ortatepe2.jpg
ortatepe1.jpg
Mahalle Baskısı (mı?)
Yazar Emre Sakaryalı   
 

Görüntülenme : 369


“Mahalle baskısı mı; mahalle etkisi mi demek lazım buna?” Emre Sakaryalı’nın yazısında okuyoruz ne olduğunu.


Kendime bile garip gelen bir huyum vardır. Bulunduğum sosyal ortamda eğer bir ürün, bir konu, bir kavram fazlasıyla popüler olursa o üründen, o konudan, o kavramdan mümkün olduğunca uzak kalmaya çalışırım. Popüler kültüre karşı hissettiğim rahatsızlıktan dolayı olsa gerek. Popüler olan ürün toplum tarafından tüketilinceye kadar hakkındaki tartışmaları, eleştirileri, görüşleri, fikirleri ve yorumları uzaktan izler, ortalık durulunca kendimce yorumlarım o ürünü. Mesela çok satan bir kitabı eğer ilk baskısında alıp daha henüz hakkında çarşaf çarşaf eleştiriler çıkmamışken okursam okurum. Yoksa uzun bir süre okunacaklar listesinde bekler o kitap. “Babam ve Oğlum” filmini gösterimden kalkmasına ramak kala izlemişimdir mesela. Enteresan bir adamımdır. Kabul ediyorum.

 

2007 yılının Eylül ayında gündeme bomba etkisiyle düşen “Mahalle Baskısı” konusu için de aynı uygulama söz konusu oldu tarafımca. Bütün kanalların ana haber bültenlerinde hararetli tartışmaları izlemek yerine müzik kanallarında ruhumu doyuracak uygun melodiler arıyordum. Dünyanın en hızlı gündem değiştiren ülkesinde yaşadığımız için konunun hararetinin düşmesi fazla uzun sürmedi ama benimde konu hakkında bilgilerimi arttırma hevesim kalmamıştı.  

 

Dünyaca ünlü Türk Sosyoloğu Şerif Mardin’in ortaya attığı bu kavram fazlasıyla siyasi gelmişti bana. Siyaseti sevmem. Sevmememin nedeni siyasetin kendisi değil daha çok onu icra eden siyasetçilerden. Fakat bir de olayın sosyolojik boyutu var. Yani yaşamı, hayatı etkileyen kısmı. Bu yüzden ne kadar pas geçilebilir, ne kadar uzak durulabilir konuya. Ben de duramadım zaten. Son dönemde oldukça ciddi bir “Mahalle Baskısına” maruz kaldım!

 

Şubat ayının ortalarında hayatımın son sekiz senesini geçirdiğim muhitimi özel nedenlerden dolayı değiştirmek zorunda kaldım. Küçük, şirin, sessiz, sakin bir mahallede yine küçük, şirin, sessiz ve sakin bir eve taşındım. Son sekiz yılımı geçirdiğim dairenin içinde bulunduğu sitenin 5 blok ve 192 daireden oluştuğunu düşünürseniz gerçekten taşındığım mahalle ve etrafı sessiz ve küçük kalır. İhtiyacım olan sessiz ve sakin bir yaşam beklentisini karşılayacak olması cazip gelmişti bana.

 

İlk “Mahalle Baskısı”nı yeni evime taşındıktan kısa bir süre sonra bir Pazar sabahı arkadaşlarımla kahvaltı masada otururken yaşadık. Pazar sabahı için oldukça erken bir saatte şirketten arkadaşlarımla pencere kenarına yerleştirdiğim masanın etrafında güle oynaya kahvaltı ediyorduk. Evin havalanması için bütün pencereleri açmış ve farkına varmadan sanırım biraz da gürültü yapmıştık. Tam pencereden dışarıya “Yoldan geçen var mı?”, “Etrafı rahatsız etmiyoruz inşallah.” Diyerek bakarken karşı evin hanımı ile göz göze geldik. Hanımefendi sanırım bana sesleniyordu. “Ahaa ..ıçtık!” dedim içimden. İlk ihtarımı alacaktım yeni mahallemin sakinlerinden. “Biraz daha sessiz olur musunuz!” tonunda… Ama beklediğim gibi olmadı. Güzleryüzlü hanımefendi bana balkonumda çiçekçiden aldığım ve henüz daha büyük saksılara geçiremediğim çiçekleri nereden aldığımı sordu. Bende aldığım yeri tarif ettim. Tam ucuz savuşturduk derken bir salvo daha geldi komşumdan.

