Görüntülenme : 1702  |
“Bir oyuncaktan sıkılıp diğerini
arayan çocuklar gibiyiz. Kendimizle karşılaşmamak için mi oyuncakların peşindeyiz?” Berna Köker Çelebi'den.
Geçen yaz bir
Reiki Master'ıyla tanışmıştım. Klasik Usui Sistem Reiki hocalığını iki sene
önce almış, otuz yaşlarında bir arkadaştı. Sohbet biraz ilerleyince bana Usui
Reiki dışında başka hangi enerji tekniklerini bildiğimi sordu. Cevabım ona çok
acınası gelmiş olmalı ki gurur duyarak çantasından "spiritüel
özgeçmiş"ini çıkardı. Hayatımda ilk defa spiritüel bir özgeçmişle
karşılaştığım için son derece şaşkındım. Şaşkınlığım elime tutuşturduğu iki
sayfayı inceledikçe artmaya başladı. Toplamda on küsur Reiki çeşidi ve
Reiki'ler dışında da bir kaç farklı enerji tekniğini biliyordu. Otuz yaş için büyük başarı değil mi! Yazılı
olanlardan hangilerinin aktif uygulayıcısı olduğunu sorduğumda ise içlerinden
sadece bir kaçını uyguladığını ancak diğerlerine de inisiye olduğu için "teknik
olarak öğretmesinde veya şifa verirken kullanmasında sakınca olmadığını"
söyledi. Hatta üç dört tanesini kendisine uygun bulmadığı için inisiye olduğu
günden sonra hiç kullanmadığını ancak özgeçmişinde göstermenin de zararını
görmediğini ekledi.
Kendinize ve insanlara
verdiğiniz/verebileceğiniz zararlar nerede başlar, ne zaman biter? Bunun
takibini kim yapar veya zararın küçüklüğüne/büyüklüğüne kim karar verir?
İnsanlara verebileceğiniz zararların bazıları oldukça gözle görülebilir ve
sonucu herkes tarafından kabul edilebilir olabilir; bir doktorun yanlış tanısı/tedavisi
sonucu hastasının ölümüne sebebiyet vermesi gibi. Ancak ruhsal dünyamıza,
psikolojik dengemize verilen zararı ölçmek her zaman o kadar da kolay olmuyor.
Olay kişinin vicdan terazisinde başlayıp biter diyerek konuyu sonlandırabiliriz
fakat tüm bu spiritüel özgeçmişleri oluşturmadan önce vicdanımızın sesine ne
kadar kulak veriyoruz acaba? Terazilerimizi ne kadar kullanıyoruz? Aslında
nelere sebebiyet verdiğimizin farkında mıyız?
Öncelikle Reiki hocalığını
ve insanlara şifa verme yolunu neden seçtiğimizi kendimize sormamız lazım.
Benim Reiki 1.aşamayı alışım ile hocalığım arasında geçen süre 5 senedir. Bu
beş sene içerisinde Reiki'yi düzenli olarak kullanarak hayatımın bir parçası
haline getirmişimdir ve kendi tecrübelerime dayanarak yararından emin olduğum
bu öğretiyi başkalarına da öğretmek istemişimdir. Ayrıca özellikle hocalığımı
aldıktan sonraki bir dönem yoğun olarak şifa terapilerinde bulundum. Buradaki
motivasyonum da gene faydasından emin olduğum bir öğreti yoluyla insanlara
yardım edebilmekti. Burada altını kuvvetle çizmek istiyorum, dikkat ederseniz
hep Reiki'yi kendi hayatıma almaktan, uzun süreler kullanmaktan bahsediyorum.
Bildiğiniz gibi Reiki'nin en önemli özelliklerinden bir tanesi bildiğimiz
geleneksel yollardan biriyle öğreniliyor olmamasıdır. Reiki'yi kitaplardan
okuyarak, DVD’sini veya videosunu seyrederek öğrenemeyiz. Çünkü Reiki
"bilgi bazlı" değil "deneyim bazlı" bir yaşam biçimidir.
