Görüntülenme : 1385  |
Sayfa 1 of 2
Uzun zaman sonra
yeniden buradayım işte… Birkaç aydır yazamamış olsam da ki bundan dolayı
pişmanlık duymadığımı söyleyemeyeceğim, sizden gelen mailler sayesinde
inanılmaz mutluyum. Bu kadar çok okuyanım olduğunu bu ayrılık esnasında daha
iyi anladım. Açıkçası 2 gün önce sevgili Sonsuz bana yazım olup olmadığını
sorduğunda zaten bu yazıyı hazırlıyordum. Giriş bölümünü kısa keserek bu ay
yeni bir şey denediğimi ve bunu yaparken son derece eğlendiğimi sizlere itiraf
etmek istiyorum. Aslında bir sonrakinde sanırım daha deneyimli olacağım ama
bakalım…
“Yüzyıllar geçti hala kadın ve erkek
arasındaki farkları, eşitliği, dengesizliği, eksik veya fazlalıkları tartışıp
duruyoruz. Hala iki ucu bir yere varamayan bir değnekte boynuz boynuza köprüyü
geçmeye çalışıyoruz. Kim kimden üstün? Kim kimden akıllı? Şimdi bana “politik
olmayan” cevaplar verebilecek Kadın ve Erkeklere ihtiyacım var. Bu bir tür
röportaj için gerekli… Çok saçma sapan şeylerde olabilir, çok ciddi ve gerçekçi
konularda seçebilirim, her şekilde bana kadınca ve erkekçe ya da nasıl
hissediyorsa o şekilde cevap verecek isimler arıyorum. Mesela “çatal” evet basit bir “çatal”, ya da
herhangi başka bir şey… Kadın ve Erkeğin herhangi bir şeye bakışlarındaki
farklılığı ya da aynılığı anlatabilecek ya da hiçbir şey anlatamayacak,
değnekte boynuz tokuşturmaya devam edecek bir röportaj serisi için “Stajyer röportaj konuğu” olmak isteyen
var mı?”
Birkaç gün önce
üye olduğum tüm gruplara ve özel adreslerime bu maili göndererek birbirlerine
yaymalarını istedim. Açıkçası bu kadar çok tepki geleceğini ve katılımın bu
denli çok olacağını düşünmemiştim. Bu beni pamuk şekerine kavuşan bir kız
çocuğu kadar mutlu etti. Adı röportaj ama aslında biraz tartışma, biraz
gülüşme, biraz dertleşme, biraz araştırma gibi oldu. Dediğim gibi ben bu sefer
belki de ilk olması açısından biraz karıştım. Ortalığı toplamak zamanımı aldı.
Bakalım siz ne diyeceksiniz? Bu arada hoşunuza gider de ben de bir şeyler
söylemek istiyorum derseniz ben buradayım beklerim efendim.
Sabah uyandığımda
MSN’de Mustafa vardı. Mustafa, gazetecilik okuyor ve bana göre bu mesleği
“caydırılmaz ve sabrı taşırılmazsa” hakkını vererek yapabilecek zekâya ve
mantığa sahip biri… Ayrıca beni çoğunlukla şaşırtan cevaplar veren erkek
katılımcılardan da biri oldu. Neden şaşırdın diye sorarsanız Mustafa son derece
aşık, bu aşkın arkasında duran, mesleği için her türlü gelişime açık olan ama
işi ile sevgilisi arasındaki dengeyi son derece iyi kurabilmiş biri…
Konuşmaya SOĞUK kelimesiyle başladık! Sonra
aramıza Berivan katıldı, daha sonra diğerleri…
SOĞUK:
Bu sözcüğe
erkekler ve kadınların yaptığı yorumlar çok da ağız açtıracak şekilde değildi
ama arada tuhaf cevaplarda geldi. Örneğin Mustafa, Berivan, Serdar, Esra soğuk
dediğimde tamamen gerçekçi tarafını ele alarak havanın ısısından
bahsederlerken, kazak atkı, karla bunu tamamlarlarken Alkım bir anda Penguen
dedi. Serdar da (ressam / 32) “gülmeyen
kadın” ve Tülin (müşteri temsilcisi / 27) “sevgilimin son zamanlardaki hali” dedi. Bu
kelimede bulabildiğim tek ortak nokta herkesin sohbet ilerlediğinde “soğuk”
kelimesini “yalnızlık” sonucuna vardırdıkları oldu. Soğuk benim dışımda hiçbir
kadın ve erkeğe “sıcak” bir kelime gibi gelmedi. Cemal dışında
(süpersosyalöğrenci), bir tek o “soğukta sarılıp da ter dökmeden bırakacağım
kimse yok” diye cevap verdi. Çok hoş… Ha bir de Mete var (24 yaşında /
öğrenci-barmen) soğuk dediğim anda “sandwich” dedi. : ) Fügen Ünal Şen’in (yazar / ruh yaşı 28) yorumu
ise tam bana göreydi; “SOĞUK, bir insan karakteriyse
eğer üzülürüm onun için. Hayatta hesapsız dokunuşlardan mahrum kalacaktır;
bilmeyecektir hiç.” Diğer herkes bir
anda negatif yorumlarda bulundu. Normal olan kim?
