ortatepe2.jpg
ortatepe1.jpg
Geliyorlar mı?
Yazar Hasan Sonsuz Çeliktaş   
 

Görüntülenme : 966    



Sene 1996, Ankara’da yurttaki odamızda arkadaşlarla birlikte “UFO Gerçeği” programını izliyor ve bir yandan da kendi aramızda “varlar mı, yoksa uydurma mı” diye tartışıyoruz. Derken bizim “Adanalı”, elleri arkasında volta atma halindeyken, odaya giriyor, şöyle bir ekrana bakıyor ve “Gardaşım, nedir bu varlar mı, yoklar mı olayı! Eğer bu uzaylılar deliganlılarsa, inerler ‘biz varık!’ derler, ne uğraştırıyorlar milleti!” yorumunu yaptıktan sonra, bizim UFO’lara dair düşüncelerimiz netleşiyor: Delikanlı uzaylı iner dünyaya, biz varık! der.

Aradan 12 güzide sene geçiyor ve UFO’lar var mı, yok mu tartışması hep sürüp gidiyor. Bu arada kitapçılarımız değme uzaylıdan geldiği iddia edilen “mesaj” kitaplarıyla dolup taşıyor, uzaylı tarikatları gündemde yer alıyor. Derken bir anda devlet arşivlerinden birer birer belgeler çıkmaya başlıyor ve bugüne kadar hep inkar etmiş hükümetler, ağızlarının kenarıyla da olsa yavaş yavaş “Eh var bir şeyler!” demeye başlıyorlar. En son İngiliz hükümeti, elindeki 200 gizli dosyadan 8’ini halka açıyor ve bu belgelerde, uzaylılarla temas etmiş insanların ifadeleri açıkça okunabiliyor. Peki neler olup bitiyor, neden birden böyle açıklamalar sarmaya başladı ortalığı, nedir bu UFO mevzu, uzaylılar gerçekten geliyor mu? Düşüncelerimi paylaşmak istiyorum sizlere.

Önce kendi yanıtımı vererek başlamak istiyorum: Ben uzaylıların varlığına inanmıyorum ya da inanıyorum diyemem, çünkü ben ister inanayım, ister inanmayayım; onlar zaten varlar. Carl Sagan’ın şu sözünü hiç unutmam: Eğer evrende yalnız biz varsak, çok büyük bir alan israf olmuş demektir. Aklımızın hayalimizin alamayacağı kadar büyük bir kainatta yaşıyoruz ve tüm bu alanda nokta kadar bile yer kaplamayan bizlerin, tüm evrendeki tek canlı gezegen olduğunu düşünecek kadar ya çok benciliz, ya kendimizi çok soyutluyoruz ya da çok korkuyoruz. Benciliz çünkü Ay’ı, hatta neredeyse diğer gezegenleri parselleyip satacak kadar kendimizi bu evrenin sahibi zannediyoruz. Soyutluyoruz, çünkü kendimizi kendimizden bile o kadar soyutlamışız ki, bu yalnızlık hissinin yarattığı boşluk yüzünden birbirimize yapmadığımız kalmıyor ve aslında bizler de birer “uzaylı” olmamıza rağmen, kendimizi uzayda varolan bir gezegenin insanları olarak değil, evrenin merkezi sanıyoruz. Korkuyoruz, çünkü karşımızda neyin olduğunu bilmiyor ve korkumuzdan reddetmeyi seçiyoruz. Bir de buna dünyevi erklerin, gücü elinde tutma ve kontrol etme istekleri sonucu, kitleleri çeşitli mecralarla (filmler, kitaplar vs.) güdülemeleri eklenince yaşadığımız tablo ortaya çıkıyor.

