derki.com

derKi

hayataneler.jpg

ruhizaman.jpg

ariyorumbabamyok.jpg
Kiralikbedenler.jpg
Son Kale: Bekir Coşkun
Yazar Ege Görgün   
 

Görüntülenme : 1502    


ImageBasının en aydınlık yüzlerinden biri. Atatürk’ün ve Atatürkçülüğün en büyük, en önemli savunucularından. Uygarca yaşamak ve düşünmek isteyenlerin bayrağı. Batılın, yobazın, din istismarının önüne köşesini set çekmiş bir sınır kalesi. Hayvanseverlerin, doğaseverlerin ve çocukların Bekir Abi’si, Bekir Amca’sı, bir başka “son kale” Emin Çölaşan’ın can dostu. Nahif, samimi, insancıl, zeki, dürüst ve en önemlisi cesur. Bu özelliklerini sorularımızı yanıtlarken de sergilemekten kaçınmadı zaten.

 

“Medyanın kendini toplaması için kısa bir süresi var. Aksi taktirde toplum kendi medyasını kuracaktır. Kuruyor da zaten. Bakın internete, inanılmaz güzellikte yazılar, fotoğraflar yayınlanıyor. Büyük bir sermaye de gerekmiyor üstelik. Bunun yanında tirajlarına baktığınızda, bazen en büyük gazeteden daha çok okunduğunu görüyorsunuz bunların. Toplumun bu medyayı reddetmesi çok yakındır.”

Halk, medyayı sevmeyenleri seviyor. O kişi medyanın içinde yer alıyor olsa bile. Medyanın içinden medyayı eleştirenler daha samimi, daha dürüst, daha samimi bulunuyor.

Peki ne oldu da, halk ve medya arasına böyle bir soğukluk girdi? Halk güvenini ne zaman yitirdi medyaya? Medyanın iyi niyetinden kuşku duyulmayan günlerden, “her an medyanın kötü niyetinden şüphelenilen” eskinin tam tersi bu sürecin içine nasıl girildi?

Bekir Coşkun’un kendisi gibi dost canlısı sekreteri Leyla Hanım’ın incelik gösterip bize ısmarladığı limonataları içerken kafamızda usta kalemle bunları konuşmak vardı. Ama bir hayvanseverseniz ve insanoğlunun arsızlıklarından, bu dünyaya saygısızlıklarından bıkmış usanmış bir başka insanoğluysanız (medyanın içinden medyayı eleştirmekten farkı yok bu durumun!) karşısına geçtiğinizde Bekir Coşkun’la konuşacak yüzlerce mevzu geliyor aklınıza. Benim de öyle oldu ve işleri oluruna bıraktım. Çaylarımızı söyledik, Bekir Coşkun sigarasını yaktı, Uluç yine numarasını yaptı, kaşla göz arasında bir sigara otlandı, (ona bakarsanız bu kez adet yerini bulsun, ritüel tamamlansın diye yapmıştı bunu ama bence yalan tabi. Yoktu ki üstünde başka sigara.) ve ben teybin düğmesine bastım. Tabi geçen ay yaşanan talihsizliğin ardından bir “sound-check” yaptıktan sonra... 

 

Yeryüzünde çevresini ve çevresindekileri en çok tehdit eden, onlara en vahşi, en zararlı canlı insanmış gibi geliyor bana... Sanırım siz de böyle düşünüyorsunuz?

Evet, doğaya, dünyaya en zararlı canlı insandır. Çünkü insanoğlunun üstün aklı, onun aynı zamanda felaketidir. Bu toplar, mermiler, bombalar bu aklın ürünü. İnsanoğlunun aklı kendi cinsine zarar veriyor, versin ona da hiçbir itirazım yok, ama aynı zamanda bunu hiç hak etmeyen varlıklara da zarar veriyor. Denizleri, ırmakları, ormanları, hayvanları yok ediyor. Üstelik insan aklının yarattığı yıkım yalnızca eş zamanlı yaşayan insanlarla sınırlı değil. İnsanoğlu bundan 50-100 sene sonra dünyaya gelecek bebeğin yaşama hakkını da bugünden elinden alıyor. O bakımdan dünyayı insandan kurtarmak lazım.

Matrix filminde Ajan Smith’in şu sözleri beni çok etkilemişti: insanlar bu dünyanın kanseridir. Gerçekten de kanser insan vücuduna ne yapıyorsa, insan da dünyaya aynısını yapıyor.

Üstelik tedavisi de yok. Erken teşhis mümkündü, nüfus planlaması mümkündü, buna da dinler engel oldu. Nüfus planlamasına karşı çıktılar. Çünkü peygamberlerin bol bol askerlere ihtiyacı vardı. Ne kadar çok ürerlerse, o kadar çok yayılacaklarını düşündüler. Bu açıdan dinler, bütün dinleri kastederek söylüyorum, insanlığa en büyük kötülüğü yapmışlardır.

Asıl kaynağın kapitalizm ve tüketim toplumu yaratma stratejisi olduğunu düşünüyorum. Dinler aslında isteyerek ya da istemeyerek kapitalizme hizmet etmişler...

Zaten sosyalist din yoktur.

Hayvanlara davranış biçimimize, kendimizi onlardan üstün görme kültürümüze bakarsak doğadaki en faşist canlının da insanoğlu olduğunu söylemek mümkün herhalde.

Evet. Bu nasıl önlenebilir diye çok düşünüyorum ben. Ne zaman, nasıl  olur bilmiyorum ama inanıyorum ki bir gün bunun önüne geçilecektir. İnsanoğlu bir gün bu yapısının farkına varacak. Çünkü insanoğlu bu yapısının, tahribat gücünün, acımasızlığının, faşist yapısının, öbür canlılara ve varlıklara yaşam hakkı tanımamasının zararının kendine döndüğünü, kendisini de tüketeceğini fark edecektir bir gün. Yani yine diğer şeylere acıdığı için yapmayacaktır bu düzeltmeyi.

