derki.com

derKi

hayataneler.jpg

ruhizaman.jpg

ariyorumbabamyok.jpg
Kiralikbedenler.jpg
Sonsuz'un 'Sonsuz' Hali
Yazar Hasan Sonsuz Çeliktaş   
 

Görüntülenme : 1482    



İlk karşılaşma

Şimdi benden “o an tarif edilemez duygular içindeydim, dünyam yeni baştan doğuyordu, yaşam eskisi gibi değildi…” tarzından cümleler bekliyorsanız, gene yanıldınız. Çünkü annemlerin ağladığı, canım canım diye kendinden geçtikleri yerde, ben aval aval camekanın ardında, viyaklayarak ortalığı yıkan küçük şeye bakıyordum. Evet, sadece bakıyordum. Ne bir sevinç, ne bir tepki, ne başka bir şey… Sadece şaşkın şaşkın bakıyordum… Az sonra da hemşire geldi, onu benim koluma verdi ve o ana kadar, zarar veririm korkusuyla hiç kimsenin çocuğunu kucağına alamayan ben, son derece rahat bir şekilde aldım Sonsuz’u koluma ve sanki kırk yıldır onu taşıyormuşum gibi, rahatça odaya indirdim. Bizimkisi kucakta bir süre ağladı haliyle, ama susunca ilk hareketi, önce dinlemek, sonra da gözlerini açmaya çalışmak oldu. O hareketi görünce dedim ki “Aha bir Aslan bebeği! Daha geleli bir saat bile olmadı ve nerdeyse imkanı olsa gözlerini açıp tur atacak.” (Zaten büyüdükçe bu tavrı çok daha net ortaya çıktı ve her şeyi kendi başına yapmaya çalışan, yardım ettiğimizde de kızıp “Men”, “Men” diye kendini gösteren bir Aslan yavrusuna dönüştü.)


İzmir’li bir Aslan

Hayatımda en çok üç kadın hakkında atıp tuttum (şakayla karışık takılma babında): Aslan burcu kadınları, Akrep burcu kadınları ve İzmir kadınları. Üçüne de aman yaklaşmayın derdim hep, burnunuzdan gelebilir hayatınız. Bunu diyen Akrep burcu babayiğit ne yaptı peki? 1 Ağustos doğumlu bir Aslan kadınıyla evlendi, sonra İzmir’e taşındı, sonra o Aslan kadını gidip, 1 Ağustos’ta yükseleni Akrep olmasını birkaç dakika farkla kaçıran bir İzmir kızı doğurdu. Şu anda da bu güzel kardeşiniz, en çok hangi muhabbetle karşı karşıya biliyor musunuz? (Özellikle de erkek çocuğu olan kız arkadaşlarından) “Oğlum, senin kıza ilerde yaklaşılmaz, hem İzmir’li, hem de Aslan burcu”, ben de aynen yanıtı çakıyorum: “E öyle, ilerde senin oğlan kızdırırsa seni, tanıştır benimkiyle, ikiye çarpıp dörtle bölüp, sana geri iade etsin.” Tevekkeli değil, daha 22 aylığı yeni buldu ama şimdiden herifçioğullarıyla gayet flörtte. Geçen gün market arabasına bindirmişim bizimkisini, arkamı bir döndüm 20 yaşında dört gençle flört halinde. Öpücük yolluyor, gülüyor; oğlanlar da buna el sallıyorlar. Nasıl mutlu, nasıl mutlu anlatamam. E çapkın olacak benim kızım, şimdiden kabul ediyorum. İzmir gibi, kadınlarının kadınlıklarını ve insanlıklarını, gayet doğal ve medenice yaşabildikleri bir kentin çocuğu; annesi babası da ona sevmenin, sevilmenin, aşkın, cinselliğin ne kadar güzel, kutsal ve değerli olduğunu öğretecek… Tabii ki çapkın olacak ve bu çok güzel duyguları, gönlünce yaşayacak. Ama tabii cesareti olan, kendi varlığına ve karşısındaki kadına değer vermesini  ve en önemlisi İNSANlığı öğrenmiş erkeklerle… (Gerçi bunlardan kaç tane var acep?) Diğerlerinin pek şansı olacağını sanmıyorum.


