Görüntülenme : 1058  |
Sayfa 2 of 3
Türk Milliyetçiliği
Türkiye’de milliyetçilik unsurunun
vatandaşlık tanımındaki önemi ortadadır. . İlkokulda her sabah içilen andın
“Türküm” olarak başlaması Türkiye’deki milliyetçiliğin önemine ve boyutlarına
önemli bir örnek teşkil eder. Türkiye’de milliyetçiliğin ne tabana dayandığı
ise bakış açısına göre farklılık gösterir. Birçok kişi Türk milliyetçiliğinin
Etnik milliyetçilik kategorisine gireceğini savunacaktır. Bunun nedeni, bakış
açısının hedeflenene odaklanmasıdır.
Gerçekte ise, şahsi kanaatime göre, Türk milliyetçiliği her ne şekilde
hedeflenmiş olursa olsun Etnik milliyetçiliğe dayanmaktadır.
Burada ortaya
çıkan en büyük problem, “Türklük” kavramının tanımının net olmamasından kaynaklanmaktadır.
Her ne kadar Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ne mutlu Türk’üm diyene” sözü, etnik milliyetçilikten ziyade sivil milliyetçiliğe
işaret etse de, bugün kullandığımız anlamıyla “Türk” daha çok etnik bir anlam
içermektedir. Atatürk’ün bu sözü, daha önce belirtildiği gibi sivil
milliyetçiliğin en temel özelliği olan gönüllü
katılımı içermektedir. Fakat örneğin bugüne kadar hazırlanmış olan
anayasalarda Türk milleti olarak sözü geçen kavramın net olarak bir
açıklamasının yapılmaması bir karmaşaya neden olmuş olabilir. Belki de bu “Türk
kimdir?” sorusunun cevabındaki karmaşadan dolayı, etnik kökeni Türk olmayan
vatandaşlar toplumda giderek öteki konumuna
gelmiştir. Bu noktada “öteki”den kastımızı ve “öteki”leşme sürecini açıklamamız
gerekir.
Biz Olmayanlar – ÖTEKİLER
Tajfel’in (1986) Sosyal
Kimlik Teoremi, Sosyal Psikoloji’nin meşhur kuramlarından biridir. Bu teori,
insanların özdeşleştikleri grupların (iç-grup) diğer gruplara (dış-grup) dâhil
olan insanları algılayışında yarattığı etkileri açıklamayı amaçlar. Bu teorinin
3 temel savı vardır. Bunlardan ilki, her kişinin bir grubun üyesi olma
ihtiyacının olduğudur. Yani hepimiz, en
az bir gruba dâhiliz ve kendimizi o grupla özdeşleştiriyoruz. Kişi, birden
fazla grupla özdeşleşebilir ki genelde de durum budur. Örneğin bir kişi aynı
anda Türkiye, Türk, Beşiktaş, Erkek, Heteroseksüel vb. gruplarına dâhil
olabilir. İkincisi, kişinin kendini özdeşleştirdiği grubu, diğer gruplara
kıyasla, daha pozitif algılama eğiliminde olmasıdır. Örneğin “erkek” grubuyla
özdeşleşmiş biri, erkekleri diğer grup olan kadınlara oranla daha zeki ya da
daha dürüst vs. algılama eğiliminde olacaktır. Üçüncü sav ise bu özdeşleşme ve
pozitif değerlendirmenin kaçınılmaz olarak gruplar arası ayrıma yol açacak
olmasıdır. Sözü geçen kuramdaki savların gruplar arası ayrımın otomatik olarak
düşmanca duygulara yol açacağını işaret ettiği düşünülebilir. Bu her ne kadar
mümkün olsa da her zaman durum bu olmayacaktır. Gruplar arasındaki ayrımın
düşmanlığa yol açacağını varsaymak, vatanseverliğin savaşa yol açacağını
varsaymak gibi bir şeydir. Kimi durumlarda bir etken olsa da her zaman
sebep-sonuç ilişkisi içerisinde yer almaz.
Sosyal Kimlik
Teoremi’ni konumuzla ilişkilendirmek aslında oldukça basittir. Türk kimliğiyle
güçlü özdeşleşme içindeki kişiler, Türklüğü ya da Türkleri daha pozitif
değerlendirerek Türk olmayanları yani dış-grupları ötekileştirme yoluna
gideceklerdir. Bu ötekiler de nüfusunun
büyük kesiminin Türk grubuyla özdeşleşmiş olduğu bir toplumda azınlık adıyla
anılacaklardır.
Azınlık
kavramından Amerika’da da bahsetmek mümkündür. Amerika ulusu, pek çok farklı
etnik ve kültürel kökenden kişiyi barındırmaktadır. Ancak bu kişilerin hepsi
Amerikalı başlığı altında birleşebilmektedir ki bunun Sivil milliyetçiliğin bir
özelliği olduğunu daha önce söylemiştik. Bu örnekte öteki, biz haline
gelebilmektedir. Bunu şu benzetmeyle açıklayabiliriz. Türkiye’de farklı kişiler
farklı takımları tutar. Kimileri Galatasaraylı, kimileri Fenerbahçeli, kimileri
Sivassporlu’dur. Bu kişiler, Türkiye liginde birbirlerini öteki olarak görmekte
ve kendi takımları hakkında olumlu yanları öne çıkarma eğilimindedirler. Ancak
yine bu kişiler, Milli Takım maçında topyekun “biz” olmakta yani aynı başlık
altında birleşmektedirler. Bu maç sırasında kişiler hala tuttukları takımı
tutmaktadırlar; ancak aynı zamanda Milli takım taraftarı kimliğine sahiptirler.
Bu açından, Sivil milliyetçiliğin Milli Takım’a; Etnik milliyetçiliğin ise herhangi
bir lig takımına benzediği söylenebilir. Sivil milliyetçilik, farklılıkları
birleştirirken Etnik milliyetçilik öne çıkarma eğilimindedir. Başka bir deyişle
Etnik milliyetçilikte ötekiler daha da ötekileşmekte, Sivil milliyetçilikte ise
ötekiler bizleşmektedir.
|