ortatepe2.jpg
ortatepe1.jpg
Çevre Bilinci Kazan!
Yazar Gülseren Karaçizmeli   
 

Görüntülenme : 1232    




"ÇEVRE BİLİNCİ KAZANILACAK! KAZAN"

 

Ben demiyorum. Milli Eğitim Bakanlığımız diyor. Öğrencilere bulundukları bölgede çöp toplatarak bu bilincin kazanılacağına inanarak üstelik… Bildiğiniz “mıntıka temizliği” yaptırarak. “Beleş işgücünü değerlendirmek” ve başka yararsız şeyler yapmalarını, düşünmelerini engellemek için nasıl yaptırılıyorsa askerde, aynı mantıkla yani. İnsanın aklına ister istemez şu geliyor: Bu milletin askerlik yapan her erkeği mıntıka temizliği yaptığına göre en azından onların muhteşem bir çevre bilinci olması lâzım. Var da göstermiyorlar mı? Yoksa bu mıntıka temizliği çevre bilinci geliştirmekte yetersiz mi kalıyor?

Gelin biz en iyisi şu işe biraz daha geniş açıdan bakalım ve bu soruların cevabını arayalım.

 

“Çevre” sözcüğü birçok anlamı bir arada ifade eden sözcüklerden biridir bilirsiniz. Bir şeyin yakınını, etrafını ifade etmek için kullanılır. İlişkide bulunduğumuz insanlar ya da “muhitimiz” anlamına gelir. Hatta “Sırma işlemeli mendil” anlamı bile vardır. Ancak “çevre” dendiğinde aklımıza gelen ilk şey  “doğal çevre” ve onun faktörleridir galiba. Yani, hava, dağlar, ovalar, ormanlar, göller, nehirler, denizler. Yani, insanın yaşaması için olmazsa olmaz şeyler. Yüzyıllardır tepe tepe kullandığımız “Bu değirmenin suyu nereden geliyor?” diye merak etmeden hunharca tükettiğimiz şeyler. Özellikle son yıllarda iyice canımızı sıkan, kendilerine “yeşilci, çevreci, doğa korumacısı vs.” diyen insanların bıkmadan anlattığı şeyler yani…

Son yıllarda dedim ama çevrenin giderek korunması gereken bir hale geldiğini Birleşmiş Milletler 1972 yılında fark etmiş. Bu nedenle de “Doğal Çevrenin” korunması amacı ile 1972 yılında İsveç'in Stockholm kentinde “Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı” toplanmış. Bu toplantıda çevre sorunları ele alınarak, çevre kirlenmesine karşı üye ülkeler ortak çözüm yolları aramışlar ve 5 Haziran gününün Dünya Çevre Günü olmasını kararlaştırmışlar. 1972 den beri her yıl Birleşmiş Milletlere üye ülkelerde 5 Haziran Dünya Çevre Günü olarak değerlendirilmeye başlanmış. Ülkemizde de bu amaçla 1978 yılında Türkiye “Çevre Sorunları Vakfı”, daha sonra “Çevre Müsteşarlığı” kurulmuş. Başbakanlığa bağlı Çevre Müsteşarlığı 5- 11 Haziran tarihleri arasını “Çevre Koruma Haftası” olarak kabul etmiş.

 

“Çevre Koruma Haftası kabul edildiği günden beri nasıl değerlendirildi?” diye merak edip internette bir araştırma yaptım. Bulduğum şu; birçok eğitim sitesinde tek ve aynı metin ile “çevremizi neden ve nasıl korumalıyız” anlatılmakta. Bir de özlü sözler ve şiirler var. “Sağlıklı yaşam, sağlıklı çevre ile olur. Biz doğayı korudukça doğa da bizi korur. Yarının doğası bugünden yaratılır. Nasıl bulmak istiyorsan öyle bırak.” Şeklinde. “Şiirleri hiç konu etmek ve de örnek vermek istemiyorum” diyeyim siz anlayacağınızı anlayın.

