Görüntülenme : 1413  |
Sayfa 1 of 2 “Her zaman evrensel zekâ ile birlikte yaratırım. Rüyalarım en saf bilgi kaynağımdır.”
Bazen kendimizi istemediğimiz durumlar içinde buluruz. Bazen de bir hayalin peşinden giderken bir bakmışız bambaşka bir sonucun, aynı zamanda yeni bir adımın başındayız. İçimize bir sıkıntı düşer ister istemez, bir şeylere meraklanır, yola çıkmalıyız, güzel şeyler olacak deriz. Kelimelere dökemeyiz, sadece hisseder ve biliriz. İşte böyle anlarda buraya gelmeden önce yaptığımız seçimlerin olduğunu, Tanrı’nın sizin için hazırladığı mucizeleri olduğunu hatırlayın. Her ne yaşıyorsanız yaşayın, onları fırsata dönüştürün. Sizin yaşamınızda farkı yaratan farkın deneyimleriniz olduğunu unutmayın.
Birkaç aydır arka arkaya yaşadığım deneyimleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Internet sitemdeki makalelere yenilerini eklemem için ettiğiniz sitem dolu telefonlar ve gönderdiğiniz e-postalar için teşekkür ederim. Ancak emin olun hep aklımda… Yaşamadan paylaşmak belki de bana yetmiyor. Bu uzun zamanlarda merakla bekleyin çünkü size anlatacağım, Belki de sizin de yaşadığınız pek çok lütuf anına cevaplar bulacağınız deneyimler yaşıyorumdur. Yıllar önce ilk rehber rüyamı gördüğümde hayat amacımın, gerçekleştirmem gerekenin, yazmak olduğunu düşünmüştüm. Uzun yıllar bunu gerçekleştirirsem ne olacağı heyecanıyla yaşadım. O zamanlar benim için gerçekten her şey tamdı. Rüyanın peşinden gidip neler olacağını görmek istedim. Bu benim hayatımda her anlamda çok köklü değişimler yarattı. Pek çok sınavdan geçtim. İlk kitabım yayınlandıktan sonra kendimi hayal bile edemeyeceğim bir masalın içinde buldum. Kitabımın ismi “Kapı” olacaktı ancak yayınevi ısrarla “Rüyalarla Kişisel Gelişim Yolculuğu” adını koymak istiyordu. Eğer ilk kitabınız çıkıyorsa onun üzerinde çok da fazla söz sahibi olamıyorsunuz. Yayınlanması ve biran önce insanlara ulaşması benim için o kadar önemliydi ki ismi üzerinde tartışmak anlamsız olurdu.
Kafamda yeni projeler vardı yazmak için. Heyecanla onların üzerinde çalışmaya başladım. Ne de olsa yazardım ve yapmam gereken buydu.
İşler düşündüğüm gibi gelişmedi. Kendimi rüya seminerleri verirken buldum. Kırk yıllık rüya yorumcusu değildim ve tam olarak ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Bu soruları sorduğum günlerde uykuda cevaplar akmaya başladı. Yıllardır benim için özel olan rüyaların taşıdığı özellikleri fark etmeye başladım. Rüyalarımda bu özellikleri nasıl anlatacağım konusunda eğitimler alıyordum.
Seminerlerimi zenginleştirmek ve rüyalarla ilgili gelebilecek sorulara cevap vermek için aldığım tüm kitaplar okunmadan bir köşede duruyorlardı. Ne kadar okumak istesem de bir türlü elim gitmiyordu. Bir süre sonra o kitapları okumamam gerektiğini, özellikle okutulmadığını fark edecektim. Eğer okumuş olsaydım sahip olduğum bilgiler karışacak, kendime has olan bilgileri hayata geçiremeyecektim. Belki de kendi deneyimlerimden şüpheye düşecek ve onlara sonsuza kadar arkamı dönecektim. Yine bir gece rüya seminerlerimde tam olarak neyi vermem gerekiyor, bu konuda neyi bilmem gerekiyor diye sorduğum bir gece. Bana verilen beyaz bir kâğıdın üzerinde “Rehber Rüyalar” yazıyordu. Ve önümdeki birkaç yıl boyunca Türkiye’yi dolaşıp “Rehber Rüyalar” hakkında eğitimler ve seminerler vermeye başladım. Bu sefer de hayat amacımı şimdi bulduğumu ve artık yapmam gerekenin bu olduğunu düşünüyordum. İkinci kitabım yine rüyalar üzerine yayınlanmış. Üstelik bu sefer sadece benim deneyimlerim değil onlarca insanın rüyaları aracılığıyla nasıl mesajlar aldıklarına ve yaşamlarını nasıl değiştirme gücüne sahip olduklarının hikâyelerine de yer vermiştim. Yalnız değildim, yada köyün tek delisi ben değildim… Yaptığım işi seviyordum. Sorulara cevap vermeyi, yaşamda başka seçenekler olduğunu görmeyi ve göstermeyi. Ancak bir süre sonra kendimle ilgili bazı şeyler yaşamaya başladım. Sabahları çok yorgun kalkıyor, gece gözlerimi açmak istediğimde benim dışında bir güç varmış da göz kapaklarımı o yönetiyormuş gibi yorgun olurdum. Eşim bazı geceler sayıkladığımı ama farklı bir dil konuştuğumu söylerdi. Kısa bir süre sonra rüya danışanlarım arasında benzer durumları yaşayan insanlarla tanıştım. Bunun ne olduğunu öğrenmek için niyet ettiğim bir akşam gördüğüm rüya –ki bence rüyadan öteydi- beni şaşırttı. Uyku süresince başka insanlara şifa için gittiğimi gördüm. Yorgunluğum bu yüzdendi. Bu farkındalık pek çok insanın bana söylediği bir şeyi de aydınlatmıştı. Onlarla tanışmadan önce beni rüyalarında gördüklerini, şifa ya da sorularına cevap verdiğimi söylüyorlardı. Bu rüyadan kısa bir süre sonra; bir öğrencim yaklaşık bir ay hastanede yatmıştı. Bunu bana söylediğinde neden haber vermediğini sordum ve sitem ettim. “Ben bugün size teşekkür için geldim.” diye söze başladığında içimden ben ne yaptım ki diyordum. Bir akşam beni aramak istemiş ve ulaşamamış. Sonrasında gözlerini kapatıp “Işık hanımı çağırıyorum “diye niyet etmiş. “Gerçekten oradaydınız, geldiniz ve bana şifa verdiniz. Size çok teşekkür ediyorum.” Dedi.
