derki.com

derKi

hayataneler.jpg

ruhizaman.jpg

ariyorumbabamyok.jpg
Kiralikbedenler.jpg
Balede "Puan" Sesleri
Yazar Elçin Demiröz   
 

Görüntülenme : 163


 

08-13 Eylül 2008 tarihleri arasında düzenlenen “I. İstanbul Uluslararası Bale Yarışması”, ülkemizde bale adına düzenlenmiş en anlamlı organizasyon olarak dans gündemine oturdu. Aynı zamanda dünyanın canlı olarak televizyondan izlenebilen “ilk bale yarışması” olma ünvanına da sahip olan organizasyon, bir daha tekrarlanacağı 2010 yılına kadar yoruma açık birçok konuyu da gözler önüne serdi.

        

Dünyada yıllardır yarışma düzenleyen Lozan, Varna, Moskova, Paris, Şangay gibi kentlerden sonra bir kültür başkenti olarak İstanbul’un bu projeye ev sahipliği yapması sadece kültürel değil, başka amaçları da beraberinde getiriyordu. Uluslararası vizyona baktığımızda yarışmaların dünya bale sahnelerine yeni yetenekler kazandırmasının yanısıra, ülkeler arası teknik ve kültür alışverişi için de eşsiz bir platform olduğunu görüyoruz. Örneğin bunlar arasında bale tekniğinin vardığı nokta, geleneksel adımlarda yükselen standartlar, teknolojinin ve alternatif çalışma biçimlerinin bedene olan etkileri gibi birkaç başlığı saymak mümkün. Hatta 1964 yılından beri düzenlenen Varna Uluslararası Bale Yarışması, aynı döneme denk getirilen yaz kurslarıyla yarışmaya katılacak adayların yanısıra, destekçi olarak gelmek isteyen gruplara da bale odaklı imkanlar sunuyor. Dolayısıyla yaz kursu katılımcıları hem dans etme, hem de bu uluslararası yarışmayı izleme ve destekleme şansı elde ediyorlar.

 

I. İstanbul Uluslararası Bale Yarışması’na baktığımızda ise sahne arkasından üstüne, izleyici koltuğundan ışık odasına kadar falsosuz bir şekilde ve çoğunlukla dansçılardan oluşan bir kadroyla gerçekleştirilmiş olmasını alkışlamak lazım. Bundan söz ederken yarışmanın tüm destekçilerine, bu başarıyı birlikte paylaşacak inanç ve güveni hissettikleri için de ayrıca teşekkür etmek gerekiyor.

 

Biraz da yarışmanın rakamsal verilerine bakalım. Küçüklerde 16, büyüklerde 8 olmak üzere 24 yarışmacıdan 11’nin ve 11 juri üyesinden 3’ünün Türk olması ilk dikkat çeken nokta oluyor. Bu senenin Varna jurisine baktığımızda, 16 kişi arasından 6 juri üyesinin Bulgar olduğu göze çarparken Lozan’da gerçekleşen yarışmada ise juride İsviçreli kimse yer almamış. Yarışmacılar arasındaki dağılımda ise Kazakistan ağırlıklı bir tabloyla karşılaşıyoruz. İtalya ve Japonya’dan katılan birer aday dışında Avrupa veya Uzakdoğu ülkelerinden başka dansçı gözükmüyor. Ancak yarışma olgusunun Türkiye için bir ilk olduğunu hatırlamakta fayda var. İlerleyen yıllarda gerek yarışmacılar arasında, gerekse de juride mutlaka daha eşit bir denge sağlanacağına inanıyoruz. Zaten juri ve onur konukları dans dünyasının öyle önemli isimleri ki bu durum, önümüzdeki yıllarda yetişecek birçok bale dansçısı için efsane olarak anlatılabilecek günler yaşadığımızın da altını çizdiriyor.

 

Gelelim yarışmaya... Öncelikle yarı final ve finalin halka açık olarak gerçekleşmesi, bunun medya aracılığı ile duyurulması, daha da önemlisi konser salonuna gelemeyenlere yönelik televizyon gibi bir alternatifin sunulması katılım ve desteğe teşvik anlamında çok önemli bir girişim. Özellikle son yıllarda ciddi oranda kan kaybeden bale izleyicisini tekrar seyirci koltuklarına geri oturtmak için bundan daha iyi bir reverans düşünülemezdi. Gene de konser salonu izleyicisinin büyük bir kısmı, yarışmacıların yakın çevresi ve bale öğrencilerinden oluşuyordu. Anlaşılan bale izleyicileri bu önemli organizasyonda da yine kendilerini rafa kaldırmışlardı.

 

Birçok başarılı klasik performansın aksine modern dans koreografilerinin yeterince göz dolduramaması dikkatleri çeken önemli noktalardandı. Gerek müzikte, gerekse de dansta ön plana çıkarılan “adım deformasyonu”, akıllardaki “modern” tanımını bir kez daha sorgulattı. Tabi modern koreografi derken büyüklerde birinciliği kazanan Moldova’lı Christiana Terentiva ve partnerinin bir Rus ninnisinden öykünerek gerçekleştirdikleri performanslarından bahsetmemek olanaksız. Bu arada kısa bir ekleme yapmakta fayda var. Tipik bir Rus tekniği ile yetişmiş Terentiva, 2008 Varna Bale Yarışması’nda da birincilik, orjinal koreografi ve juri özel ödülü almıştı. Daha 3 ay önce köklü bir yarışma olan Varna’dan 1.’lik ödülüyle dönen bir dansçının, bu kadar kısa arayla tekrar yarışmaya girmesi biraz ilginç görünmüyor değil!

 




Okur Yorumları  
 

 

Gönderilen yeni yorum yok

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.8 © 2007-2009 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved

derKi arama

Google
Web derki.com

Son Yorumlar

Issız ADA'm
benzer gözlerle seyretmişiz filmi......
...

Arıyorum... Babam Yok!
İkinci kere okumama rağmen, ilk defa...
...

Birey Olmak
Yeni platform hayırlı olsun...
...

Arıyorum... Babam Yok!
Reha yazini, samimiyetini, duygularini...
...

Tanrı Nedir?
internet explorer'da sırasıyla görünüm,...
...