ortatepe2.jpg
ortatepe1.jpg
Kule Sapığı
Yazar Kızkulesiii   
 

Görüntülenme : 787    


1. Bölüm

 

ImageOlayların hiç buralara varacağını tahmin etmemiştim.  Demek ki insanlar yaşadığı sürece hep öğrenecekleri bir şeyler oluyor...

 

Savcılık binasında ‘Hazırlık Kalemi’nin kapısından girdim ve tam karşıda oturan beyefendiye “Şikayette bulunmak istiyorum...” deyince, yüzüme bile bakmadan bana bir kağıt ve kalem uzatıp, “Şikayetini yaz bana ver” dedi. Köşeye geçip önümdeki kâğıda öylece boş boş gözlerle baktım. Ne yazacağımı, nereden başlayacağımı bilmiyordum. Şaşkındım...

 

Zaten tüm bunların başıma gelmesinden yeteri kadar korkmuş ve tedirgindim. Bu suç duyurusunda bulunarak “onu” daha da çok kızdırmaktan, bana daha çok diş bilemesine sebebiyet vermekten de çok çekiniyordum. Savcılık binasının merdivenlerini inip çıkarken hep dizlerim titriyordu. Korkuyordum... Olanlardan ve olabileceklerden...

 

Çok geçmeden kağıdı kalemi veren adam bana seslenerek “-gell gelll... sana yardım edeyim. Geç şöyle yan tarafa, otur. Ne de güzelmişsin sen böyle” dedi! Ben adamın söylediklerini algılayamıyor gibiydim, (aslında o anda böyle bir söz duymak iyice sinirlerimi germişti) ben bir an önce derdimi anlatıp, savcılık tarafından koruma altına girip, kendimi güvende hissetme derdindeydim. Aynen adamın söylediği gibi usule uygun bir şekilde dilekçemi yazdım. Bana yardımcı olan adam, onun (sanığın) bana iyice musallat olmaması için de farklı (ama mektupların elime geçeceği başka) bir adres vermemi ve ev telefonumu yazmamamı önerdi. Çünkü ifadesinin alınması için ona da resmi bir davet gönderiliyormuş ve üzerinde de şikayetçi olan kişinin (yani benim) adres ve irtibat numaraları yer alıyormuş.  Nüfus kağıdı fotokopisi ve yazdığım dilekçe ile birlikte savcının yanına yollandım.

 

Savcı bey bana şöyle bir bakıp “ Ne o bırakmıyor mu peşini?” dedi.

Ben: “Hayır bırakmıyor ve bana çok ciddi sıkıntılı anlar yaşatıyor. Beni zorla alıkoyuyor ve sürekli tehdit ediyor. Bu şikayetim ona karşı caydırıcı olur dimi? Bırakır dimi peşimi?” diye sorularımı endişeli bir ses tonuyla peş peşe soruyordum.

Savcı: “Bilmem... ! Adamı tanıyan sensin”

Ben: “O zaman bu yaptığım onu iyice kızdıracak ve bana daha çok saldırmasına yol açacaktır” dedim. İşte o an hafif hafif bastırmaya çalıştığım korkum tekrar alevlendi.

Savcı: “ Bu dilekçeni karakola elden götürür müsün? İşin daha çabuk hallolur”

Ben: “ Tabii hemen giderim” dedim ve verdiğim adresin bağlı olduğu karakola doğru hemen yola koyuldum.

 

Savcıya verdiğim dilekçemin bir örneğini kendim için fotokopisini de çektirip çantama koydum.

 

Yolda giderken başıma gelebilecek tüm olasılıkları düşünüyordum. Ya bu belalı sanık benim HIV+ olduğumu başkalarına açıklarsa? Bunu bana koz olarak kullanırsa? Onu nasıl da dost bilmiş, söylemiştim.  

 

İlk aklıma gelen İl Sağlık Müdürlüğü’nde çalışan doktor arkadaşımı aramak oldu. Durumu anlattım. “İfademde + olduğumu söylemeli miyim? diye sordum. O da bana “hayır söylemene gerek yok çünkü burada ki konu senin HIV+ olup olmadığın değil, senin tehdit ve taciz ediliyor olmandır” dedi.

 

Karakola gittiğimde ilgili bölüme yönlendirildim. İçeri girdiğimde 2’si erkek, 1’i kadın olmak üzere 3 sivil giyimli polis memuru vardı. Bilgisayar başındaki memur bana oturacağım yeri gösterdi. Oturdum. İyi güzel de neden hala kollarım titriyordu? Memur bey kâğıtlarımı aldı ve hafif gülümseyerek “evet anlatın bakalım”. Ben “burada çay söyleyebileceğimiz bir yer var mı? Sizlere de ısmarlayayım. Ben çok gerginim de, biraz sakinleşmek istiyorum”. Memur bey gülümseyerek bize çay söyledi. Ben içten içe hafif hafif titreyen ellerimle bardağımı kavramış çayımı yudumlayarak ifademi verdim. Bir arada elini çenesine dayamış ilgiyle beni dinleyen kadın memura “kim bilir siz bütün gün burada ne olaylar dinliyorsunuzdur?” dedim. O da gülümseyerek “aayy sormayın neler geliyor” diye yanıtladı beni.

 

Karakoldan çıktığımda biraz daha güvende hissettim kendimi ama bu durum çok sürmedi. Çünkü ondan sürekli gelen hakaret ve tehdit içeren mesajlardan birini daha almıştım. Her an her yerde karşıma çıkma ihtimalini düşünüyor ve nereye sığınabileceğimin hesabını yapıyordum...





Okur Yorumları  
 

 

Göster 3 3 Yorum

1. 14-11-2008 18:31

makaleyi yorumla
çok güzel olmuş teşekkürler
memet

2. 07-10-2008 00:45

Geçmiş Olsun
Merhaba. Geçmiş olsun. Benzer bir olayı ben de yaşamıştım.Bahsi geçen kişinin bir kliniğe yatırılıp tedavi edilmesi gerekiyor. Çünkü bu tip rahatsızlığı bulunan insanlar çevrelerindeki insanları da psikolojik yardıma ihtiyaç duyacak hale getirebiliyorlar. 
 
Sevgi ve şifa sizinle olsun.
ismini vermek istemeyen okur

3. 18-07-2008 17:30

Gelmiş geçmiş olsun...
Sevgili Kızkulesi, 
 
Yazını bir solukta ve daralarak okudum. Seni azminden ve gücünden dolayı bir kez daha kutluyorum. 
 
Bu arada takılmadan edemeyeceğim; "Biz Kızkulesi arayacak tanışıp çay kahve içip sohbet edeceğiz" diye beklerken meğer sapıklarla haşır neşirmişsin!.. 
 
Allah başka manyaklara denk getirmesin. Aminnn...
Şiyma Aksekili

Göster 3 3 Yorum

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.8 © 2007-2009 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
tepeyen1.jpg

tepeyen3.jpg

tepeyen2.jpg

derKi arama

Google
Web derki.com

Son Yorumlar

Issız ADA'm
benzer gözlerle seyretmişiz filmi......
...

Arıyorum... Babam Yok!
İkinci kere okumama rağmen, ilk defa...
...

Birey Olmak
Yeni platform hayırlı olsun...
...

Arıyorum... Babam Yok!
Reha yazini, samimiyetini, duygularini...
...

Tanrı Nedir?
internet explorer'da sırasıyla görünüm,...
...

 
© derKi.com Tüm hakları saklıdır.