ortatepe2.jpg
ortatepe1.jpg
Mektup
Yazar Berna Köker Çelebi   
 

Görüntülenme : 856    




Sayın Tuncay Özkan Bey,


Yazıma “Sevgili Tuncay Bey” diye başlamayı çok isterdim ancak gönlümden kopan sadece bundan ibaret.

 

Hepimiz çoktandır sizden konuşuyoruz. Mitinglerinizle başladı isminizi anar olmamız Kanaltürk ve Biz Kaç Kişiyiz’le devam etti. İçimizden bazılarımız (epey azımız) görünen tüm olumlu çabalarınıza rağmen tedbirli yanaştı size, kimimiz sevdi, kimimizse sevmenin ötesinde ümit bağladı. Bir grup daha vardı ki sizin aleyhinizde, yaptıklarınızın tamamen bir şov olduğundan ve size güvenilmeyeceğinden bahseden, işte bunlar şu an olayların haklı çıkardığı kesimi oluşturuyorlar. Ancak haklı haksız tartışmalarını bir yana bırakırsak yaşanan son gelişmelerden sonra gelinen ortak nokta hepimizin huzurunun kaçtığı.

 

Şimdi huzurumuzu nasıl kaçırdığınıza gelince…

 

Sizinle ilk tanışmam 22 Temmuz seçimlerinden hemen önce Ankara Tandoğan Meydanı’ndaki bir mitingde olmuştu. Tanışma derken yanlış anlaşılmasın, bire bir bir tanışmadan bahsetmiyorum. Vatan sevgimizi ve şehitlerimize olan saygımızı göstermek için orada bulunan yüzlerce Ankaralıdan biriydim.. Miting harikaydı, her şey çok güzel gidiyordu. Taa ki sizin bir lafınızı duyana kadar: “Varlığım Türk varlığına emanet olsun!” Ve bunu Atatürk’ün bir sözünü aktarmak şeklinde değil, kendi varlığınız için söylediniz. Bir an duraksadım, fazla iddialı bir cümle değil miydi? Fazla iddialı söylemlerden çekinirim, çünkü o tür bir laf ağzınızdan çıktıktan sonra sözünüzün sonuna kadar arkasında durmanız gerekir, hem de çizginizden bir milim bile şaşmadan. İşte huzurumun ilk kaçışı orada olmuştu. Tuncay Özkan, varlığını Türk varlığına emanet ediyor! Ne büyük lütuf ve ne kadar haddini aşan bir söylem!

 

Ama doğruyu söylemek gerekirse o an ki tavrım şu an yazdıklarım kadar kuvvetli olmadı. Sadece şaşırdım ve bir samimiyetsizlik hissettim. Ancak son değerlendirmemi yapmak üzere size süre gözlemlemeye karar verdim.

 

Geçen süre zarfında verdiğim oyla, mitinglere katılımımla, Biz Kaç Kişiyiz’e üye oluşumla ve az da olsa maddi desteğimle hep yapılanların yanındaydım. Öyle ya bu vatan hepimizindi.

 

Bu arada önemli olabileceğini düşündüğüm için kendimle ilgili kısa bir bilgi vermek istiyorum. İşletme Fakültesi mezunuyum, yaklaşık 15 senedir değişik firmaların Finans Departmanlarında çalışıyorum, yanı rakamlardan anlarım, firmalar nasıl batar, nasıl kar/zarar yapar, bir işletme kurulmadan önce iş planı nasıl yapılır bilirim. Bundan da önemlisi, eşimin işi sebebiyle bire bir iflas olayını yaşamışlığım vardır. İnsanı nasıl zedeler, hayatlarını nasıl etkiler, maalesef onu da tecrübe etmişimdir.

 

Evet, haklısınız! Güzel amaçlarla iyi niyetlerle ise başlanır. İşler planlandığı gibi gitmediğinde de iflas kapıya dayanır ve iş (bir yöntemle) sonlandırılır. Dolayısıyla burada itirazım Kanaltürk’un satılması değil esasen. Beni ilgilendiren varlığınızı emanet ettiğiniz (!) değerlere olan bağlılığınız ve bu bağlılığın zayıflığını yansıtması açısından kanalı kime sattığınız?