Reiki’yi, uygulama yoluyla ne kadar çok deneyimlerseniz o kadar çok hayatınızın
içine almış olursunuz. O deneyimler size ait olmalıdır, sizin tarafınızdan
yaşanmış olmalıdır. Kitaplardan, başkaları tarafından yazılmış makalelerden
edinilen bilgiler veya bir kerelik inisiyasyon üzerine üç beş kerelik
deneyimler hiç spor yapmadan sporun yararları hakkında bilgi edinip, dışarıdan
gazel okumak gibi geliyor bana... Daha somut bir örnek vermek gerekirse doktor
seçimlerimize dönelim, hastalandığımız zaman bize bakan doktorun pratisyen
hekim mi olmasını yoksa daha deneyimli bir doktor olmasını mı tercih ederiz?
Elbette daha deneyimli olmasını! Çünkü sadece tıp fakültesinden mezun olmakla
"iyi" doktor olunmuyor. Pratik gerekiyor, tecrübe/birikim gerekiyor.
Aynı şey öğretiler için de geçerli, Reiki için de geçerli. İnisiyasyon
çılgınlığına kapılmış bir şekilde o uyumlamadan bu uyumlamaya koşan insanlara
sesleniyorum. Öğrendiğiniz o enerjilerle ilişkinizin altyapısı ne kadar sağlam
acaba?
Yaptığımız işle
ilgili olarak iyi niyet sahibi olmak ve uğraştığımız şeyin bilincinde olarak
gereken sorumluluğu almak aynı şeyler değiller maalesef. İyi niyet elbette
gerekli, ancak sadece niyetimizin iyi olması tehlikeli uygulamaların önüne
geçemiyor. Yukarıda bahsettiğim arkadaşın veya benzerlerinin iyi
niyetinden şüphe duymamakla birlikte
durumdan endişelenmeden edemiyorum. İnisiye olduğunuz tekniklerin kendi
üzerinizdeki sonuçlarından emin değilken bunu başkalarına öğretmeye, onlar
üzerinde denemeye nasıl cesaret edebiliyorsunuz, anlamak zor geliyor bana.
Başkalarının ne dediğine dayanarak mı? Sadece başkalarının tecrübelerine
dayanarak mı? Ortalarda dolaşan çoğu sözde tekniğin zaten uzun süreli bir
geçmişi yok. Evet, inanç ayrı bir şeydir, bu teknik içime ısındı, ben bu
tekniğin yararına inanıyorum, hislerime güveniyorum diyebilirsiniz. O sizin
kendi seçiminizdir ancak bunu başkaları üzerinde denemeden, hocalık yapmaya
başlamadan önce kendiniz üzerinizde uzun süreli gözlemler yapmanız gerekir. Bir
de şunu merak ediyorum, Mikao Usui acaba neden klasik Usui Reiki’si dışında
başka Reiki’ler keşfetmeye yeltenmedi? Taç çakrası veya kök çakrası bizim kadar
açık olmadığı için mi dersiniz? Belki o zamanlar çakra açma seminerleri yaygın
olmadığı içindir, kim bilir?
Bir işte uzmanım
diyebilmek için insanlar senelerini hatta koca bir ömürlerini harcıyorlar.
Doktorlar, öğretmenler, avukatlar herkes kendi dalında branşlaşmaya gidiyor,
emek sarf ediyor. Bir inisiasyondan öbürüne koşarken aslında neden kaçıyoruz
durup dikkatlice düşünmek gerekli. Bir oyuncaktan on dakika içinde sıkılıp
hemen başka oyuncaklar arayan şımarık çocuklar gibiyiz. Kendimizle
karşılaşmamak için geçici oyuncakların peşinden mi savrulup gidiyoruz acaba?
|