ortatepe2.jpg
ortatepe1.jpg
Tehey Be Yakuza!
Yazar Tunç Pekmen   
 

Görüntülenme : 1051    


 

Singapur’dan ayrılmama 2-3 gün kala şeytana uymuş, tüm paramı adını beğendiğim için “Turkish boy” adında bir ata yatırmış, sonra da sonuçları dinlemek için bizim mahallenin girişindeki bara gitmiş, bir yandan sulandırılmış böcek ilacı içiyor ve bir yandan da at yarışı dinliyordum. Avustralya aksanlı spikerin sesi radyoda gürlüyordu: Evet, yarışın sürpriz atı “Türk çocuğu” büyük bir atak yaptı. “Aptal sarışın”ı geçti. “Gizemli esmer”i de solladı. ”Playboy yıldızı"nı da geçti. Hemen önündeki “Zenci bomba”yı da kolayca geride bıraktı. Şimdi önünde “Asyalı güzel” kaldı. Evet “Türk Çocuğu “ hızla finişe yaklaşıyor, şu anda “Asyalı güzel”in tam arkasında… Fakat… fakat… Aman tanrım…”Türk çocuğu” birden şaha kalkarak sürücüsünü üstünden attı. Şimdi de “Asyalı güzel” e iyice yaklaştı, ve … Aman tanrım…”Asyalı güzel”i yere yıktı. Şimdi de “Asyalı güzel”in üstüne çıkıyor….İnanılmaz bir şey bu sayın dinleyiciler…Hayatımda böyle bir şey görmedim…Tüm atlar onu rahat rahat geçtiler. Finiş çizgisine bakıyoruz. İlk gelen at “Mor şövalye” ikincisi “Playboy yıldızı”, üçüncüsü ise “Aşk sosisi”. “Türk çocuğu” hala “Asyalı güzel”’in üstünde. “Asyalı güzel” kaçmaya çalışıyor ama ne mümkün…”

Kafamı masaya bam bam vururken arkamdan bir ses geldi: “Siz Türklerin bu Asyalı merakını anlamak mümkün değil” dedi şuh bir ses. Sesin sahibini tanıdığımdan başımı kaldırmadan cevap verdim: “Benle uğraşma Cindy, beş kuruş param kalmadı, az önce tüm paramı bu eşeğe yatırmıştım.”

“Buraya senle uğraşmaya gelmedim hayatım” dedi Cindy sigarasındaki dumanı üfleyerek. Karşı kaldırımda bekleyen 2 metrelik ve 2 tonluk Akebonoyu gösterdi bana.

“Az önce oteline girdi ve seni sordu.”

Daha ne olduğunu anlayamadan Akebono karşıdan karşıya geçerek yanıma geldi.

“Çabuk kalk gidiyoruz” dedi bana sert bir sesle, sonra da seri bir hareketle masada duran bir sürü fıstık paketinden birini eline alarak yemeye başladı.

Korkudan hemen ayağa kalktım, masadaki fıstık paketlerini üstüme başıma doldurarak Akebono’nun önüne düştüm. Neler döndüğünü anlayamamıştım.

Beraberce Hacı Osman’ın mekânına gittik ve hızlıca işletme kısmına geçtik. Bitlisli Hacı Osman, aynı geçen seferki gibi üzerinde korkunç bir takım elbiseyle oturmuş beni bekliyordu. Beni görünce gülümsedi ve bana sarıldı. Ben inanılmaz derece gerginken, o tam tersine gayet rahattı.

“Otur Tunç gardaş . hele otur şöyle… Çay içer misin?” dedi bana…

“Yok abi sağol “ dedim ve merakla beklemeye başladım. Hacı Osman beni fazla bekletmedi, direk konuya girdi.

“Bak Tunç gardaş, senden bir yardım isteyeceğim ha. Yarın akşam Çin Triad’ından ile Japon yakuzasından bir heyet gelecek. Barı tamamen kapatacağım o akşam, sadece onları ağırlayacağım…”

Gerginlik yerini meraka bırakmıştı. Acaba bu adam benden ne isteyecekti? Benim yakuzayla, triadla ne işim olabilirdi ki?