Peki ya babalık?

Aradan 22 ay geçti. Diyeceksiniz babalık nasıl bir duygu. Yani baba olmak diye ekstra kimliksel bir duyguya dair bir tecrübem pek yok. Belki halen şaşkınlıktan, belki de kimliklere pek aldırmamamdan. Sonsuz’la ilişkimi uzun bir yol arkadaşlığı ilişkisi olarak tanımlamak daha doğru, tıpkı annesiyle olduğu gibi. İkimiz hayat yolunda yürüyorken, yollarımız kesişti ve ardından bizimle yürüyen bir üçüncü varlık aramıza katıldı. Şahsen ben anasına da aşığım, kızına da. Zaten sabaha karşı 5’te yatağa attığınız bünyenizi, Pazar sabahı saat 8’de öperek kaldırmaya çalışan, kalkmadığınızı görünce “Babbaaa, baba, galk, gaaaaalk, gaaaaalk” diye çığlığı basıp, zombi olmuş bünyenizi kaldırıp zorla götürüldüğünüz TV başında “Niuv” filmini açtıran, sonra da yanındaki koltuğa “otuyyyy..”, “ama kızım uyusun, baba” deyince “otuuuuuuuuy…” deyip sizi zorla oturtan bir varlığa aşık olunmaz da, ne olunur? Bundan 30 ay önce, çift çizgiyi ilk gördüğünde kalakalmış ve Yusuflarla haşır neşir olmuş bendenize, geri dönüp bir şeyler söyleme şansım olsaydı aynen şunu derdim: Yusuflarını kovala birader; yakında dünyanın en güzel kızıyla tanışıp, birbirinize aşık olacaksınız. Hem (yapamayacağını bilsem de) Cumartesi geceleri erken yatmaya şimdiden alış, çünkü Pazar sabahları şenlik var. Böyle bir şey işte kısaca babalık… Eğer siz de “çift çizgi”yi yakın zaman önce gördüyseniz ve benim gibi apışıp kaldıysanız, endişe edecek bir şey olmadığını ama bir yandan da babalığın dünyanın en güzel, ama en zor işi de olduğunu belirteyim ve baba olmanın, nasıl bir şey olduğunu, baba olmadan anlamak kesinlikle imkansız; ne dediğimi baba olanlar gayet iyi bilirler. (Tabii anneler de.)

 

Babalar gününüzün kutlu olması dileğiyle…

 

 


Hasan Sonsuz Çeliktaş
About the author:
derKi'nin kurucusu ve genel yayın yönetmeni olan yazarımız, aynı zamanda Cosmopolitan, Esquire, Akşam Gazetesi, Burç Dergisi'nde de yazıyor. 1976 Mersin doğumlu olan Sonsuz'un piyasada "Bu Spiritüalizm Ne Ola ki?" ve "Birileri Kadınlarımızı Fena Kandırıyor" isimli iki kitabı da mevcut.
Devamını Oku >>



Okur Yorumları  
 

 

Göster 1 1 Yorum

1. 07-07-2008 17:37

...
Ne demişler: "İzmir'in denizi kız, kızları deniz, Sokakları hem kız hem deniz kokar"  
 
Hasan'cım, Senin deniz kokulu kızın bir de aslan burcu. Vay erkeklerin haline.  
 
Dilerim ki hayatı boyunca iyi insanlarla karşılaşır (gerçi o yola getirmesini bilen bir kadın olacak, şüphe yok)
Kız Kulesiii

Göster 1 1 Yorum

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.8 © 2007-2009 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved

derKi arama

Google
Web derki.com

Son Yorumlar

Issız ADA'm
benzer gözlerle seyretmişiz filmi......
...

Arıyorum... Babam Yok!
İkinci kere okumama rağmen, ilk defa...
...

Birey Olmak
Yeni platform hayırlı olsun...
...

Arıyorum... Babam Yok!
Reha yazini, samimiyetini, duygularini...
...

Tanrı Nedir?
internet explorer'da sırasıyla görünüm,...
...