 

Umudunuz var yani...

Var, var, bazı şeyler düzelecek ama o zaman ben evde olacağım...

Peki hiç umudunuz kalmasa yazmaya devam eder misiniz... 

Umudu olan okuyucular için yazarım. Ben umudumu yitirmiş olabilirim ama onların umudunu kırmaya hakkım yoktur. Birkaç kişinin bile umut besliyor olması benim devam etmem için yeterlidir.

 

Size yazmayı tamamen bıraktıracak bir şey var mıdır?

Vardır. Bu son günlerde bunu ciddi olarak düşünüyorum. Türkiye’de bizim artık yazı yazmamamız gerektiğini düşünüyorum.

 

Bizim derken..?

ImageBenim kuşağımın, şu an medyayı yöneten irili ufaklı editörlerin, genel yayın yönetmenlerinin, yazarlarının, tümümüzün aslında bir kenara çekilip gitmemiz gerektiğini düşünüyorum. Türk toplumuna çok büyük kötülük ettik, yanılttık Türk toplumunu. Yıllardır yaptığımız hata yüzünden Türkiye bugün bu durumdadır. Bunda medyanın kabahati büyüktür. Payı yüzde ellinin üzerindedir. Herkes siyasetçileri suçlu gibi görür ama büyük oranda suçlu medyadır. Çünkü siyasetin bu hale gelmesinin nedenidir Türk medyası. Türkiye’nin bu hale gelmesinin nedenidir. Biz kendi toplumumuza ihanet ettik. Yıllarca Tansu Çiller’i başımıza taç ettik. Sonra Mesut Yılmaz’ı... Nasıl unutursunuz bunları... Bir zamanlar vazgeçilmez olan Turgut Özal için sonradan tam tersini yazan da biziz... O açıdan söylüyorum. Bugünlerde çok sıkıntısını çekiyorum ve üzülüyorum. Aklıma geliyor bazen, in aşağı merdivenlere otur orada bir basın toplantısı yap, diyorum. Niye bıraktığını anlat ve çek git.

 

Ama çizginizden ve yazılarınızdan bildiğimiz kadarıyla siz bu suça iştirak etmediniz?

Hayır, tam tersine. Ben kendimi asla ayırt etmem. Ben bu medyanın parçasıyım. Türkiye’nin en büyük gazetesinde yazıyorum. Çarkın dişlilerinden biriyim. Ben kalayım, siz gidin demem gerekirdi yoksa. Onun için ben gideyim diyorum. Kendimi suçlu gibi görmesem siz gidin ben oturmaya devam edeyim derdim.





Okur Yorumları  
 

 

Göster 2 2 Yorum

1. 04-09-2007 14:02

...
Derki'mizde Bekir Coşkun'un röportajını görmek içimi ısıttı benim. Türkiye'de büyük sermayelerle dönmeyen, kendi yağında kavrulmaya çalışan, hala ayakta kalan, başka hiçbir boyalı basının yazmadığı, haber yapmadığını yazan Cumhuriyet gazetesinin görülmezlikten gelinmesi ise içimi acıttı sadece. Sanki cesaretli başka yazarlar yokmuş gibi bir eğilim...İlhan Selçuk, bir arkadaştan gelen maille tanıştığım hızlı gazetecinin yazıları, daha bir sürü yazarımız...Emin Çölaşan'ın ve diğer iyi, dürüst yazarlarımızın yazılarıyla olmasa bile varlıklarıyla sermayedarların gelirine ortak olmaları ve geçinmelerinin serzenişidir Bekir Coşkun'un söylediği bana göre. Canavarın onlara zarar vermeyeceğini düşündüler ama olan oldu. Bekir Coşkun'un misyonu bana göre insani değerlerin öne çıkarılmasıdır ama araştırmacı gazetecilik bana göre artık Türkiye'de çok cılız bırakılmış bir meslek olmuştur.  
 
Bu şartlar altında Bekir Coşkun'un sözlerine katılıyor, bunu O'nun ve diğer gerçek yazarların bir vicdan muhasebesi olarak görüyorum ama hepimiz biliyoruz ki yaşamak için kazanmak lazım. Bu, bence dünyanın bir ayıbı. Yalnızca medyanın değil.
Reyhan Bull

2. 12-08-2007 02:18

Pes doğrusu!..
Sevgili Ege Görgün, 
 
Nefis bir roportaj olmuş. Bekir Coşkun'a olan sevgim ve hayranlığım pekişti. 
 
Doğrucu Davut'luğun bu kadarına pes dedim doğrusu. Adam medyanın durumundan kendini mesul tutuyor!!! 
 
Bekir Coşkun'daki insanlığın, dürüstlüğün, adilliğin binde biri diğer meslekdaşlarında yada yazılarında eleştirdiği kişilerde olsaydı çok daha iyi bir ülkede yaşayacağımızdan adım gibi eminim.
Şiyma Aksekili

Göster 2 2 Yorum

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.8 © 2007-2009 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved

derKi arama

Google
Web derki.com

Son Yorumlar

Issız ADA'm
benzer gözlerle seyretmişiz filmi......
...

Arıyorum... Babam Yok!
İkinci kere okumama rağmen, ilk defa...
...

Birey Olmak
Yeni platform hayırlı olsun...
...

Arıyorum... Babam Yok!
Reha yazini, samimiyetini, duygularini...
...

Tanrı Nedir?
internet explorer'da sırasıyla görünüm,...
...