ortatepe2.jpg
ortatepe1.jpg
Telefüzyon
Yazar Elçin Demiröz   
 

Görüntülenme : 440



Geçenlerde bir belgesel kanalında takıldığım programı izlerken farkettim ki aslında program, benim önümde seyrediyor. Yani şunu demek istiyorum; idrak sürem anlatıcının anlatım süresinden daha uzun sürüyor. Sanki beynim kilitlenmiş, hatta küflenmiş gibi... Peki bu durum belgeselin kurgusunun son derece hızlı ilerlediğinden mi kaynaklanıyor? Korkarım ki neden bu değil!

 

Televizyon küpü olmayan biri olarak bende başgösteren bu algı gecikmesi bir endişeyi de ışık hızıyla beraberinde getiriyor. Sanırım ben, ulusal kanallardaki jargonu benimseme noktasına gelmiş ‘potansiyel edilgen izleyici’ kavramına yakınlaşmışım. Neyi kastediyorum? Beynimi kullanmamayı… Hadi konuyu açalım!

 

Öncelikle izleyici tarafında talep gördüğü varsayılan programlara bir göz atalım. Varsayılan diyorum çünkü araştırma şirketlerinin yaptığı izleyici araştırmaları gerçeği ‘temsili’ olarak yansıtıyor. Rakamlarla bir bilgi verecek olursak değerlendirmeler 2003 yılından bu yana sadece 21 il merkezinde ve bu illerin 20.000 nüfus üstü kent/ilçe merkezlerinde ikamet eden bazı hanelerin izleme alışkanlıkları üzerinden yapılıyor. Hatta veriler detaylı bir hale dönüştükçe gerçekler de o kadar flulaşıyor. İzleyicinin televizyon başındayken yaptığı milimetrik hareketler bir yana, uzun süre aynı kanalı değiştirmeyen izleyicinin denekliği bile sayılmayabiliyor. Yani evinize rating ölçüm cihazı taktırıp bir belgesel kanalını tüm gün izlemek gibi bir şansınız olduğunu ve bunun ölçülebildiğini tamamen unutmak gerek. Eylemsiz kalan bir izleyicinin ölçümü sıfır niteliğinde. Kısacası mantık şu; ‘Hadi izleyici, daldan dala!’

 

Her neyse amaç ölçümleri baltalamak değil, ölçülen izleyicilerin televizyon karşısında neye dönüştüğünü saptayabilmek. Elimizde haber bültenleri, diziler, yarışma programları, halkın katılımıyla gerçekleşen star mantığına dayalı interaktif yarışmalar, tartışma/ magazin/söyleşi/kadın/eğlence/evlilik programları olmak üzere rağbet gördüğü tespit edilen bazı başlıklar var. Hepsini aynı kategoride değerlendirmek mümkün olmadığından tek tek ele almaya başlayalım bakalım.

 

En ucuz reklam fiyatlarının döndüğü sabah piyasasında durum şu; bir gün önceki haber bültenlerinden buzdolabına konmuş haberlerin ısıtılarak tekrar izleyiciye sunulmasıyla hazırlanmış gazete manşetleri çorbası. Hayır bu programları izleyince insanda gazete okuma merakı da kalmıyor. Gerçi okuma merakı denilen şeyin de elde avuçta ne kadar kaldığı tartışılır. Dolayısıyla bir şey kaybetmedik. İşte uykuda geçirdiğimiz süre boyunca ‘değişik bir şey olmuş mu, olmamış mı?’ sorusunun yanıtını verene değin izleniyorlar. Keza gece yarısı bir deprem olmuş, savaş çıkmış veya mühim biri ölmüşse diyecek bir şey yok. Gerçi gene haksızlık etmemek lazım. Saatler ilerledikçe bakın daha nelerle karşılaşacağız.

 

Mesela bu formatın peşinden davullu, zurnalı rengarenk bir stüdyoya döne döne giren, dirseğine kadar bileziklerle döşenmiş hanımlarımızın programlarına sıra geldi. Bizdeki gündüzün onlarda gece olduğu bir kıtadan yayın yapıyor olduğunu düşündürtecek denli ağır makyajları, ağdalı Türkçe’leri, sevenleri ve sevilenleriyle kocasını, çocuğunu, torununu yolcu edip ekran başına koşan kadınların buluşmasına tanık oluyoruz. Altın günü konseptinden feyz alan bu yapımlar şarkılı, türkülü, fırfırlı, dolmalı neler neler sunuyorlar. İzledikçe kocasının dayağını unutan mı istersiniz, parasızlığına göbek atan mı? Sanırsınız ki hep bu anı beklediler. Aslında onlar, birilerinin kendilerine ‘canım, cicim’ diye seslenmesine, şarkılar armağan etmesine, kamera camından öpücükler göndermesine mutlu oldular. Milyonlarca kadınla birlikte paylaştıkları bu rengarenk rüyaya bile inanacak ve hatta şükredecek durumdalar belki de… Sahi, tüm arzuları bu kadarcık mıydı?

 




Okur Yorumları  
 

 

Göster 1 1 Yorum

1. 19-07-2008 00:39

Harika betimlemeler...
Sevgili Elçin, 
 
Yazın mükemmel olmuş. İçler acısı halimizi betimlerken kullandığın kelimeler cuk oturmuş. 
 
Çok keyif alarak bir o kadarda geleceğimizden kaygılanarak okudum.
Şiyma Aksekili

Göster 1 1 Yorum

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.8 © 2007-2009 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
tepeyen1.jpg

tepeyen3.jpg

tepeyen2.jpg

derKi arama

Google
Web derki.com

Son Yorumlar

Issız ADA'm
benzer gözlerle seyretmişiz filmi......
...

Arıyorum... Babam Yok!
İkinci kere okumama rağmen, ilk defa...
...

Birey Olmak
Yeni platform hayırlı olsun...
...

Arıyorum... Babam Yok!
Reha yazini, samimiyetini, duygularini...
...

Tanrı Nedir?
internet explorer'da sırasıyla görünüm,...
...

 
© derKi.com Tüm hakları saklıdır.