ortatepe2.jpg
ortatepe1.jpg
Sonsuz'un 'Sonsuz' Hali
Yazar Hasan Sonsuz Çeliktaş   
 

Görüntülenme : 1409    



1998 senesinin yaz ayıydı. Kardeşimin zorlamasıyla cesaret edip bir internet paketi almıştık ve ilk kez internete girmiştik Mersin’deki evimizden. İlk heyecanlardan sonra, ilk kez IRC kurdum ve sohbet odasına girmek istedim. Karşıma mahlas ve şifre sorma ekranı geldiğinde, o anda beni ifade edeceğine en inandığım mahlas ne olabilir diye düşündüm bir an. “Infinity” yani “sonsuzluk” kelimesini o ana kadar kullanıyordum, ama yepyeni bir dünya için yepyeni bir isim olmalıydı ve benim de içime sinmeliydi. Bir an klavyeden ekranıma şu kelimeyi yazdım: Sonsuz. İşte kızım Sonsuz’un da serüveni o anda başlamış oldu… İlerleyen yıllarda “Sonsuz” mahlası benimle o kadar özdeşleşti ki çoğu internet arkadaşım, benim gerçek adımı unutur oldu. Hatta kitabım ve gazete-dergi yazılarımda da “Sonsuz”u kullanınca, zamanında benim ismimin İlker mi, Hasan mı olması gerektiği konusunda birbirlerine fena halde girmiş olan ailemden, babam anneme “Biz boşuna kavga ettik o kadar, bak oğlan kendi adını koydu bile,” yorumunu yapacaktı. Ben de bu adı o kadar benimsemiştim ki çevremdeki herkese, bir gün bir kızım olacak ve adını Sonsuz koyacağım, diyordum. Başka bir adı olacaktı elbet annesi isterse, ikinci üçüncü çocuğum olursa adlarının ne olacağı konusunda hiçbir fikrim yoktu, ama ilk kızımın adı Sonsuz olacaktı. (Erkek olacağını düşünmedim hiç. Kızım olacağını biliyordum.)


Belediye otobüsünde bir çift çizgi

Aradan yıllar geçti ve ben evlenip İzmir’e yerleştim. Eşimle birlikte bir akşam üzeri belediye otobüsünde giderken, bir anda yanımda bir enerji hissettim. Altından bir enerjiydi bu ve sol kulağımın yanından bana bakıyordu. O kadar güzel, o kadar rahatlatıcı, ama bir yandan öyle fırlama bir enerjiydi ki… Sonra bir anda kafamın içinde “Hazır olun, geliyorum” diye bir ses duydum. Talia’ya (eşim) döndüm dedim ki, hadi in otobüsten, eczaneye gidiyor gebelik testi alıyoruz. “Nasıl yani yahu? Ne hamileliği, ne testi?” diye şaşkın bir tepki verdi. Ben de, “sen dinle beni” dedim ve otobüsten indik. Aradan bir buçuk saat geçtiğinde, banyonun kapısında birbirimize şaşkın şaşkın bakıyorduk. Testte ikinci çizgi çıkmıştı ve Talia, benden daha çok şaşkındı. (Ben nasılsa almıştım haberi.) Hatta uzun süre inanamadı ve testi tekrarlamamızı istedi. Dedim, istersen yüz tane yapalım, hep böyle çıkacak. “Nerden biliyorsun?” diye sorduğunda da, anlattım vaziyeti. Sonrasında da ikinci teste kadar kızımızın geçici adı “Eğer öyleyse…” oldu. (Talia inanamadığı için, durum hakkındaki konuşmalarımıza böyle başlıyordu.) İkinci testle de durum netlik kazanınca, böyle hemen koştum ona çiçekler, çikolatalar aldım; ne kadar şanslıyız, bebeğimiz olacak, uçuyoruz… gibi tavırlarda bulunduğumu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Üç gün kendime gelemedim. Karnım buruldu, ciddi ciddi korkuyordum, benim daha kendim çocuk sayılırım (yaş 30), baba mı olacağım? şimdi diye kendime soruyordum. Zaten Ankara’dan İzmir’e yeni taşınmış, şehre adapte olamamışım; bir de üstüne evlenmişim, ona daha da adapte olamamışım; bir de üstüne bir sen, bir ben, bir de bebek (ha bir de kedi) durumu söz konusuydu. Uzatmayayım, kısaca kulaklarımda Yusuf adı yankılanıp duruyordu ve maalesef bu sefer, oğlu Yusuf’u akşam yemeğine çağıran yan komşu Saadet Teyze’nin sesi değildi bu.