 

Siyaset yapmaktan, parti kuracağınızdan bahsediyorsunuz, aslında bu da beni hiç ilgilendirmiyor.Zaten buna kimsenin de söz söylemeye hakkı yok, buyurun siyasetinizi yapın.Ama lütfen meydanlara çıkıp bağırırken arkasında duramayacağınız roller yüklenmeyin, boyunuzu fersah fersah aşan laflar etmeyin, sakın ola ki kendinizi Atatürk’e benzetmeye çalışmayın! Atatürk’ü nasıl ki o yobazlardan korumamız gerekiyorsa, kanımca sizin gibilerden de korumamız gerekiyor. Çünkü siz ve sizin gibiler Atatürk’e çok daha fazla zarar verebiliyorsunuz!

 

Kanal satışıyla ilgili savunmanızda “Atatürk Sakarya’nın doğusuna çekildi diye savaşı mı kaybetti ?”diye yazmışsınız. Bakın gene nasıl haddini fazlasıyla aşan bir laf. Tuncay Bey, siz kim Atatürk kim? Kanal satışının sebeplerine bakarsak ve bu sebepleri Atatürk’ün o dönem içinde olduğu koşullarla karşılaştırırsak Atatürk’ün bırakın Sakarya’nın doğusuna çekilmeyi, tüm vatanı işgalcilere satıp arkasını dönmeden kaçması gerekiyordu. Öyle ya zira o da borç içindeydi, tüm millet borç içindeydi, borçtan ölse miydi? İnanın Atatürk’ün savunması sizden çok daha uzun, samimi, doyurucu ve haklı sebeplerle dolu olurdu. Ama o Atatürk’tü ve ne olursa olsun çizgisinden bir milim şaşmadı. Ve siz Atatürk değilsiniz.

 

Belki kısa hatırlatmalar yapmak lazım bu aşamada. Osmanlı Devleti ilk dış borcunu 1854 Kırım Savaşı sırasında alıyor ve 1881’e kadar yanılmıyorsam 15 kez dış borç almak suretiyle borçlanıyor. Artık 1881’de bu borçların hiç birisini ödeyemez hale geldiğinde borç veren ülkeler duruma müdahale etmek gereğini hissediyor. Genel Borçlar anlamına gelen Düyun-u Umumiye kuruluyor. Savaşa girildiğinde durum bu. Savaşın finansmanını karşılamak ve bütçe açığını gidermek içinse TBMM hükümete iç ve dış piyasadan borç alma yetkisini vermiş olmasına rağmen hükümet borçlanmadan kaçınıyor. Nedeni ise mali bağımsızlığa verilen önem.Uluslararası ilişkilerde bağımsızlığı engelleyecek en ufak bir girişimde bulunulmaktan çekiniliyor! Ülke kurulduktan sonrada aynı çizgi devam ettiriliyor. Hem de borç almak için, alamayınca vatanı satmak için, HER TÜRLÜ geçerli sebepleri varken!

Bunları neden yazıyorum... Çok basit, çünkü siz mitinglerde varlığınızı Türk varlığına emanet ediyorsunuz! Atatürk’ün sözlerini kullanarak prim yapmaya çalışıyorsunuz. Eğer bu kadarına cüret etmeseydiniz benim de size söyleyecek bir sözüm olmazdı zaten.

 

Bu arada sormadan edemeyeceğim. Kanaltürk bir araçtı diyorsunuz, yeni kanal açacağım diyorsunuz? Yeni kanalı hangi kaynaklarla finanse etmeyi ve daha önemlisi nasıl sürdürmeyi düşünüyorsunuz? Kanaltürk’ün başına gelen iflasın yeni kanalın başına gelmeyeceğini nasıl garanti ediyorsunuz? Öyle ya aynı RTÜK, aynı bankalar ödenmesi gereken maslar, borçlar gene işin içinde olacaklar. Yoksa savunmanız şimdiden hazır mı?