Yalnız bu noktada şunun da altını çizmem lazım, UFO’lar konusunda işin suyunu çıkartan, konuyu suiistimal edip insanları kandıran, yanlış yönlere çeken… kısacası insanları aslında bu konudan uzaklaştıran da yok mu? Gani gani. Tıpkı spiritüel konularda yaşandığı gibi bir yozlaşma, hatta daha da fazlası UFO’lar konusunda da var ve öyle şaklabanlıklarla karşılaşıyor ki insanlık, UFO kelimesini duymak bile istemiyor. Bu şaklabanlar, aslında bir yandan da bilinçli olarak ortaya çıkartılıp, destekleniyor kendileri farkında olmasa da diye düşünüyorum. Çünkü UFO’ların mevcudiyetinin kabulü beraberinde mevcut tüm dünyanın allak bullak olması sorununu da ortaya getirecek. Şimdi düşünebiliyor musunuz, dünyanın çeşitli bölgelerine bir anda uzaylılar inseler neler yaşanır? En basitinden, hadi ilk şokları, korkuları geçin, insanoğlu hayatında en sevmediği durumla karşı karşıya kalır: Mevcut yaşam düzeninin aslında çok da sağlam temeller üzerinde durmadığı, değişim ve yenilenmenin şart olduğu gerçeği. Binlerce yıllık sosyal, kültürel, teknolojik gelişimlerle belli bir yere oturttuğumuz popomuzun, aslında çok da sağlam bir yerde durmadığı ve kalkıp yeniden bir yer bulmamız gerekliliğinin durumu bu. Mevcut dünyanın baştan aşağı yeniden yazılması gerekir bu durumda ve egemen güçler de bu noktada el değiştirebilir, çünkü insanoğlu bir anda kendini ve evrendeki yerini de sorgulamaya başlayabilir. Bu durumda da insan kitlelerini kontrol altında tutmayı ve kendi gücünüzü korumayı başaramazsınız. Peki bunu engellemek için n’aparsınız? Önce kesin bir dille inkar eder ve konu üzerinde iddialarda bulunanlarla alay edersiniz. Sonrasında da planlı ve programlı biçimde gezegeni yavaş yavaş bu fikre alıştırırsınız. Mesela sinema filmlerini kullanırsınız, yandaş ve karşıt makaleler yayınlanmasını desteklersiniz, ama suyu devamlı bulanık tutarsınız; sonra da uygun dozajlarla aslında bunların var olabileceği fikrini enjekte etmeye başlarsınız. İşte şu gezegende su bulundu, başka gezegenlerde hayat olabilirmiş, UFO dosyaları açılıyor gibi haberler yer alır zaten sizin kontrolünüzde olan medyada ve insanlık o hale gelir ki artık UFO’lar var haberini bile pek sallamaz olurlar. Geçtiğimiz haftalarda çıkan “İngiliz Hükümeti, UFO dosyalarını açtı ve açmaya devam edecek.” haberini kaçımız okuduk veya okuduysak bile ne tepki verdik bir düşünün. Bakın size bir haber sitesinden örnek; “İngilizler UFO dosyalarını açtı” haberini 4372 kişi okumuş ve sadece 1 kişi şu yorumu yapmış: “Ufo deyince aklıma X FİLES geliyor, ne diziydi bee. Ahhh hiç bitmiyecektin sen ahhh. Fox Mulder & Dana Scully muhteşem karakterler...” Bu haber sitesinde ortalama haber tıklanma sayısı 30 bin ve nerdeyse her habere en az elli yorum gelir, ama görüldüğü üzere habere tıklanma sayısı ile gelen tek yorum da bu!




Okur Yorumları  
 

 

Göster 2 2 Yorum

1. 14-08-2008 11:40

geliyorlar mı?
12 şubat 2008 tarihinde BM örgütünün yaptığı toplantıda, üye ülkelerin ellerindeki belgeleri 2013 yılında halklarına açıklamaları yönünde bir karar aldıkları söyleniyor.ama 3 ay sonra mayıs 2008 ortalarında önce vatikan-uzaylılar olabilir,onlarda tanrının yaratıklarıdır-diye açıklama yaptı,1 hafta sonrada ingilizler açıkladı.acaba açıklama tarihi öne mi çekildi?
atilla altuğ

2. 14-07-2008 23:34

N ebu vesvese ve de velvele (edited)
Yaklaşık bir ay önce Peru sınırında hiç keşfedilmemiş bir kabileye rastlandı ve hala taş devrini yaşamaktaydılar. Bu insanların fotoğrafları bir helikopterden çekildi. Ve bu insancıklar tepelerinde dönüp dolaşan bu tanımlayamadıkları uçan nesneye ellerindeki ok ve mızraklarla karşı koyamaya çalışırlarken objektiflere yakalandılar. BBC nin internet sitesinden haberin arşivine ulaşabilirsiniz.  
 
Bu bahsettiğim konudan yola çıkarak Erik Von Daniken sığlığında bir tanımda bulunmayacağım. Ama bu kabilenin keşfi ve keşif biçimi ile görüntülenme hadisesi bana şunu düşündürdü  
" Etik değildi!" Hala taş devrinde bir hayat sürmekte olan bu insanların tepesinde "tanımlayamayacakları uçan bir nesne" ile dolaşarak onları rahatsız etmeleri değildi etik bulmadığım. Beni rahatsız eden oradaki toplumsal gelişimi doğal süreçten uzaklaştırarak dışarıdan bir müdahale ile belki de inançsal boyutta ya da mitsel boyutta yine gökyüzüne yönlendirmiş olabilecekleri ihtimali idi! Burada soylemek istediğim şey tanrı kavramını ve hatta bilinçaltlarında oluşabilcek doğal süreç dışı imgelemleri oluşturma ihtimali (ki ihtimal kelimesi fazla oldu sanırım bu cumleye) doğal toplumsal gelişimi etkileyerek aslında bulunmaz bir nimet olarak insanın gelişim sürecinin izlenebileceği doğal bir sosyolojik laboratuvarı mahvetmek olarak baktım olaya. Neden helikopter?? Neden bir uydudan izlenmiyor??  
 
Ha şu da olabilir; habere göre o bölgede bu tür kabilelerin yaşadığı daha öncede gözlenmiş. Belki de diğer kabileler uydudan izlenirken bu kabileye bu şekilde görünülmek istenmiş ve deneysel bir durum ortaya çıkmış olabilir. İki ayrı denek grubu gibi... Buradan uzaylılar ya da daha doğru tabiri ile "dünya dışı varlıklar" konusuna gelecek olursak, bu kabilelere uygulanması muhtemel tip bir uygulamayı, eğer ki benim insanlığımın hala ulaşamadığı bir noktadan buralara kadar gelip bana ulaşabiliyorsa bu varlıklar, neden inasanlığın üzerinde de deneniyor olmasın? Bir laboratuvar ortamı olarak neden görülmesin dunyamız?  
 
