Görüntülenme : 2572  |

“Şimdiki çocuklar harika!” usta yazar merhum Aziz Nesin’in bir kitabının
adıydı. Türkçemizde sıkça kullandığımız bu söz, bana göre, yüzyıllardır hiç
eskimeden ve anlamını yitirmeden kullanılmakta olan önemli bir deyim. Evrimi
bundan daha özlü ifade eden bir söz duymadım.
“Şimdiki çocuklar harika!” sözü, büyükler
tarafından, çocukların kendilerinden beklemedikleri ölçüde güzel davranışlar
sergilemeleri karşısında söylenir. Bir hayranlık ifadesidir ve her hayranlık
gibi içinde biraz da kıskançlık taşır. Gencin kendinden beklenmeyen yeni
davranışları karşısında yetişkinlerin bilinçaltında oluşan çaresizlikle, neslin
geleceğine yönelik umutlarının sentezlenmiş bir ifadesidir bu söz.
Bu söz, nesiller arası çatışmaları,
ana-baba ve çocukları arasındaki anlaşmazlıkları çok iyi açıklar. Gençlerin
yetişkinlere ters gelen tavır ve davranışlarının gelenek ve göreneklere aykırı
diye dışlanması ile doğan görüş farkı sonuçta yetişkin neslin yenilgisi ile
sonuçlanır. Zira bu gençlerin kendi yeni geleneklerini yaratma savaşıdır.
İleride onlar da kendi çocukları karşısında yenik duruma düşeceklerdir. Bu
kaçınılmaz bir sondur ve iyi ki böyle olmaktadır. Yoksa evrim gerçekleşmez veya
gerçekleşmesi çok daha sancılı olurdu. Gelenek ve göreneklerin katı şekilde
uygulandığı her türlü yeniliğe kapalı toplumlarda evrimin bu yönüyle
yavaşladığını veya yeraltına girdiğini söylemek yanlış olmaz. Evrim arzusu genç
nesillerde bir sel kadar güçlü iken sürekli bastırılmaya çalışılması ile
gençlerin ruhunda kopan fırtına sağlıksız bir geleceğin de işaretidir. Böyle
sevgisiz ve hoşgörüsüz ortamlar sevgiden uzak ve acımasız nesillerin
yetişmesine yol açarlar. Böylesine klonlanmışçasına prototip bireylerin
yaşadığı toplumların gelenekleri yaşatmak uğruna fanatikliğe kaçması
kaçınılmazdır.
Bence, biz yetişkinler aslında
çocuklarımızın dünyasında misafiriz. Bu onların dünyası ve gelecek onların
geleceği. Biz ne dersek diyelim, sonuçta onların dedikleri olacak ve bir gün
onlar da çocuklarının dünyasında misafir olacaklar.
Cep telefonları ilk çıktığında ona
gençler ilgi gösterirken biz yetişkinler önce burun kıvırdık. Evimizde,
işyerimizde evrimine şahit olduğumuz iri telefonun cebimize girmesi fikrini
kanıksadık. Direnmemizin sözlü gerekçesi “Her yerde rahatsız edilmek
istemiyorum” idi, sanki evdeyken sürekli aranıyormuşuz gibi. Ne zaman ki
ilköğretim öğrencileri bile cep telefonu kullanmaya başladı, yetişkinler
arasındaki kullanımı da hızla yaygınlaştı. Gençler cep telefonunu benimsemişti,
zira bu onların yaşamını kolaylaştıracak modern bir araçtı. Aynı, bilgisayar
gibi cep telefonu da onların dünyasının vazgeçilmez bir aracıydı. Teknolojideki
baş döndürücü ilerlemeler ve bunların modern toplumlarda yarattığı
sosyo-kültürel değişim yetişkinler tarafından değil gençler tarafından meydana
getirilmektedir. Gençlerin benimsemediği hiçbir yenilik toplumda yer
etmemektedir. Gençler bu şekilde davranarak geleceklerini şekillendirmekte ve evrimi
gerçekleştirmektedirler. Bizler gençliğimizde tasarruf etme ve elindekini en
iyi şekilde kullanma dersleri alırdık büyüklerimizden. Bugün 10 yıl eski model
bir cep telefonunu veya bilgisayarı kim kullanmak ister. Günümüzün harika
çocukları harikalar yaratmaya devam ediyor. Dilerim o buluşlar insanların acı
çekmesi için değil, mutluluğu için kullanılır.
“Şimdiki çocuklar harika!” sözü
“Benden sonra tufan!” lafının tam zıddıdır. İçinde olumsuzluk değil umut taşır.
Yüz binlerce yıl süren evrimleşme sürecinde insan, zekâsının verdiği
yaratıcılıkla sürekli olarak yaşam kalitesini arttırma gayreti içinde olmuştur.
İnsanın naturasında var olan “iyi ve kötü” nün savaşı zekânın iyi veya kötü
yönde kullanılmasına yol açmaktadır. Unutmayalım ki bizler de doğal varlıklarız ve
çevremizdeki doğa ile uyum içinde yaşamımızı sürdürme gayreti içindeyiz. Ne
yaparsak yapalım hayatımız boyunca doğanın kurallarına tabi olmak zorundayız.
Her canlı gibi yaşam mücadelesi vereceğiz hayatta kalabilmek için. Teknolojinin
ve toplum kurallarının iyi ve kötü yönlerini görerek öğreneceğiz. Çocuklarımız
geçirdiğimiz acı ve tatlı deneyimlerin birer meyvesi olarak dünyaya gelecek ve
insan ırkının evrimleşme serüvenine katkıda bulunacaklar.
İnsanın sahip olduğu duyguların en
yücesi olan sevgi, asırlar boyu anlam ve önemini yitirmediği gibi ebediyete
kadar da yaşayacak ve olumlu yönde gelişmenin çimentosu olacak. Nesiller arası
çatışmayı durdurmanın çaresi de sevgidir. Sevginin verdiği hoşgörü ile bu
dünyanın ev sahiplerinin ve misafirlerinin dolu dolu yaşam sürmelerini dilemek
safdillik gibi görünebilir ama başka çaremiz mi var?
|