Bu haftanın en ses getiren etkinliği Milli Eğitim Bakanlığımızın bir genelge yayınlayarak, okullarımızda eğitim gören öğrencilerin bulundukları çevrede çöp toplamalarını istemesi. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik öğrencilere "çevre duyarlılığı kazandırmak için" çöp toplatma kampanyası nedeniyle Van- Akdamar'da katıldığı törende “Bugün 81 ilde 20 milyon insan bu nedenle hareket halinde" diyerek günün anlam ve önemine yakışır bir karar verdiklerini anlatmak istemiş kuşkusuz. Ancak bu anlam ve önemi kavrayamamış kimi ilköğretim okullarının etkinliğe hiç katılmadığını, kimilerindeyse resmi tören düzenlendiğini ve çocuklar güneş altında bekletildikten sonra “bizim çevremiz okulumuzun sınırlarıdır arkadaş” mantığıyla okul bahçelerinde mıntıka temizliği yapıldığını gelen haberlerden öğreniyoruz. Yine aynı haberlerden biri ile de, İstanbul'da bulunan bir ilköğretim okulunun dördüncü sınıf öğrencisinin, "Okulda çevre günüyle ilgili hiçbir şey yapılmadı. Çöp toplamak istemiyorum; pikniğe gitmek istiyorum ama bunun için yer yok. Denize de kirli olduğu için girilemiyor. Ben sokağa çöp atmıyorum ama bir sürü büyük insan atıyor." dediğini, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Genel Başkanının ise, yaptığı açıklamada "Öğrencilere mıntıka temizliği yaptırılarak çevre bilinci kazandırılamaz" diyerek bu kampanyaya karşı olduklarını öğreniyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı’nın genelgesinde çöp toplama sırasında çocukların sağlığını riske atmamak için eldiven ve maske kullanılması okul idarelerinden istenmesine rağmen birçok okulun bu isteğe cevap veremediğini ve “ ölen ölür, kalan sağlar bizimdir” dendiğini de yine basına düşen haberlerle anlıyoruz.

 

Okuduğum bu haberler beni şaşırtmadı doğallıkla, sizi de şaşırttığını sanmıyorum. Olur da biri çıkar, “Ey Milli Eğitim Bakanlığı! Çevre Koruma Haftasında ne yaptın?” diye sorarsa verecek bir cevap olsun diye yapılmış bir kampanyadan başka bir şey değil söz konusu olan. Uygulamasının ve sonuçlarının yanlışlarla dolu olması da içeriği nedeniyle beklenebilir bir durum.

 

Yazının burasında; “Küresel iklim değişikliği” diye çırpınan insanlara kulakların tıkanmasından mı bahsetmeli? Bu iklim değişikliğinin sonuçlarının şimdiden görülmeye başladığını fark edemeyen ve psikolojik bir inkâra kendini kaptırmış insanlarımızdan, kurumlarımızdan, devletimizden mi şikâyet etmeli? Biyolojik çeşitliliğimizin her geçen gün azalmasından, suyumuzun giderek tükenmesinden mi bahsetmeli?  2004 yılında Dünya Çevre gününde yürürlüğe giren 5177 sayılı yasa ile değişik 3213 sayılı maden yasası ile 100 bin Km² si Batı Anadolu da olmak üzere 159 bin Km² lik bir alanda maden arama ruhsatı verilmesinden mi?  Yeni müracaatlarla birlikte bu alanın 450 bin Km² yi bulmasından mı? Bu yasa ile tarih, kültür ve mitoloji kaynağı, dünyanın ikinci önemli oksijen merkezi Kazdağlarının nasıl yok olacağından mı? Yapılması planlanan barajlar ile yok olacak “Munzur Vadisi Milli Parkını” korumaya çalışan ve “Munzur’uma Dokunma” diyen Tuncelili duyarlı insanlarımızdan mı?

Ya da siz, tüm söylemek istediklerimi bir rapor halinde sunan TMMOB Çevre Mühendisleri Odası’nın, (www. cmo.org.tr) adresine girerek, “TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Çevre Durum raporu 2008 Yayınlandı” başlığını tıklayın. Çocuklarımıza mıntıka temizliği yaptırılırken, dünyamızın nereye doğru gittiğini görün. Hem siz okuyun, hem “muhitinize” okutun.

 


Gülseren Karaçizmeli
About the author:
1960 yılında Trabzon'da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimimi Trabzon'da tamamladı ve kaymakamlık ideali nedeniyle çok istediği Mülkiye'ye girdi. İnşaat sektöründe muhasebe ve finansman, tekstil şirketinde muhasebe ve finansman, kendi kurduğu atölyede batik ve el boyaması ürün üretimi işleriyle uğraştı. Yaklaşık yedi yıldır Mülkiyeliler Birliği İstanbul Şubesi'nde yöneticilik yapıyor.
Devamını Oku >>


Okur Yorumları  
 

 

Göster 1 1 Yorum

1. 07-07-2008 20:52

Mıntıka Temizliği
Eh, gerçekten darbe yapanlar dururken, darbe planlıyorlar diye "mıntıka temizliği" yapanlardan, gerçek çevre temizliği konusunda ne beklersiniz ki? 
:)))
Esat

Göster 1 1 Yorum

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.8 © 2007-2009 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
tepeyen1.jpg

tepeyen3.jpg

tepeyen2.jpg

derKi arama

Google
Web derki.com

Son Yorumlar

Issız ADA'm
benzer gözlerle seyretmişiz filmi......
...

Arıyorum... Babam Yok!
İkinci kere okumama rağmen, ilk defa...
...

Birey Olmak
Yeni platform hayırlı olsun...
...

Arıyorum... Babam Yok!
Reha yazini, samimiyetini, duygularini...
...

Tanrı Nedir?
internet explorer'da sırasıyla görünüm,...
...

 
© derKi.com Tüm hakları saklıdır.