 


Berna Köker Çelebi
About the author:
1971 Ankara doğumlu yazarımız, Hacettepe Üniversitesi Işletme Bolümü mezunu. 1990 yilindan beri spiritüel konularla ilgileniyor. 1996 yılında ilk aşamasını, 2001 yılında hocalığını aldığı Reiki eğitimine hala devam ediyor. Bu egitimin bir parçasi olarak da klasik Usui sitem Reiki eğitimleri veriyor.
Devamını Oku >>


Okur Yorumları  
 

 

Göster 4 4 Yorum

1. 22-08-2008 23:51

Teşekkürler Teşekkürler
Merhaba Berna Köker hanımefendi evveleböyle gerçek bir yazıdan dolayı sizlere çok ama çok teşekkür ederim elinize sağlık siz benim kızım yaşındasınız bukadar isabetli bukadar denk gelen yazı olmamıştır.Yazınızın baş tarafını okuyunca eyvah dedim bu malum kişiyi yine öven sözler geliyor dedim fakat sonu harika olmuş ismini taşıdığım o büyük insandan hep işleri düşünce veye acz içerisinde kalınca kendilerini kurtarmak için sarılırlar bu ipe ne yazıkki son zamanlarda ülkemizde böyle densizler nehikmetse çoğalmaya başladı herkesimde bunlardan va hatta sizlerin arasındada inşallah sizler gibi yürekliler çoğalırda bunlardan kurtuluruz.sizi tekrar tebrik eder şans ve sağlık hep sizlerle olsun hoşçakalın
Kemal Özceylan

2. 18-07-2008 21:38

spritualist dinleyiş
sayın tuncay özkanın tv deki acıklamalarını bende izledim ve dinledim belki spiritualizmin bana kazandırdığı öte dinleyişle hiç samimi bulmadım. Sadece Tuncay bey değil o ve onların camiasında pek cok medya insanının konusmalarındaki 
samimiyetsizlik maalesef cok açıkça görülebiliyor. kalbi temiz ve insan sevgisi dolu ülke sevgisi ile dolu olupta halka ekranlardan doğruyu apaçık söyliyecek o kadar az medya mensubu kaldıki artık televizyon seyretmekten kaçıyorum. Yazınızı yazarken gösterdiğiniz hassas keskinlik için haddim olmıyarak tebrik ederim .
umit telkok

3. 08-07-2008 13:58

...
"yoksa savunmanız simdiden hazır mı?" 
bir final bu kadar mı etkili olur! 
kalemine saglık
banu

4. 07-07-2008 16:35

Bende inandım...
Sevgili Berna, 
 
28.sayıda ilk okuduğum yazı seninki. Çünkü annemin hastalığı ve cefatı sürecine denk gelsede hiçbir zaman apolitik olmayı başaramamış biriyim. Koşullar gereği mitinglere katılamasamda kalben oradaydım. Ve uzaktan her türlü olşuma üye olarak destek vermeye çalıştım. 
 
Bende hayal kırıklığı içindeyim... Ama en azından kendime güvenmeye devam ediyorum. 
 
Ve diyorum ki; "Mademki ben varım. Bu toplumda benim gibi daha niceleri vardır. Ve bu ülke bu millet elbet aydınlığa kavuşacak, bu karanlık dönem son bulacaktır. Ama Tuncay Özkan'la ama bir başkasıyla... Bu böyle gitmez, gidemez!.. Bu kadar pislik herkesi boğar!!!"
Şiyma Aksekili

Göster 4 4 Yorum

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.8 © 2007-2009 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
tepeyen1.jpg

tepeyen3.jpg

tepeyen2.jpg

derKi arama

Google
Web derki.com

Son Yorumlar

Issız ADA'm
benzer gözlerle seyretmişiz filmi......
...

Arıyorum... Babam Yok!
İkinci kere okumama rağmen, ilk defa...
...

Birey Olmak
Yeni platform hayırlı olsun...
...

Arıyorum... Babam Yok!
Reha yazini, samimiyetini, duygularini...
...

Tanrı Nedir?
internet explorer'da sırasıyla görünüm,...
...

 
© derKi.com Tüm hakları saklıdır.