derki.com

derKi

hayataneler.jpg

ruhizaman.jpg

ariyorumbabamyok.jpg
Kiralikbedenler.jpg
Neden CHP Değil?
Yazar Berna Köker Çelebi   
 

Görüntülenme : 257



 

İsmi AK, ancak kendisi hiç de pürü AK olmayan bir parti tarafından yönetiliyoruz.

 

İsmi AK kendisi kara partinin nasıl iktidara geldiği, Türkiye’nin hangi süreçlerden geçerek bugünlere ulaştığı başlı başına bir tez konusu. Ancak Atatürk ilkelerini simgesel olarak temsil eden altı oku can damarı, yani siyasi programı olarak benimseyen bir partinin, CHP’nin bugünkü durumunun biz Atatürkçüleri hiç bir şekilde memnun etmediği ise ortada. Maalesef CHP bu altı oku sadece amblem olarak bayrağında taşımakla yetiniyor nicedir.

 

CHP’nin 22 Temmuz seçimlerinde elde ettiği başarısızlık ortada; %21 ile noktalanan büyük hezimet. Tabii ki artık bu noktada tartışılması gereken konu CHP’nin bu başarısızlığı nasıl başardığı? Mesela seçimler öncesinde meydanlara dökülen milyonların oylarını  TOPLAMAMAYI nasıl başardı? Seçimler öncesinde meydanlara dökülen milyonlardan bir halk hareketi YARATMAMAYI nasıl başardı? Bu oylar nasıl olsa bana gelecek şeklinde temelsiz bir mantık hatasına nasıl düştü ve hala nasıl olup da laik Türkiye Cumhuriyeti’nin temel kavramlarını özde değil sadece sözde savunmakla yetiniyor?

 

CHP’nin kendi özeleştirisini gerektiği şekilde yapmadığı kesin. Bense kendi eleştiri listeme balık baştan kokar diyerek başlamak istiyorum.

 

Bildiğim kadarı ile Sayın Baykal parti dışında halktan kişilerle yaptığı ayaküstü görüşmelerde başarısızlığı hala (!) kabullenmiyor ve politikanın biz halktan kişilerin bilmediği pek çok inceliğe dayandığını söylüyor. Bunu duyduğum zaman (acımdan) kasıklarımı tutarak gülmek istedim, zira son seçimlerin sonuçlarından da anlaşılacağı üzere Sayın Baykal’ın da bu incelikleri pek bilmediği ortada. Gerçekte biz halktan kişilerin bilmemesi deneyimsizlikten dolayı normal kabul edilebilir ama 1973’ten beri siyasette olan bir kişi olarak kendisinin hala uygulamada başarılı olamadığı inceliklerden bahsetmesi bana pek normal gelmiyor.

 

Gene bildiğim kadarı ile Sayın Baykal aynı sohbetlerde aslında halkı dinlediklerini, mesela mitinglerde sürekli “Birleşin” sloganlarına kayıtsız kalmadıklarını ve DSP ile birleştiklerini söylüyor. Buna rağmen oyların artmamış olmasını ise kendi başarısızlıklarından ziyade halkın işi (veya şu meşhur incelikleri) bilmemesine bağlama inatçılığını gösteriyor. Hâlbuki daha önceki seçimlerde CHP, DSP ve YTP toplamı %22 iken, bu seçimlere birlikte girilmesine rağmen CHP %21’de kalma başarısını(!) gösterebilmiş bir partidir.

 

Sorumuz baki kalıyor; Sayın Baykal ve dolayısı ile 1992’den beri başında bulunduğu CHP neden bu kadar BAŞARISIZ?

 