“Bak Tunç gardaş çok önemli bir iş görüşmesi yapacağız. Benim de evvelden aklıma ortamı ısıtacak  gergin havayı yumuşatacak bir şey geldi…”

“Nedir abi?” diye sordum merakla.

“Şimdi böyle bir gültür gaynaşması yapak diyorum… Çinliler de sanatçı getirecekler, Japonlar da... Ben de sağdan soldan keman, zurna, gırnata, darbuka filan çalmayı bilen adamlar buldum. Bir onlardan biri söyleyecek, bir biz söyleyecez… Böyle bir eğlence yapacaham…”

“Güzel fikir” dedim. Dedim ama aslında hiç aklıma yatmamıştı bu fikir ama, mecbur onayladım. Hacı Osman onaydan memnun, hararetli bir şekilde devam etti.

“Hah işte… Müzik başlayınca Japonlara verecem sakeyi, verecem sochuku’yu… Çinlilere de dayayacam şarabı… Biraz içsinler rahatlasınlar, ama ondan sonra da basacam heriflerin hepsine rakıyı… Görsünler aslan sütünün farkını…”

Eyvahhh… Durum gittikçe kötüye gidiyordu, ama yapacak bir şey yoktu, kafamı sallayarak konunun beni ilgilendiren kısmının gelmesini bekliyordum. Maalesef fazla beklemek zorunda kalmadım.

“Şimdi Tunç gardaş… Dün gece bizim şarkı söyleyecek elemanı bıçaklamışlar…” dediği anda ayvayı yediğimi anladım… Hemen itiraz ettim

“Abi, benim sesim kötüdür, şarkı söyleyemem” diye itiraza başladım. Hacı Osman hiç ağzını açmadan bana yan koltukta oturan kovboy şapkalı Çinli kızı gösterince mecburen sustum ve başımı öne eğdim. Şansızlık yine beni yakalamıştı.





Okur Yorumları  
 

 

Göster 4 4 Yorum

1. 26-08-2008 23:30

Tebrikler..
Sevgili Tunç PEKMEN, elinize ve gönlünüze sağlık. 
Yazınızı öyle büyük bir keyifle okudum ki,kelimeler kifayetsiz kalır. Zengin hayal ve mizah gücünüzle bir kitap yazmalısınız bence..Gerçekten çok eğlenceli ve samimi bir anlatımınız var. Devamını bekleriz.:))Sevgilerimle..
Gulden

2. 30-07-2008 11:35

kıl editör
yapılan yorumlarımız neden yayınlanmıyor.bir sorun mu var....tunç bu editöre rağmen yinede müthişsin
sedat alkaya

3. 07-07-2008 22:42

Tunç Devam Etsin...
Pekmen'in bu serisi kesinlikle devam etmeli. Kendisi okur sıkılmasın be abi deyip devamını yazmak istemiyor, ama bence bu süper eğlenceli seri bitmemeli. Okurlarımızın bu konudaki yorumlarını bekliyoruz.
derKi Editör

4. 07-07-2008 18:21

Devam Pek-men yazmaya devam...
"Leblebi koydum tasa kız annem" 
"Güverciiin uçuverdiiii" 
"Çökertmeden çıktım da Halilim" 
 
repertuaruna ve yazına bayıldım :) Orada olup seni dinlemeyi çok istedim.  
Bu arada Hacı Osman'la neden görüşmek istemişler? Merak ettim... 
 
Seni okumak hoşuma gidiyor...
Kız Kulesiii

Göster 4 4 Yorum

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.8 © 2007-2009 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
tepeyen1.jpg

tepeyen3.jpg

tepeyen2.jpg

derKi arama

Google
Web derki.com

Son Yorumlar

Issız ADA'm
benzer gözlerle seyretmişiz filmi......
...

Arıyorum... Babam Yok!
İkinci kere okumama rağmen, ilk defa...
...

Birey Olmak
Yeni platform hayırlı olsun...
...

Arıyorum... Babam Yok!
Reha yazini, samimiyetini, duygularini...
...

Tanrı Nedir?
internet explorer'da sırasıyla görünüm,...
...

 
© derKi.com Tüm hakları saklıdır.