Bu durumda belki de neden yalnızca belli ülkeler ile iletişime geçildiği ( gelişmiş olan ülkeler) ve neden diğer ülkelerle bu iletişime geçilmediği konusunda yukarıda belirttiğim kabileler konusunda iki ayrı denek grubu mantığı ile belki bir sonuca varabiliriz. Ama ola ki mantık bu mantık ise ve dunyamız bir labaratuvar olarak ele alınıyorsa bu varlıklar tarafından ki üstbilince sahip bir topluluksa öncelikle bilimsel olarak yaklaşmak durumunda kalacaklar diye düşünüyorum yeni bir gezegen ve canlı türüne karşı. Ve evet eğer durum bundan ibaretse dÜnya dışı veya içi farketmez "etik" anlayışı her bilinç düzeyinde mutlak ise ve üst bilinç durumda daha da güçlü ise bence korkulacak birşey yok. Ama eğer boyle bir anlayıştan da bir haber iseler zaten başımıza gelecek olan çoktan gelmiş olmalıdır ki bu da zaten artık ne zaman bu gezegeni (dünyamızı) keşfettilerse o gunden beri mudahale etmekte oldukları anlamına gelir.  
 
Şu durumda bir takım belgelerin açıklandığından bahsedildiğine gore bu varlıklar gelmiş demektir yani "geliyorlar mı?" sorusu abest kaçıyor ya da bu soruyu bir uyarı olarak mı ele almak gerekiyor " dunyayı ele geçirmek üzere geliyorlar" gibisinden bilemiyorum? Belki de iletişime geçme biçimleri sadece frekanslar yolu ile olabilir ve biz bir araştırma yapacağız siz rahat olun bişiler görürsenizde tırsmayın biz üstbilinç varlıklarız "etik" anlayışa sahibizi hiç bir canlı türünün doğal ortamını bozmak gibi bir niyetimiz yok, ha ama ola ki bize yarar birşeyler bulursak (maden, enerji kaynağı vs.) o zaman da evrende işlemekte olan hayatta kalma mücadelesi kuralına gore elinizdeki kaynakları almak üzere bir saldırıda bulunabiliriz ama biz baştan haber veriyoruz hazırlıklı olun etik anlayışta en azından bir savaş olcaksa karşı tarafa da onceden hazırlık yapma hakkını vermekten gecer mantalitesi de bu dunya dışı varlıklar tarafından guduluyor olabilir.  
 
Sonuç olarak ne olacaksa olacak. Olacak şey kötü ise ve buna karşı koyulabilecek bir güç var ise zaten direk bir açıklama ile korkmayın boyle bişi olacak ama biz hazırlıklıyız sakin olun çağrısı yapılır birileri tarafından ama eğer ki eldeki güç yetersiz kalacaksa o zaman alttan alattan verilmeye başlanır felaket haberi "geliyolar mı?" gibisinden... Ya da boyle bişiler vardı, belge işte biz de saklamışız bir bakın isterseniz gibi... Buyursunlar gelsinler "zembille" mi gelirler başka bir şeylemi gelirler içlerinden biri çıkar ben mesihim mi der orasını bilemem ama bu dunyanın sonunun eninde sonunda geleceğini zamanın da bir takım kaynaklar tarfından belirtilmiş ve inancada dökülmüştür. Nedir bu vesvese ve de velvele hala anlayabilmiş değilim.  
 
Bardağın dolu tarafına da bakmak gerekirse bakarsınız coca cola özütünün sırrıda bu şekilde çözülür.  
 
Neden dalga geçemeyecek mişim? Uzaylılar mı çarpar?  
 
Nokta vuruşu bekliyorum kendilerinden tam buraya oturduğum koltuğa ama lütfen lazerinin rengi yeşil olsun. 
 
182 kişi okumuş bu yazıyı bende o tek kişi olarak yorum yaptın buyrun efedim.
M.Kutay Yılmaz

Göster 2 2 Yorum

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.8 © 2007-2008 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
tepeyen1.jpg

tepeyen3.jpg

tepeyen2.jpg

Google
Web derki.com



Son Yorumlar

Kriz Bir Sonuçtur
aradığımı nihayet buldum
gerçekten emekle hazırlanmış bir yazı...
...

Atatürk ve Sanat
ödev
ii bir site ödevde işime yaradı saolun
...

Aziz Malachy'nin Kehaneti
Çok uçuk...
Sayılarla dört işlem yapılarak...
...

Çocuk Pornosu (mu?)
gzl olmus
cok guzel olmus ve ayrica ulkemizde...
...

Tarih: 22 Aralık 2012
süper :)
"Öyle beyazlar içinde paso ot yeyip,...
...



 
© derKi.com Tüm hakları saklıdır.