derki.com

derKi

hayataneler.jpg

ruhizaman.jpg

ariyorumbabamyok.jpg
Kiralikbedenler.jpg
Dünya Baskı Altında
Yazar Reha Ersavcı   
 

Görüntülenme : 686    



 
Artık o da yaşlandı bir yandan devamlı tüketiliyor. Neyle? İnsanoğlu ile, teknoloji ile, umarsızlık ile, menfaat ile, açgözlülük ile…

Doğa tüm gücüyle çalışıyor yok edilenleri yerine koymaya ama insanoğluna yetişemiyor ki… O da çaresizlik içinde düzelttiğini düzeltiyor, düzeltemediğini “inceldiği yerden kopsun” diyerek bırakıyor.

Amerika tüm bu baskıyı yaratan bir numaralı ülke… Diğer ülkeler de peşinden haldır haldır koşuyor.

Açgözlülük, kötülük, su kaygısı, petrol kaygısı, rakip kaygısı, oluşacak tehlikelerin kaygısı, sömürü düzeni hep dünyaya ve dünya devletlerine baskı nedeni… Sadece onlarla sınırlı kalmıyor tabii ki… Aynı baskı katlanarak dünya insanına baskı haline dönüşüyor.

Yani insan da baskı altında…

İnsan bunca baskıyı kaldırabilir mi?

Kaldıramaz elbette…

O da kaldırabilmek için kendi cinsine, dünya düzenine, doğaya baskıyı arttırıyor.

Baskıyı yiyen adam karısına, çocuğuna, arkadaşına, baskıyı yiyen kadın kocasına, çocuğuna, arkadaşına, baskıyı yiyen çocuk, arkadaşlarına, kardeşine, ablasına, ağabeyine baskıyı arttırarak yönlendiriyor. Bir zincirleme baskıdır gidiyor.

Baskılar depresyona, depresyonlar garipliklere ve manyaklıklara, tüm bunlar sonuçta deliliğe, yaşamdan bıkışa, hastalıklara, intiharlara ve ani ölümlere dönüşüyor.

İnsanoğlu son yıllarda yediği baskıları yeni oyuncağı bilgisayar teknolojisine de aktarıyor. Bir sürü hastalıklı ruh haline gelmiş sanal varlık internette turluyor, dolaşıyor. Ona buna, sanallıklarının arkasına saklanarak verip veriştiriyor, içlerine dolmuş taşmakta olan baskıları boşaltmak, beyinlerindeki kısa devreleri topraklamak uğruna egolarını tatmin etmeye, akılları sıra boşalarak normale dönmeye çalışıyorlar.

Bir dönme dolap muhabbetidir gidiyor. O, ona, bu, buna, şu, berikine beriki, dünyaya derken dişliler birbirini tetikliyor ve çark sürekli bir şekilde dönmeye devam ediyor. Dişlilerin arasında ezilmeye başlayan insan da “hay bu çarkın içine, niye bir türlü durmuyor” diye kendi kendine hayıflanıp duruyor, gördüğünü birliğe, birliği özüne taşıyamıyor…  

Çalışma hayatında da aynı terane söz konusu… Yöneticiler, tepeden gelen baskıları kendi altlarına onlar da varsa yine kendi altlarına yönlendirerek eritme uğraşı içindeler... Ezilen yine en alt tabakadaki köleler, yani aynı isimli bir zamanlar ünlü dizideki mandingalar ve işçi sınıfı oluyor.

Artık insana değerin yerini para, daha çok para ve çok çok para aldığı için hırslar ve baskılar yalakalıklara, yalakalıklar birbirinin üstüne basarak yükselmeye çalışan insanlara ve tüm bunlar da genelde insanın kendi yalnızlığına ve anti-sosyalleşmesine dönüşüyor. Sosyallikten uzaklaşan insan verimsizleşiyor, kolaya kaçıp tembelleşiyor böylece insanın değerli olduğu dönemde yeşermiş deneyimli, kaliteli, verimli insanın yerini, gününü yaşamaya çalışan, aslında asla gerçekten elde edemeyeceğini aslanlar gibi bildiği halde, görmezlikten geldiği bir yaşama ve lükse uzanmaya çalışan ve uzandıkça batağa batan, bir hiçlik garibesi haline dönüşmüş insan tipi alıyor.  

Çok para ve yüksek kâr peşinde olan büyük şirketler de farkına bile varmadan büyük bir girdaba doğru gidiyorlar ve aynı batağa yarattıkları canavarlar ile birlikte onlar da milim milim gömülüyorlar.

İşte aslında baskı basanındır gibi gözükse de, basanlar da bir yerde kendi baskılarının kurbanı oluyorlar.

Eeee ne olacak baskı baskı diye yazıp duruyorsun da sen de baskılanmıyor musun, bu baskılardan etkilenmiyor musun? diyenler olacak şimdi mutlaka…

Aynen her birey gibi ben de yiyorum baskıları ve baskılarınızı…

Evet, itiraf ediyorum ben de baskı altındayım.

Bu yazımla ben de yediğim baskıyı herkesin bilip de, dur diyemediği, bir son veremediği, yapılması gereken değişimi yapıp işin yönünü tersine çeviremediği, bu bozuk düzeni en azından görüyor ve son bir çabayla beni size, sizi sizleri anlatmaya çalışıyorum ve üzerimdeki baskıyı ben de size aktarıyorum.

Bilin ki bu yazı bittiğinde şöyle sesleneceğim size, hatta sesimi iyice yükseltip belki de bas bas bağıracağım hani o eski sokak gazetecileri gibi…

Ey dünyaaaa…. Ey insanlaaaar… yazıyoooor, yazıyoooor(um)

 “Kötüye gidişi… Dünyanın sonunu… İnsanlığın sonunu” yazıyoooor(um)

Bilin ki bu;

“Sooooon baskıııııı”

(Evet, dünya baskı altında…)

 


Reha Ersavcı
About the author:

1958 Ankara doğumlu yazarımızın 1999 yılından beri internet üzerinde günlük olarak yayınladığı HabermaniA, EsprimaniA, TeknomaniA, SağlıkmaniA ve MüzikmaniA isimli beş adet e-dergisi var. Aynı zamanda derKi'de internet sitelerinin tanıtımının yapıldığı "Barkın Çelebi"nin de editörü.

Devamını Oku >>


Okur Yorumları  
 

 

Gönderilen yeni yorum yok

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.8 © 2007-2009 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved

derKi arama

Google
Web derki.com

Son Yorumlar

Issız ADA'm
benzer gözlerle seyretmişiz filmi......
...

Arıyorum... Babam Yok!
İkinci kere okumama rağmen, ilk defa...
...

Birey Olmak
Yeni platform hayırlı olsun...
...

Arıyorum... Babam Yok!
Reha yazini, samimiyetini, duygularini...
...

Tanrı Nedir?
internet explorer'da sırasıyla görünüm,...
...