derki.com

derKi

hayataneler.jpg

ruhizaman.jpg

ariyorumbabamyok.jpg
Kiralikbedenler.jpg
Sokaktan Gelen Azimli Kediler
Yazar Simla Taş   
 

Görüntülenme : 1479    


 

Sokak kedisi deyince aklımıza ilk olarak; sokakta yaşayan, ayaklarımızın dibinde dolaşan, aç olduğundan ya da sevgiye muhtaç olduğundan kafasını bize doğru kaldırıp sürekli miyavlayan sevimli kediler gelir öyle değil mi? Ancak, geçmişten bugüne bu sevimli kedilere nankör damgası vurulmuş ve hatta bu nedenle bazı büyüklerimiz çocukluğumuzdan başlayarak bizi kedilere karşı bir soğutma eylemi içersine girmiştir. Kim bilir belki bu eylemlerinde başarılı olanlarda vardır. Ama nankör olduğunu varsaysak bile bir kediyi nankör olduğu için suçlayabilir miyiz? Her canlının çeşitli ihtiyaçları vardır; yeme-içme, barınma, güven, sevgi ihtiyacı vs… Bunlar, bizim sağlıklı yaşayabilmemiz için en gerekli ihtiyaçlarımız. Bunları bulamadığımız zaman hırçınlaşırız, huysuz oluruz ve dengemiz bozulur. Bir de bunları sürekli zor şartlarda bulduğumuzu düşünürsek o zaman nankör de oluruz, bencil de ve kavgacı da. Çünkü verilen bir yaşam mücadelesi vardır. Aynı sokak çocuklarının verdiği zorunlu mücadeleler gibi. Onlar, çeşitli nedenlerden ötürü sokağa itilmiş ve bu sokaklar; bizim evimizin bulunduğu, elimizi kolumuzu sallayarak yani rahatça yürüdüğümüz sokaklar değil. Belki gündüzleri rahatta, geceleri evimizde mışıl mışıl uyuduğumuz için nelerin döndüğünün farkında olmadığımız sokaklar bunlar. Maalesef bu sokaklarla tanışmak zorunda kalan, ihtiyaçlarını karşılayabilmek için sokak hayatını iyice öğrenip kendini sokak ahlakına göre yetiştiren yani dilenen, hırsızlık yapan, yalan söyleyen vs. bu tarz insanlar içinde büyümek zorunda kalıp onlara ayak uyduran, kendince yaşam mücadelesi veren birçok çocuk var. Sokakta yaptığı şeylerin kötü olduğu bilincine varan ve bu sokaklardan kurtulmaya çalışan gençlerimiz de var. İşte “sokak kedisi” dergisinin esas amacı da bu; sokak çocuklarına yardımcı olmak, onları sokaklardan kurtarabilmek. Üstelik bir zamanlar sokakta yaşayıp kurtulmuş olan çocukların çıkarttığı bir dergi bu. Onlar kendilerini sokak kedisine benzetmiş, ama artık insanlardan dilenmiyorlar, kötü alışkanlıklarını geride bırakmışlar, sadece kendilerine ve sokaklarda yaşayan insanlara yardım etme amacıyla başlatılan bir proje bünyesinde insanlardan balık almak yerine balık tutmayı öğreniyorlar. Bunu da kendi dergilerini satarak yapmaya çalışıyorlar, üstelik boş bir dergi değil bu, içeriği umut dolu olan bir sosyal sorumluluk dergisi. Kendileri ve dergileri ile ilgili tüm ayrıntıları yaptığım röportajı okuyarak öğrenebilirsiniz;

 

“Sokak kedisi” çıkarttığınız derginin adı. Peki, bize bu derginin amacını ve kimlerin sayesinde nasıl ortaya çıktığını anlatır mısınız?

 

Ferhat: Gönüllü insanlar sayesinde ortaya çıktı, bize destek oldular. Sokak çocuklarının derginin sahibi ve çalışanları olmasını istediler. Ayrıca isimlerinin duyulmasını pek istemediler. Yani bu dergi birkaç gönüllü tarafından kuruldu. Sahipleri ve çalışanları da biz sokak çocukları olarak resmi bir şekilde kâğıt üzerinde geçtik.

 

Kayra Şirketi adı altında bu dergiyi çıkarıyorsunuz. Bu şirketten biraz bahsedebilir miyiz? (Bu arada kayra; iyilik, yardım anlamına geliyor).

 

Ferhat: Kayra şirketi, Keyap Projesi (kendine yardım projesi) bünyesinde bulunmaktadır.

