derki.com

derKi

hayataneler.jpg

ruhizaman.jpg

ariyorumbabamyok.jpg
Kiralikbedenler.jpg
Cem Şen ile Yazarlar ve Yayınevleri Üzerine...
Yazar Cem Şen   
 

Görüntülenme : 578    


sonsuz:

Sevgili Cem, bu sayımızda farklı bir muhabbet yapalım istiyorum. Sen spiritüel bilgilerin yanısıra, çok tecrübeli bir yayıncısın da. Etrafımızda çok sayıda yazar adayı arkadaşımız var ve sık sık kitaplarını yayınlamak isteyen arkadaşlarımızın sorularına maruz kalıyorum. İstersen seninle biraz yazarlık ve haytta yayıncılık üzerine konuşalım bu sayıda. Ne dersin?

cem:

Olur tabii ki. Ne kadar biliyorsam elbette

 

sonsuz:

Şimdi şuradan başlayalım. Ben bir yazarım ve elimde kitap olacağına inandığım bir metin var. Henüz de ilk kitabım olacak bu. Ne yapmalıyım? Yayınevlerine başvurmam lazım ama nasıl?

cem:

Önce metni mümkün olduğunca son haline getirmeli ve bir özet hazırlamalısın. Yayıncı ya da editör kitabın tamamını okumaya zaman ayıramaz. Ardından kitabın için uygun yayınevinin hangisi olduğuna karar vermeli ve buna göre yollamalısın. Ben mesela siyaset ya da Ergenekon ile ilgili bir dosya gelse elime doğrudan çöpe atarım çünkü benim konum değil. Bir de mutlaka elinda yedeği olmalı çalışmanın çünkü yayınevinin yolladığın çalışmayı geri yollama zorunluluğu yoktur.

 

sonsuz:

Diyelim bir yayınevini gözüme kestirdim yazar olarak. Nasıl başvurayım? Telefon mu açayım, direkt kendimi tanıtayım? Ya da tanıdık birilerini mi bulmaya çalışayım. Sonuçta tanıdık birilerinin referansı etkili oluyor. Ama hiç tanıdığım yoksa, ben geldim şeklinde aramak doğru mudur? Yolu yöntemi nedir?

cem:

Tanıdık, en fazla çalışmanın incelenmesini hızlandırır; ama yayınlanmasını garantilemez. En doğru yöntem telefon açıp editörün ismini almak ya da yeni eserlerle kim ilgileniyorsa onun ve postayla o kişiye yollamaktır.

 

sonsuz:

Burada yazarların endişe ettiği bir konu,  "ya yolladığım eseri çalarlarsa" durumu. Çoğu kişinin bu noktada çok tedirgin olduğunu ve bu yüzden çekindiğini düşünüyorum yollamaktan. Bu konuda nasıl davranmalı?

cem:

Ya bir notere gidip tastikletir ki bu çok pahalı bir iş ya da....

Sana bir sır anlatayım: Çalışma bitince bir zarfın içine koyar ve zarfı iadeli taahhütlü kendine yollarsın. Eline ulaşınca zarf açmadan bir kenarda tutarsın.

Bir çalınma durumunda mahkemeye başvurduğunda zarfı kapalı olarak mahkemeye delil olarak sunarsın. Kitabın çalıntı basımından çok daha eski bir tarih olacağı için iadeli taahhütlü tarihi, eserin sana ait oduğunu kanıtlamak için şansın artar.

Ama kimsenin böyle bir hırsızlığa gireceğine inanmıyorum. Ben örneğini duymadım. Varsa da çok azdır herhalde.

 

sonsuz:

Yayınevini bulduk, editör de yollayın bakalım dedi. Ona yolladık. Bir süre sonra tebrik ediyoruz, kitabınızı basacağız dediler. Uçtuk tabii mutluluktan. Şimdi önce aklıma şu soru geliyor? Bir yayınevi, bir kitabı basmaya nasıl ve niye karar verir?

cem:

Ya misyoner bir tavırla ya da para kazanacağına inanacağı için yayınlayacaktır. Misyoner bir tavırla yayınlayacaksa eğer kitabın satışına aldırmaz, kitabı finanse eder ve yayınlar. Bu, az olan bir şeydir. Ben zaman zaman yaparım ama fazla değil. 10-20 kitapta bir gibi aksi taktirde batarım.

Yani temelde para kazanacağına inandığı yayınlar diyebiliriz.

 

sonsuz:

Bazı yayınevleri, kitabınızı yayınlarız ama bize baskı maliyetini gönderirseniz diyorlar. Böyle bir yayıneviyle çalışmak mantıklı mıdır?

cem:

Hayır. O kendi kendine yayıncılık olur. Böyle bir şey yapmak istiyorsan mantıklı ama aksi taktirde hatalı. Elbette eli kalem tutan herkes kendini yazar sanıyor bu da bu tür uygulamaların doğmasına neden oluyor.