İlginç olan onun söylediği süre içersinde benim uykularımın ağırlaşması, rüyalarımı hatırlamadığım, bir türlü uyanmak istemediğim zamana denk geliyordu. Demek ki dedim kendime; işte bu senin hayat amacın “insanlara şifa vermek”. Uykuda ya da uyanık. Bu farkındalık yaşamımda hemen etkisini gösterdi. Kimi onlar için rüyaya yatmamı istiyor, kimi dua etmemi, kimide şifa vermemi. Büyük bir sevgi ile işe başladım. Bazı günler unutuyor ve suçluluk duygusu hissediyordum. Ama onlar bana geri dönüp teşekkür ediyorlardı. Bir şekilde sadece niyet ettiğimde olduğunu fark ettim. Bilinçli zihnim uyuyor olabilirdi. Ama ruhum yapması gerekeni zamanında yapıyordu. İşte o gün Ruhumla birlikte yaratmayı, onunla işbirliği yapmayı seçiyorum dedim. Artık hayat amacım belliydi… Bir kez daha… Bundan yaklaşık iki yıl önce, rüyamda bana “Tanrı ile Sohbet”’in yazarının Türkiye’ye geleceği ve mutlaka katılmam gerektiği söylenmişti. O dönem pek çok mucize yaşamış, yıllar önce bana ne yapmak istediğim sorulduğunda ise cenneti insanların kalbinde yaratmak, dünyanın cennet olduğunu gösterebilmek olduğunu söylemiştim. Nihai hedefim buydu. Mümkün olduğunca karanlığa inanları, ışığa çekmek ve sadece tek bir kehanetin gerçekleşmesi için hizmette bulunmak. Oda “ Her şeyin hepimiz için güzel olacağını, yapmamamız gereken tek şeyin yaradılışımızda olan kaynakları tam kapasite ile kullanmak, bize verilenin ve layık görülenin sadece iyi olduğunu herkese söylebilsek” Bunun için üç şey gerekiyor. EYLEM, EYLEM, EYLEM… Hayatınızda bu üç şey yoksa asla büyüyemez ve gelişemezsiniz. Büyümeniz ve ışığa gitmeniz için inanmanın ötesinde geçmeniz gerekiyor. Bunu da ancak deneyimlerle yapabilirisiniz. Çünkü ruh büyümek, gelişmek için deneyim ister. Buraya fiziksel olarak yaşlanmaya değil, ruhsal olarak büyümeye ve eksik yönlerimizi tamamlamaya geldik. Eylem olmadan tamamlanma asla olmaz. Eğer aldığınız bilgiler ve rehberler sizin için araç değil de amaç haline geldiyse ve siz hala hazır olmadığınızı düşünüyor ve düşündürülüyorsanız ve nasıl olsa dünyayı bu son bekliyor değişen bir şey olmayacak diyip eylemden geri kalıyorsanız bu adım sizi emin olun gerçekten karanlığa taşıyacak. Sadece derin düşünmek, ruhu temizlemek, olduğumuz yerden ışık göndermek karanlığın kendini ışık şeklinde göstermesinden başka bir şey değil. İnandıklarınızla yarattığınızı, yokluğunu hissettiğiniz, olmadığını düşündüğünüz şeylerin zıtlıklarını yaşamınıza çektiğinizi asla unutmayın. Işığın olmadığını düşünürseniz, karanlığı yaratırsınız. Kalbinizde tanrıyı hissetmiyorsanız onun yerine koyacağınız tek şey boşluk olacaktır. O boşluğu kalıcı kılmak içinde gereksiz şeylere inanırken bulacaksınız kendinizi.
<< Başa Dön < Önceki 1 2 Sonraki > Sona Git >> |