 

Uğur: Keyap Projesinin amacı, insanların sokak çocuklarını kurtarmaları değil, sokak çocuklarının kendi kendilerine bir şeyler yapıp kendi hayatlarını kurtarmaları. Keyap Projesi bünyesinde “Sokak kedisi” dergisi var. Burada çalışanlar, sokak çocukları. Pazar kedi’sinde, Posta kedi’sinde de çalışanlar yine sokak çocukları.

 

Pazar ve Posta kedilerini bize açıklar mısınız? Bu kedilerin işlevi nedir?

 

Uğur: Posta kedisi, dergimizin dağıtımını yapıyor. Onun dışında, eğer dışarıdan bir firma, bir dağıtım işi olursa ve bize bu işi yaptırmak isterse onu da yapıyoruz. Dağıtım işleri yapıyoruz yani. Pazar kedisi ise, pazarda giyecek satıyor.

 

Satış yaparken bu çocukların sokak kedisi olduklarını nasıl anlayabiliriz?

 

Uğur: Sokak kedisi amblemli tişörtlerimiz var.

 

Beşinizde bu dergide çalışıyor musunuz? (Röportajı gerçekleştirdiğim masada toplam beş kişi bulunuyor).

 

Ferhat: Evet, hepimiz çalışıyoruz. Başlangıçta derginin imtiyaz sahipleri olarak 2 kişiydik. Çok yeni olarak almış olduğumuz kararla imtiyaz sahipleri olarak 5 kişi olduk: Güngör Halıcı, Kemal Mallı, Özkan Yazar, Uğur Eroğlu ve ben Ferhat Şahin.

 

Yani Kayra şirketi sahipleri şu anda sizlersiniz ancak kurucuları bahsettiğiniz ismini duyurmak istemeyen hayırsever-gönüllü kişiler öyle mi?

 

Kemal: İlk etapta finansı sağlayan gönüllüler. Bu projeyi ortaya çıkardılar ve ilk önce öncü olarak Ferhat Şahin seçildi. Sonra onun öncülüğünde biz seçildik Sahipleri şu anda kâğıt üzerinde resmi olarak biziz yani sokak çocukları. Onlar bize finansı sağladılar ve böyle bir projeyi hayata geçirip bize bıraktılar. Yani başlangıcı yapan onlar, şu anda devam ettiren bizleriz.

 

Ferhat: Aslında bu gönüllü insanlar hakkında şöyle bir açıklama getirebiliriz; İçlerinden birinin oğlunun sokak çocuklarına ilişkin yapması gereken bir tezi vardı. Dernekleri, vakıfları ve sokakta yaşayan insanların gidebileceği kurumları incelerken hepsinde bir yetersizlik, eksiklik görüyorlar. Sokak çocuklarının sahibi olabileceği bir kurum düşünülüyor ve bu kurumun olmasında da desteklerinin olmasını istiyorlar. Yurtdışından çeşitli projeler getiriliyor. Adı aklımıza gelenlerden “Fifty-Fifty” var. Bu dergiler, yurt dışındaki sokakta yaşayanların kendi dergileri ve kendi ayakları üzerinde durabilmeleri için bunu satıyorlar. Fifty-fifty’nin anlamı zaten yarı yarıya; dergiyi çıkaranla satan arasındaki bölüştükleri kazanç. Bizim de bu dergiyi sokak çocukları olarak bir dernek değil de bir şirket çatısı altında çıkarmamızı istediler. Neden bir dernek değil de bir şirket? Çünkü dernekler Türkiye’de çok fazla ticari konulara giremiyorlar. Sağ olsun gönüllülerimiz bu konuda düşünmüşler, taşınmışlar, sokak çocukları ile de görüşmüşler ve o çocuklarda bizi öncü olarak göstermiş. Ben askerden geldiğimde Uğur arkadaşım şirket sayesinde bu derginin grafik tasarımı için eğitim alıyordu.

 

Peki, derginin imtiyaz sahipleri olmanız dışında dergideki diğer işlevlerinizi öğrenebilir miyim?

 

Ferhat: Ben derginin editörüyüm.

 

Uğur: Grafiker.

 

Kemal, Özkan: Satıştan sorumluyuz.

 

Ahmet: Ofis işlerine bakıyorum.

 

 Umut Çocukları Derneği’nin sizinle ilişkisi nedir?

 

Ferhat: Umut Çocukları, derginin dışında kalıyor. Sokaktan gelmiş 5 çocuk olarak biz derginin sahipleriyiz. Umut Çocukları Derneği, barınmamıza katkıda bulundu. Daha evvel Umut çocukları ile yetiştik, onlara yardımımızda dokundu. Kemal, Özkan, Uğur ve ben, bu dernek bünyesinde sokak çalışmaları yaptık.