UltraSONa adım adım…

İlerleyen aylar boyunca, eşimle birlikte süper doktorumuz Hakan Kanıt’ın muayenehanesini her ay ziyaret etmeye başladık. Bu süreçte doktorun ne kadar önemli olduğunu Hakan Bey’de iyice gördüm. Tamam, kendisi tipik bir İzmir’li olarak, her şeyi enine boyuna sorup didiklemeyi seven  Talia’yı sinir edecek kadar rahat bir insandı; fakat o kadar sıcak ve sevimliydi ki bir ara “Hakan Bey, keşke hatun olsaydım da bir posta da ben doğursaydım, o kadar sevdim sizin burayı” dedim. Gerçi bunlar işin güzel tarafları, ama ultrason kısımlarında heyecandan can veriyordum. Hatta ikinci bir çocuk düşünmezsek (gerçi hoş bizi dinleyen var da sanki, fırsatını bulan pırrr), sırf o ultrason stresini yaşamamak için olacak. Ay acaba iyi mi, ay gelişimi yerinde mi, herhangi bir sorun var mı?.. Hakan Bey de zaten bizim bu halimizle çok eğleniyor ve dalgasını geçiyordu. Çok şükür, gayet sağlıklı ve yerinde gitti her şey ve aylar ilerlemeye devam etti…


“Eğer öyleyse”nin gelişi

Şimdiki sahnede beni ellerimi kavuşturmuş, doğumhanedeki Talia’ya Reiki yollarken görüyorsunuz. İzmir Çınarlı Doğum Hastanesi’ndeyiz. Maşallah, bir kapıdan hamileler giriyor, öte kapıdan bebekliler çıkıyor. Bir nev’i bebek fabrikası burası. Biz de gireli bir saat olmuş, Talia’yı alıp gitmişler yukarı. Gerçi sağlığından bir endişem yok, bizimkisi tam Anadolu kadını. Daha dün pazarda geziyorduk. (Zaten doğum ertesi günü benim henüz ehliyetim olmadığı için, arabayla eve bizi o getirdi. Dedim ya Anadolu kadını diye.) Ama ben yine de Reiki yollamayı ihmal etmiyorum, her eve lazım diyerek. Az önce dedim ya, öte tarafla iyidir aram diye, bir ara dalmış gitmişim ve bir anda yine kafamın içinde bir görüntü belirdi ve gözlerimi açıp bizimkilere, “Hadi gözümüz aydın, Sonsuz geldi” dedim. Der demez telefon çaldı ve hemşire haber verdi. Cümbür cemaat yukarıya çıktık… Asansörden çıkarken kapıda az önce doğan bebeğini elinde tutan bir babaya rastgeldim. Elinde tutan dediğime bakmayın, arkadaş kendinden geçmiş bir vaziyette elindeki kristal bibloya bakıyordu. O sahneyi görür görmez anladım ki o amca için hayatı bitmişti ve bundan sonraki tek hayatı oydu. Açıkçası gördüğüm görüntü pek de hoşuma gitmedi. Bir an kendimi düşündüm de,”Iı-ıh Hasan; böylesi çocuğa da yazık” dedim içimden ve yoluma devam ettim. Az sonra da zaten, Sonsuz’u ilk kez görecektim…

 




Okur Yorumları  
 

 

Göster 1 1 Yorum

1. 07-07-2008 16:37

...
Ne demişler: "İzmir'in denizi kız, kızları deniz, Sokakları hem kız hem deniz kokar"  
 
Hasan'cım, Senin deniz kokulu kızın bir de aslan burcu. Vay erkeklerin haline.  
 
Dilerim ki hayatı boyunca iyi insanlarla karşılaşır (gerçi o yola getirmesini bilen bir kadın olacak, şüphe yok)
Kız Kulesiii

Göster 1 1 Yorum

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.8 © 2007-2008 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
tepeyen1.jpg

tepeyen3.jpg

tepeyen2.jpg

Google
Web derki.com



Son Yorumlar

Kriz Bir Sonuçtur
aradığımı nihayet buldum
gerçekten emekle hazırlanmış bir yazı...
...

Atatürk ve Sanat
ödev
ii bir site ödevde işime yaradı saolun
...

Aziz Malachy'nin Kehaneti
Çok uçuk...
Sayılarla dört işlem yapılarak...
...

Çocuk Pornosu (mu?)
gzl olmus
cok guzel olmus ve ayrica ulkemizde...
...

Tarih: 22 Aralık 2012
süper :)
"Öyle beyazlar içinde paso ot yeyip,...
...



 
© derKi.com Tüm hakları saklıdır.