EV:
Mustafa ve
Berivan’ın ortak katıldıkları sohbette tuhaf sonuçlara da varıldı aslında…
Çisel: Merhaba
arkadaşlar, EV? Ev işlerini bir tek kadınlar yapar değil mi Berivan? Erkekler
tembeldir!
Mustafa: Hayır
bende yapıyorum, sevgilime yardım ediyorum.
Berivan: Yemem
ben. : ) Hayıırrrr kadınlar yapar!!!
Çisel: Ben de
yemem: ) (ortalığı kızıştırmak lazım) Mesela Mustafa bulaşık yıkıyor musun?
Senden eminim Berivan!
Mustafa: Neden
yıkamayayım ki. Kimin durumu müsait olursa o yıkar. Bunda ne var?
…Derken bir anda
Berivan atıldı ve şöyle dedi “valla ben açıkçası yoğun çalıştığım için evle pek
ilgilenmiyorum. Makinalar sağ olsun!” Mustafa da hala “işim olmadığı müddetçe
bende yıkarım” diye diretiyordu. Aralarında geçen diyaloglar sonucunda Berivan
aslında birçok kadının söylemediği ve kadın imajına ters düşen yorumlarda
bulundu. Aslında kadın imajı ya da erkek imajı diye bir şey yoktu. Roller mi
değişmişti ama sanki… Bir şeyler alıştığımızdan ters işliyordu. Hoşuma gitmedi
değil! Bunun hemen ardından Müge (Öğrenci / 22); eğer evde tüm işleri sadece
ben yapıyorsam o evi o adamın başına yıkarım” diyerek beni hem güldürdü hem de
vay be dememe sebep oldu. Vah annelerimize… Cemal yine bir çıkış yaparak
“evlenmediğim müddetçe kimse ev işlerimi yapamaz, yeni jenerasyon hatunlar
anlamıyor bu işten” yorumunda bulundu. Çok doğru!!! Yine Mete bütün erkekler gibi
“elimden her iş gelir evde” diyerek beni bir kez daha şaşırttı. Sanırım yalnız
yaşamanın, hayata erken atılmanın en büyük faydası bu oldu! Fügen Ünal Şen;
evinin her köşesiyle ayrı ayrı ilgilendiğini ama bundan zevk aldığını ve
kimseye bir sorumluluk yüklemediğini belirtti. Diğer kişilerin verdiği cevaplar
genellikle hep evlerinin onlar için bir “sığınak” olduğu ve “huzur buldukları
tek yer” olduğu yönündeydi. Tek bir cevap sadece içimi ürpertti!
Hasan
(28/Öğretmen) : “Ev mi? Çisel Hanım ev benim için maalesef sadece hayalini
kurduğum bir şey o kadar. Hansel ve Gratel’deki şeker ev gibi yani. (garip bir
gülümsemesi var, içli biraz). 1 yıl önce evimi terk ettim. Sırf kiramı
ödeyemediğim ve çocuğuma bakamadığım için. Eşimi 2 yıl önce kaybettim. Şimdi
oğlumla okulun bir odasında kalıyoruz. Bunu anlar mısınız bilmem ama benim evim
benim başıma devletten yardım istediğimde yıkıldı! Okulun var git orada kal,
dua et haline dediler bana!”
Ev işte…
Bazılarımıza cehennem, bazılarımıza cennet… Tek bir şey tuhaf geldi bana, erkekler kadınlardan daha fazla
evcilleşmişler ben onlardan uzak duralı! “Akşam eve geldiğimde yemek hazır
olsun istiyorum, evimde nefes alayım istiyorum, sevgilimle bir şeyler
paylaşalım istiyorum ama nerde, kız arkadaşım sürekli dışarıda olmak istiyor.
Anlamıyorum, evimizin nesi var diyorum, sıkılıyorum, daralıyorum diyor. “ Ben
anlayamadım yahu? Gerçekten kadınlar mı değişiyor yoksa erkekler mi pes
ettiler?
OKAN BAYÜLGEN: Okan Bayülgen’i
sormamın bir sürü sebebi vardı aslında. Alacağım cevaplardan emindim ama tek
tecrübesizliğim röportaj için geç kalmış olmam ve açıkçası röportajı yaptığım
insanların yaşam standartlarının birbirine yakın olmasıydı ama yine de Okan
Bayülgen meselesini mutlaka bir sonraki sayıda kullanacağım : )
Mustafa, Okan
Bayülgen dediğimde diğerleri gibi ilk anda “çok zeki” cevabını verdi.
- Çok zeki ama bazen çok ukalalaşıyor.
- Kadınların Okan’ı seksi bulmasının sebebi
ne olabilir?
- Bilmem. Zeki bir adam ondandır işte.
(Mustafa politik cevapları sevmiyor bu arada, öyle sanmayın)
- E peki kadınlar kel ve göbekli adamları
beğeniyorlar diye bir efsane var bilirsin, sence nedir sebep, yine zekâ mı?
(gülüyoruz)
- Hayır onun sebebi kadınların yani o tür
kadınların sadece maddiyatçı olarak duruma yaklaşmaları gerçeği var. Maalesef o
tür kadınlar para için o tip adamları seçiyorlar. Ki aslında bu her tür adam
olabilir. Yeter ki parası olsun değil mi?
- Haklısın!
<< Başa Dön < Önceki 1 2 Sonraki > Sona Git >> |