmektedir. Bu açıdan, farklı kültürleri tanıtmak ve tanımanın, eğer
ki barışçıl bir ortam istiyorsak, öncelik taşıması gerekir. Bunun da yolu,
Muzaffer Sherif’in de tartıştığı üzere, farklı grupları ortak bir amaca
yönlendirmekten geçer. Muzaffer Sherif’in, grup içi ilişkileri anlamak amacıyla
düzenlediği ve literatürde adı Robbers Cave olarak geçen deney belki tüm bu
anlatılanları güzel bir biçimde özetleyecek ve sonucu ortaya koyacaktır.
Deneyin aşağıdaki anlatımı
http://www.age-of-the-sage.org/psychology/social/sherif_robbers_cave_experiment.html
sitesinden alınmıştır.
Deneyde, benzer çevrelerden gelen
yaklaşık 12 yaşındaki 24 erkek çocuğu, ayrı 2 grup halinde bir izci kampına getirilmiştir.
İlk aşamada, bu iki grup birbirinden ayrı tutularak, onlara çeşitli hedefler ve
görevler verilmiş; böylece grupların iyice kaynaşması sağlanmıştır. Beklendiği
üzere 5-6 gün içerisinde bireyler kendi gruplarıyla özdeşleşmiş, grup içi
hiyerarşi kurulmuş ve hatta her grup kendine bir isim seçmiştir. Her bir grup,
gün geçtikçe diğer grubun varlığının daha da farkına vardığından iç-grup
özdeşimi artarken dış-grup giderek ötekileşmiştir. Bu da her bir grubun kampın
imkanlarını kendilerini “kullan”ırken diğer grubun “sömür”düğü gibi izlenimlere
kapılmasına ve rekabetin artmasına neden olmuştur. Öyle ki, her iki grup da
kamp görevlilerine sürekli olarak bir çeşit müsabaka düzenlenmesi konusunda
ısrarlarda bulunmuştur.
Kamp görevlileri
yani araştırmacılar da bunu önceden beklediklerinden, ikinci aşamaya
geçmişlerdir. İkinci aşamada gruplar arasında bir müsabaka düzenlenecektir. Bir
dizi yarışmasının sonucunda en çok puanı toplamış grup ödül kazanacaktır. Ve
müsabakanın yapılacağı zaman iki grup ilk
kez bir araya getirilmiştir. Tahmin edilebileceği gibi iki grubun
karşılaşmasında birbirlerine karşı, özellikle tezahüratlarda kendini gösteren,
düşmanca tutumlar ortaya çıkmıştır. Öyle ki, gruplar birbirlerinin bayraklarını
yakma arzularıyla yanıp tutuşmuştur. Gruplardan birinin ilk müsabakayı
kazanması sonucunda düşmanlık iyice artmış ve ilk başta birbirlerine attıkları
lafların yerini çok daha ağırları almıştır. Dış-grup düşmanlığı iyice
radikalleşmiştir. Gruplar aynı ortamda yemek bile yemek istememektedirler
artık.
Bu noktada
araştırmacılar üçüncü aşamaya geçmeye karar vermişlerdir. Üçüncü aşamada,
grupların bir şekilde aynı ortamda bulunmalarını sağlayarak birbirlerini
tanımalarına imkân verilecektir Bunun için film gösterimi ya da 4 Temmuz
kutlamaları gibi aktiviteler gerçekleştirilmiştir. Ancak bu aşamada gruplar
arasındaki düşmanlık azalmamış, aktivitelerin çoğu yemek savaşıyla sona
ermiştir.
Araştırmacılar,
bir arada bulunmanın düşmanlığı azaltmadığını görünce alternatif bir yöntem
ortaya koymuşlardır. Bu son aşamada, gruplara ortak bir amaç sunulmuştur. Bu
amaç, iki grubun da hayır diyemeyeceği ancak yine tek başına
gerçekleştiremeyeceği yani, eğer ulaşmak istiyorsa, diğer grupla ortak çalışmak
zorunda olacağı türdendir. Sherif, bunun anlaşmazlıkları çözmede etkili bir
yöntem olacağını savunmaktadır.
“Farklı” kişilerin
farklılıklarını bir tehdit değil bir çeşit olarak görmek, şahsı kanaatimce, negatif
yaşantıları büyük ölçüde çözecek olsa da kabul etmek gerekir ki bakış açısı
değişimi sanıldığı kadar kolay değildir. Bu noktada Sherif’in deneyindeki son
aşamanın faydalı bir çözüm yöntemi olarak görülebilir. Kitleler ortak bir amaca
yönlenirse farklılıklar, aynı Milli takım maçı gibi, arka planda kalabilir. Peki
ne gibi bir amaç? Tüm dünyayı ilgilendirecek, ama hiçbir ulusun ya da dini
cemaatin tek başına altından kalkamayacağı bir hedef ne olabilir? Belki buna
güzel bir cevap Küresel Isınma ya da onun gibi doğal konular olabilir. Ancak
bunun gerçekleşebilmesi devletlerin ulusları bu amaca yönlendirmeye niyetli
olması gerekir ki bu da belki bir açıdan dünya politik dengesinin intiharı
olacaktır. Fakat bu, ne yazık ki, bambaşka bir konu.
Görüldüğü üzere Türk milliyetçiliğinden bahsederken
pek çok başka konuya ucundan dokunmak gerekiyor. Okuduğunuz yazı içerdiği bilgi
birikimi bakımından oldukça kısıtlı idi. Toplumsal konular tek bir biçimde ele
alınamaz. Milliyetçiliği ilgilendiren pek çok kuram ve yorum vardır. Ben bu
yazıda sadece birkaçından ve tekrar belirtmeliyim ki kendi bildiklerim
dâhilinde oldukça kısıtlı bir biçimde söz ettim Bu nedenle anlatılanların profesyonel
bir kritikten ziyade konuya ufak bir giriş olarak algılanmasını rica ediyorum.
Bu konuda daha fazla bilgi edinmek isteyenler kaynakçalarıma göz atabilirler.
Ek olarak; anlattıklarımda eğer ki yanlış bilgiler varsa bana e-posta ile
bilgilendirmenizi rica ediyorum.
KAYNAKLAR
Adorno, T.W.,
Frenkel-Brunswik. E, Levinson, D.J., & Sanford, R.N. (1950). The authoritarian personality. New
York: Harper.
Allport, G.W.
(1954). The nature of prejudice. Cambridge Mass.: Addison Wesley Pub. Co.
Bora, T. (2003).
Nationalistic discourses in Turkey. South
Atlantic Quarterly 102, 433-451.
Hechter, M.
(2000). Containing nationalism. Oxford: Oxford University Press.
Kecmanovic, D.
(1996). The mass psychology of
ethnonationalism. New York: Plenum Pres
Tajfel, H., &
Turner, J.G. (1986). Social identity theory of intergroup behavior. M.A. Hogg, (Ed.). Social
Psychology : Intergroup behavior and
societal context (73-99). London:
Sage Publications.
|