Türkiye 14 Nisan’da tarihinin en büyük mitinglerinden birine sahne oldu. Yaklaşık 1 milyon insan Tandoğan Meydanı’nı doldurdu. Süreç burada bitmedi, arkasından 29 Nisan İstanbul ve 13 Mayıs İzmir mitingleri geldi. Her ikisinde de birer milyon insan meydanları doldurdu. Aynı dönemde terör hızlı bir tırmanışa geçti ve hem terör hem laiklik karşıtı uygulamalar hem de cumhurbaşkanlığı seçimleri dolayısı ile hükümete tepki inanılmaz boyutlara ulaştı. Bütün bunlar olup biterken CHP neredeydi? CHP’nin seçimler öncesi düzenlediği miting sayısını ve katılımların hangi düzeyde olduğunu merak ediyorum? CHP en aktif geçirilmesi gereken bu dönemi, koskoca Haziran ve Temmuz aylarını arkasına yaslanarak, minimum çalışmayla ve nasıl olsa bu oylar bana gelecek edasıyla geçirmiştir. CHP, örgütü bulunan tüm illerde mitingler düzenlemeye devam etse, Ankara / İstanbul ve İzmir mitinglerinin devamını getirse sonuçlar çok daha farklı olurdu. Kanımca bu kadar hazır bir seçmen kitlesini CHP’ye yönlendirememiş olmak ve elde edilen başarısızlığın boyutları üniversitelerde örnek ders olarak okutulabilir. Hatta parti yönetiminin (Baykal ve destekçileri) etraflarına ördükleri kalın duvar ve gerçekleri görmezden gelmedeki başarıları da ayrı bir konu başlığı olarak müfredata eklenebilir.

 

Özellikle 1980’lerden itibaren uygulanan politikalar, sürdürülen eğitim sistemi bugün istenilen sonuçları vermektedir; örgütlenmenin ne demek olduğunu bilmeyen bir halk, sivil toplum kuruluşlarının öneminden bihaber bir toplum ve topçu, popçu kültürüyle her geçen gün uyuşturulmaya daha da alıştırılan bir gençlik. İnsanlar çoğunlukla artık günlük düşünmekte, uzun vadede Türkiye Cumhuriyeti’ni bekleyen tehlikelerin bir parça farkında olsalar bile üzerlerindeki uyuşukluğu atıp faaliyete geçememektedir. CHP’nin kuşkusuz ilk önceliği, sadece seçim dönemlerinde değil, halkla dirsek temasına geçerek bireyleri bilinçlendirmek, teba/köle anlayışından “birey” anlayışına geçmemize yardımcı olacak her türlü programı hayata geçirmek olmalıdır. CHP bu konuda neden lider olamamaktadır acaba?

 

CHP seçim döneminde sadece tembellik etmekle yetinmedi. Kadrosuna, temsil ettiği “sol” kanatla uzaktan yakından ilgisi olmayan kişileri dahil etmeyi de ihmal etmedi. Sağ seçmene göz kırpma olarak nitelendireceğim bu yaklaşım bile başlı başına yukarıda bahsettiğim milyonlardan oy kaybına sebep oldu. Mesela İlhan Kesici (sağın önde gelen isimlerinden, eski Bursa Milletvekili,bir dönem DYP’nin Genel Başkan Adayı), mesela Lütfullah Kayalar (eski Anap Yozgat milletvekili). Listeyi uzatmak mümkün ancak burada belirtmek istediğim gerçek, sol oylar nasıl olsa bana gelecek, biraz da sağdan oy toplayayım mantığıyla hareket eden CHP’nin sağ oyları kazanmak bir tarafa sol oylardan da ciddi kayıplar verdiğidir. Dolayısıyla karşımızda çizgisi belli olmayan bir parti söz konusudur.

 

Bütün bunlara itirazı olanlara seçim sonlarına bir daha bakmalarını tavsiye ediyorum.

 

AKP iktidarının gerçekle hiç bir bağı olmayan ekonomik başarısının sebebi malumdur. AKP’nin ekonomi politikası Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm varlıklarını satmaktan, özelleştirmekten ibarettir. Bu sayede elde edilen sıcak para girişi sayesinde ekonominin düzeldiği ve enflasyon rakamlarının düştüğü söylenmektedir. Hâlbuki senaryo çok açık ve bellidir. Kısa vadede varlıklarımızın satışı sayesinde sağlanan bu para sirkülâsyonu uzun vadede Türkiye Cumhuriyeti’ni sadece ekonomik açıdan değil, pek çok açıdan büyük bir krize sürükleyecektir. CHP’nin bunu halka net bir şekilde anlatması gerekmektedir. Borç içinde yüzen bir aile düşünün, bankalardan ve tefecilerden aldıkları borçlar sayesinde hala karınlarını doyurabiliyorlar, o da yetmiyor buzdolaplarını, çamaşır makinelerini, televizyonlarını satmaya başlıyorlar. Gene bunlardan gelen para ile bir süre daha yaşamlarını idare edebiliyorlar. Sizce bu şekilde hayatlarını ne kadar daha sürdürebilirler? AKP’nin sözde başarılı ekonomi politikasının bu ailenin yaptıklarından pek de bir farkı yok aslında; borç alımı ve varlıkların satılması sayesinde geçici bir kaynak yaratılması. Üstelik bu kaynakların ülkeye geri dönüşüm yaratacak yatırım alanlarında kullanılmadığı da gene ekonomistlerin sürekli vurguladıkları hatalardan birisi. CHP’nin Türk insanına her fırsatta anlatması gereken denklem budur aslında. CHP’nin ekonomi politikası olarak kendi kaynaklarımıza dönüşü “agresif” bir şekilde savunması ve ona uygun ekonomik planlar yapması gerekiyor.