 

sonsuz:

Yazarlar, kitaplarından nasıl para kazanırlar? Telif ücretleri nasıl hesaplanır? Kitap yazarak ev geçindirilir mi?

cem:

Kitabının ne kadar sattığına bağlı ev geçindirip geçindirememen. Ben ev geçindiremem yalnızca yazar olsam mesela. Hesaplama konusu ise yayınevinden yayınevine değişir ve genel geçer bir uygulaması yoktur. Ama genellikle her baskıdan belli bir yüzde alınır.

 

sonsuz:

%10-15 arası telif ödüyorlar genelde. Büyük yayınevleri peşin ödüyor, bir kısmı satış sonrası ödüyor. Bir kısmı da ödeyeceğiz deyip ödemiyor. Ama çok satan yazarsanız tabii size yapılan muamele başka oluyordur elbette.

cem:

Dediğim gibi değişen uygulamalar var. Genel geçer bir rakam yok o nedenle. Ama genellikle yüzde veriliyor senin de belirttiğin gibi. Eğer bir eser satmazsa yayıncı ödeme yapmakta, bence haklı nedenlerle, gönülsüz davranır. Fakat eğer eser satıyor ve ödeme yapılmıyorsa o art niyete girer.

 

sonsuz:

(Muhabbet çok didaktik gidiyor, ama bu yazışmadan yararlanabilecek arkadaşlarımız olduğunu bildiğim için bu seferlik bizi affetsin her zamanki tarzımızı bilen okurlarımız.) Elimde dünya çapında olduğuna inandığım bir kitap var diyelim. Dünya çapında bir metin yazmış olmak, çok satanlar listelerine girmek için yeterli mi?

cem:

Hayır değil. Her ülkenin farklı okuyucu profili var. Bazen çok iyi bir kitap bizim ülkemizde satmaz. Örneğin ben, Arıların Gizli Yaşamı adında bir roman yayınladım. Neredeyse Da Vinci Şifresi kadar sattı yurtdışında ama bizde bir baskıyı bile tüketemedi.

Bu arada Türkiyede yazarlık iddiasında olan insanların büyük kısmı şiir yazıyor. İyiliğini ya da kötülüğünü tartışmam ama şiir pek popüler bir ürün değil bizde. Bu kadar çok şiir yazılan bir ülkede şiirin bu kadar az okunmasını ilginç bulmuşumdur hep. O nedenle şiir dosyaları genellikle çöpe giden dosyalar arasındadır yayınevlerinde. Şiir yazıp yayınlanmasını isteyen arkadaşlara duyurulur.

 

sonsuz:

derKi'ye de sürekli şiir veya manzumeler yollarlar. Bir ara, çok kısa bir süre, derKi yazarlarının şiirlerine yer verdik ama onu da kısa kestik ve bir daha şiir ve manzume yayınlamadık. Ama yağmur gibi şiir yağar. Ne yalan söylim, ben de okumadan reddederim. Memleketin yarısı şair.

cem:

Evet öyle. Duygusal bir milletiz. Bu nedenle başımızdaki belalar hiç eksik olmuyor.

 

sonsuz:

Bir yazar, yayınevinden neler beklemeli? Benim kendi tecrübelerime göre: kitabımın tasarımını adam gibi yapsın, dağıtımını ve tanıtımını iyi becersin, telifimi düzgün yatırsın. Tamamdır. Sen ne dersin?

cem:

Eh aslında tamamı bu kadar neredeyse. Bir de tabii editörün ne kadar duruma hakim olduğu ve sana müdahale edip etmediği de önemli. İyi bir çalışmada genellikle editörün müdahalesine gerek vardır ve kitabın basıma hazırlanması buu durumda öngörülen tarihten daha sonraki bir tarihe uzayabilir.

Ne yazık ki bizde yazarlar eserlerine müdahale edilmesinden pek hoşlanmazlar ki bence bu doğru bir şey değil. Elbette müdahaleden kastım eser konusunda eleştirici ve yönlendirici olmak anlamında yoksa onu editörün kafasına göre değiştirmesi anlamında değl. Dediğim gibi müdahaleyi sevmez yazarlarımız. Duygusal bir milletiz ne diyeyim.