 

Peki, sokak çocuklarını sizler mi buluyorsunuz yoksa bu dernek sayesinde mi buluyorsunuz?

 

Ferhat: Şu anda biz, Umut Çocukları Derneği adına sokak çalışmaları yapıyoruz.  Yani bir yandan dergi ile ilgilenirken ayrıca sokak çalışmaları da yapıyoruz. Umut Çocukları Derneği ile, Kadın Sığınma Evleri ile… Sokakta bulduğumuz bayanları kadın sığınma evlerine, çocukları da polis çocuk kulüplerine, büyükleri yetiştirme merkezlerine kendimiz teslim ediyoruz. Bu konuda da duyarlı olunmasını, bize destek olunmasını istiyoruz. Ayrıca buna yönelik çalışmalarımız belgelerle de mevcuttur.

 

Eğitim durumlarınızı öğrenebilir miyim?

 

Cevaplar; ilkokul terk, ortaokul terk ve lise terk şeklinde.

 

Sokaktan kurtuldunuz, kendi ayaklarınızın üzerinde durmak için çaba da gösteriyorsunuz. Peki, eğitiminiz için de bir takım düşünceleriniz var mı?

 

Ferhat: Biz dört arkadaş, eğitim durumlarımızı tamamlayabilmek, okullarımızı bitirebilmek için açık öğretime yazıldık. Ancak, gönüllü bir öğretmene ihtiyacımız var, onu bulamıyoruz. Halk eğitimden kitaplarımızı aldık. Ama Bakırköy yurdunda kalıyoruz ve burada bizi eğitebilecek bir öğretmene ihtiyacımız var. Eğitimlerde eksiklikler var. Dikkat ederseniz, sokaktan bugüne kadar kurumlara götürülen çocuklar 18 yaşına kadar getiriliyor ve 18’den sonra eğer herhangi bir meslek edinmemişse tekrar o çocuklar sokağa dönüyor. Yani herhangi bir eğitim almadığı için ve devletin bugüne kadar bir 18 yaş projesi olmadığı için 18 yaşından sonra çocuklar kendini dışlanmış hissederek sokağa dönüp sokağa yeni gelmiş çocukları bir nevi eğitmeye başlıyorlar. Bundan dolayı da il sosyal hizmet uzmanları, pedagoglar, psikologlar sokaklarda rahat çalışma elde edemiyorlar.

 

Kemal: Bizim projemizin amacında da eğitim var zaten. Tamamen geliriyle, elde edeceği kazancıyla sokaktan gelen arkadaşlarımızın kendini eğitebilmesi gibi. Biz adımlarımızı zaten yavaş yavaş atıyoruz.

 

Sokak kedisi kadrosu kaç kişinden oluşuyor?

 

Ferhat: Sahipleri olarak beş kişi biziz, yurtta çalışan, dergi satışına çıkan arkadaşlarımızla birlikte toplam 23 kişiyiz.

 




Okur Yorumları  
 

 

Göster 3 3 Yorum

1. 29-10-2008 16:24

Azimli kedileri tebrik ederim
Merhaba 
Bu harika soylesi icin cok tesekkurler.Sokak kedileri ile en kisa surede irtibat kurarak ,mucadelelerine destek olmak istiyorum. 
Sevgiyle
nihal toksoz

2. 24-10-2008 18:51

Tebrik ediyorum
Simla'cım yine çok önemli bir konuya dikkat çekmişsin. Ne kadar empati kurmak istesemde herhalde onların yaşadıklarını hayal bile edemem. Tabii ki suç onları dünyaya getirende(ben bu insanlara Anne-Baba diyemiyorum)Şansları açık olsun. Umarım yakın zamanda Anadolu yakasında da faaliyete başlarlar.
Ebru İskit

3. 24-10-2008 11:26

Teşekkürler
Gerçek Hayattan örnekler için teşekkürler.Güzel İşlerinin devamını dilerim..
Burak Şahin

Göster 3 3 Yorum

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.8 © 2007-2009 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved

derKi arama

Google
Web derki.com

Son Yorumlar

Issız ADA'm
benzer gözlerle seyretmişiz filmi......
...

Arıyorum... Babam Yok!
İkinci kere okumama rağmen, ilk defa...
...

Birey Olmak
Yeni platform hayırlı olsun...
...

Arıyorum... Babam Yok!
Reha yazini, samimiyetini, duygularini...
...

Tanrı Nedir?
internet explorer'da sırasıyla görünüm,...
...