 

 

CHP maalesef halktan bir parti değil. Uzun zamandır etraflarına ördükleri kalın duvarlar içerisinde yaşayıp dar bir kadroyla yönetilen, gençleşemeyen ve o yüzden çağın/dönemin getirdiği yeniliklerin hep gerisinde kalan bir parti. AKP’nin geniş halk kitlelerini nasıl kendine bağladığına baktığımızda çalıştıkları kamuoyu şirketleriyle, uzman danışmanlarla, aldıkları NLP derslerinden edindikleri siyasi koçlara kadar kendi partilerinin ve halkın nabzını tutmak (ve etkilemek) için yaptıkları tüm çalışmalar CHP’nin şu anki yapısının fersah fersah ötesinde. Artık partiler kendi politikalarını ve diğer partilerden farklarını sağlam örgütlenmeleri sayesinde halkın ayağına kadar giderek anlatmakta. Oysa Deniz Baykal ve CHP örgütü hala, sadece seçim öncesi meydanlarda yapılacak konuşmaların oy alabilmek için yeterli olduğuna inanmaktalar.

 

Peki CHP’nin geldiği nokta bundan ibaretken artık partinin kurtuluşu mümkün müdür? Baykal olmazsa alternatifi kimdir? Bu noktada büyük bir tıkanıklık olduğu kesin, çünkü zaten Sayın Baykal’ın senelerdir uğraştığı nokta kendisine düzgün bir rakip çıkmamasıdır. Rakip sıfatıyla sivrilen isimler ise (mesela Sarıgül) pek çok açıdan Baykal’ı bile aratacak niteliktedir. Öyleyse sol yeni partisini yaratmalıdır. Şu anki mevcut yapısı ile CHP solda lider parti olma, altı oku  özde savunma özelliğini çoktan kaybetmiştir. Bu konuda ülkemizin gidişatından endişe duyan herkese çok iş düştüğü kesin, zira sol’u yeni bir oluşum için zorlamak, gerekirse sivil toplum örgütlerinde yer almak, gerekirse politikaya girmek suretiyle mevcut alternatifler içerisinden ülke için en yararlısını oluşturmak hepimizin görevi. Biz sessiz kitlelerin sesi gerektiği kadar çıkmaya başlayınca CHP kendi alternatifini yaratacaktır.

 


Berna Köker Çelebi
About the author:
1971 Ankara doğumlu yazarımız, Hacettepe Üniversitesi Işletme Bolümü mezunu. 1990 yilindan beri spiritüel konularla ilgileniyor. 1996 yılında ilk aşamasını, 2001 yılında hocalığını aldığı Reiki eğitimine hala devam ediyor. Bu egitimin bir parçasi olarak da klasik Usui sitem Reiki eğitimleri veriyor.
Devamını Oku >>


Okur Yorumları  
 

 

Gönderilen yeni yorum yok

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.8 © 2007-2009 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved

derKi arama

Google
Web derki.com

Son Yorumlar

Issız ADA'm
benzer gözlerle seyretmişiz filmi......
...

Arıyorum... Babam Yok!
İkinci kere okumama rağmen, ilk defa...
...

Birey Olmak
Yeni platform hayırlı olsun...
...

Arıyorum... Babam Yok!
Reha yazini, samimiyetini, duygularini...
...

Tanrı Nedir?
internet explorer'da sırasıyla görünüm,...
...