 

“Bu çiçekler güneşe gelmez, biliyorsunuz değil mi? Gölge yer sever. Eğer o balkona koyacaksanız solar orda onlar!”  dedi. Ben de verdiği bilgiler için teşekkür ettim ve en kısa sürede aldığım yerden çiçekleri değiştireceğimi, güneşe daha dayanıklı olan cinslerinden  alacağımı söyleyim muhabbeti daha fazla uzatmadan masaya ve arkadaşlarıma döndüm. 

 

Aradan birkaç gün geçti ve ben komşumuzla aramızda geçen bu konuşmayı tamamen unutmuş olarak balkonda yeni saksılarına geçmeyi bekleyen çiçeklerimi daha büyük saksılara  aldım ve dekoratif olarak balkonumun muhtelif yerlerine yerleştirdim. Bu arada evden sabah çıkıp gecenin bir yarıları eve döndüğüm için komşumuzla karşılaşma ihtimalim de olmuyordu pek. Fakat bir gün ben evde işteyken eve temizliğe ve ortalığı toplamaya gelen kadına balkondan seslenmiş yine “Bu çiçekleri güneşe koymasanız, yazık solacak yavrucaklar!” diye. Gülmeyin çok ciddiyim. Güleryüzlü hanımefendi kendine ciddi bir dert edinmişti benim balkonumda saksısında uslu uslu yaşayan ortancalarımı.

 

Artık eve geldiğimde ilk işim çiçeklerime bakmaktı, soldular mı diye. Fazla uzun süre beklemem de gerekmedi zaten. Birkaç hafta geçmeden çiçeklerin yapraklarına bir haller oldu. Kendini salıverdi ortncalarım. İlk işim komşum farketmesin diye iç mekana almak oldu ama acayip bir suçluluk duygusu bende. Kendimi bir katil gibi hissediyordum. Öldürmüştüm sonunda zavallıcıkları… Haftasonları bile eve sessiz sedasız giriyordum. Karşı komşum beni farkedipte çiçeklerimi sormasın diye.

 

Ama her insan eninde sonunda korkularını yaşamak zorundadır ya. İşte oldu bir haftasonu günü. Evden oğlumla beraber çıkmış kahvaltı yapmaya sahile bir yerlere gitmek için arabaya binecekken komşum elinde bahçe hortumu, bahçesini sularken göz göze geldik. Nezaketen “Günaydın” dedim. Kibarca karşılık verdi ve tam arabaya binecekken “Soldular değil mi?” dedi.  Ne diyebilirdim ki? Sessizce kabul ettim suçumu ve birazda şu çiçek mevzusundan kurtulabilmek ümidiyle “Dilerseniz sizin bahçeye koyabiliriz, hem gölge yerleri de var. Belki canlanırlar.” dedim. Der demez de kadıncağız “Getirin hemen!” dedi. Bir koşu indirdim evden saksıları, bahçesini bıraktım. Bu arada bahçeyi ilk defa içinden görme şansım olmuştu. Gerçek bir bitki aşığıydı komşum. İmrendim. Resmen çiçek öyle bakılmaz, böyle bakılır demişti bahçesi bana. Kendi baktığı ortancaları ve diğer bitkileri isimleri ile gösterdi bu arada bana.

 

“Sizin balkonunuzda bu tarz çiçekler gider. Size bunlardan verelim.” diyerek yol bile gösterdi. Ben de teşekkür ederek arada sırada gelip çiçeklerimi görebilmek için izin isteyerek geciken kahvaltımıza doğru yol aldım.




Okur Yorumları  
 

 

Gönderilen yeni yorum yok

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.8 © 2007-2009 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
tepeyen1.jpg

tepeyen3.jpg

tepeyen2.jpg

derKi arama

Google
Web derki.com

Son Yorumlar

Issız ADA'm
benzer gözlerle seyretmişiz filmi......
...

Arıyorum... Babam Yok!
İkinci kere okumama rağmen, ilk defa...
...

Birey Olmak
Yeni platform hayırlı olsun...
...

Arıyorum... Babam Yok!
Reha yazini, samimiyetini, duygularini...
...

Tanrı Nedir?
internet explorer'da sırasıyla görünüm,...
...

 
© derKi.com Tüm hakları saklıdır.