 

sonsuz:

Benim ikinci kitabım tam bir erkek kitabıyken, editörler müdahelelerle kadın hedef kitlesine döndürmüşlerdi. Gerçi fena da olmamıştı da bir editör neden önemlidir anlamıştım. Bir de burnu büyük editör familyası vardır. Sen hevesle ilk kitabını yollarsın, adam bir iki göz atar, itin şeysine sokar çıkartır seni. Böylesinin de karşısına çıkıp "Bir zamanlar kapından kovduğun, fakir ama gururlu bir yazar vardı,” demek müstehak mıdır?

cem:

Müstahaktır. Nedenini şöyle söyleyeyim. Biz de önüne gelenin yazar olması gibi önüne gelenin editör olması gibi bir durum var ortalıkta. Tam bir kavram kargaşası yaşanıyor senin anlayacağın. :

Benim kitaptaki harf hatalarını düzelttireceğim bir adama editör muamelesi yapabiliyorlar bir başka yayınevinde. Elbette hak yememek için her editörün, iyi de olsa, her eser konusunda düzgün varsayımlarda bulunacağı düşünülemez. Tarihteki pek çok, çok satan eser yayınevleri tarafından uzun süre reddedilmiştir.

 

sonsuz:

İyi bir editör nasıldır senin anlayışına göre? Redaktörle, editör çok karıştırılıyor bizde.

cem:

Benim tanımım biraz sert editör konusunda ama yine de anlatayım. Bence editörün baskıdan sayfa tasarımına kadar işinin her alanına hakim olması lazım. Yani gerektiğinde bunların her birini kendi başına yapabilmeli ki karşınıdaki adamı tam anlayabilsin. Ayrıca ne istediğini, örneğin sayfa tasarımcısına doğru dille anlatabilsin. Yabancı dil bilmesi zorunlu değil ama bilmesi kesinlikle artı bir puandır. Bir editörün aynı zamanda iyi bir edebiyatçı olması ve en azından bir kitabının yayınlanmış olması da benim için önemlidir. Bu sayede ne dediğini bilecektir. Bütün bunlardan sonra gündemi bilen ve doğru gözlemleyebilen bir insan olmalı. Editörler yayınevinin felsefesini yaratabilirler ve bence felsefesi olmayan bir yayınevi yeterince iyi bir yayınevi değildir.

 

sonsuz:

Kitabı yeni çıkan yazanlar gazetelerin çok satanlar listelerine bakarlar ve kendilerini görmeyi hayal ederler. Ama %99 hayal gördükleriyle kalırlar. Çünkü o listelerin hazırlanmasında farklı doneler vardır. Mesela nelerdir?

cem:

Tam bilemiyorum açıkcası bunu ama farklı listeler olduğu kesin. Çok satanı hangi listeye göre belirliyoruz? Remzi'ye mi, Pandora'ya mı, Ideefixe'e mi, D&R'a mı yoksa hepsinin karışımına göre mi? Bu bile tam yeterli değil çünkü satış hacimleri farklı bütün bu marketlerin. Bu nedenle belki gerçek satış rakamlarına göre belirlemek lazım ama bu da çok zor. Yayınevlerinin tanıtım desteği, o yayınevinin hangi kitabın satılmasını istediğine bağlı olarak listeleri hazırlaması da etkili gibi geliyor bana. Yine de bir kitap şurada ya da burada listedeyse iyi satış yapma şansı var.

 

sonsuz:

Mesela kendi kitabını basan yayınevlerinde listelerinde kendi kitapları oluyor.

cem:

Olabilir belki ama o kadar farklı gruplar var ki... Haydi biri üzerinde etkin var diyelim diğerleri ne olacak? Yine de elbette her piyasadaki ilginçlikler gibi yayıncılık piyasasında da ilginçlikler yok değil. Satmaması gereken kitaplar satıyor baksana.

Okuyucu profilimiz de çok ilginç tabi ki. İngilterenin okuma hacmi bizim en azından 10 katımız ama yayınevi sayısı onda birimizden az. Bizde tam bir yayıncı enflasyonu var. Üstelik yayınevi birleşmeleri de yaşanmıyor. O kadar komik ki. Bence yayınevi birleşmeleri olması gerekiyor ama herkes en doğrusunu kendisinin bildiğine inandığı için böyle bir şey olmuyor. Tabii bandrol komedisi ve yayıncılığın diğer sorunlarını saymıyorum bile.

 




Okur Yorumları  
 

 

Gönderilen yeni yorum yok

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.8 © 2007-2009 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved

derKi arama

Google
Web derki.com

Son Yorumlar

Issız ADA'm
benzer gözlerle seyretmişiz filmi......
...

Arıyorum... Babam Yok!
İkinci kere okumama rağmen, ilk defa...
...

Birey Olmak
Yeni platform hayırlı olsun...
...

Arıyorum... Babam Yok!
Reha yazini, samimiyetini, duygularini...
...

Tanrı Nedir?
internet explorer'da sırasıyla görünüm,...
...