Görüntülenme : 502  |
Sayfa 1 of 2 “İstisnalar ve arıza tipler
kaideyi bozar mı, yoksa safsata mıdır bu?” Müjde Özdemir tartışıyor yazısında.
Çoğu
kültürde kelimesi kelimesine aynı olmasa da şu anlama gelen bir deyiş mutlaka
vardır : İnsan yedisinde neyse yetmişinde de odur derler. Ardından da
“istisnalar kaideyi bozmaz” lafı ile bu ilk önerme güçlendirilmeye çalışılır.
Oysa toplu halde yapılacak bir “İstisnaların çokluğuna rağmen kaideyi bozmayız”
itirafı daha doğru olabilirdi belki.
Zamanın
lineer çizgisinin dışına çıkıp şimdiki yetişkinlerin çocukluklarına, ya da
şimdiki çocukların gelecekteki hallerine gitseydik eğer, şu istisnaların çokluğunu
bizzat tespit edebilirdik. Ancak şimdiki teknoloji buna izin vermediğinden,
kişilerin kendi çocukluğumuzdaki
durumlarına ait gözlemlerimizle, şu anki hallerini tespit arasında çıkarımlarda
bulunmakla yetinmek durumundayız. Buna da şükür.
Örneğin
çocukken kurallara uymamakta direnenler ve kendi kurallarında diretenler, en
iyi ihtimalle büyüdükçe toplumun dayattığı kurallara uymaya başlamış gibi
görünseler de görünürde sadece bizi uyutanlardır mesela. Bu tip asi ruhlar azınlıktadır
yine de. Gerçi çoğunun asiliği de inanmadıkları kurallar arasındaki
boşluklardan yararlanıp küçük yaramazlıklar yapmak suretiyle arıza tip olarak
etiketlenmekten başka işe yaramayacak kadar sönükleşmiştir. Çoğu erken dönemde
daha ev ortamındayken, ondan yırtabilenler bir sonraki durak olan eğitim
kurumlarında, o da mı olmadı iş hayatında “törpüleniverirler”. Kuralları
sorgulayarak dünyayı değiştirme potansiyelleri, kendileri tarafından konulmamış
kuralları kraldan kralcı davranarak koruma heveslisi yöneticilerin emri altında
heba edilir.
Bahçede
oynasın diye salıverildiğinde yedi mahalle öteden toplananlar da büyüdükçe çapı
büyütüp dünyanın dört köşesine dağılıvereceklermiş hissi uyandırırlar. Oysa kaç
tanesi dağların zirvesine tırmanmak, okyanusların derinine inmek, belgesel yapımcılığı
gibi uç meslek ve hobi geliştirebilmişlerdir ki? Büyüdüklerinde belgesel
meraklısı olmaları haricinde gezgin ve maceracı ruhlarını sandıklara gömmemiş
kaç tanesinin adını sayabilirsiniz o maceracı çocukluk arkadaşlarınızdan?
Çocukluğunda
saç fırçalarından kendine mikrofon yapan çocukların hepsi şarkıcı oluyor mu
mesela? Hoş son zamanlarda bilgisayar teknolojisi sayesinde herkes albüm
yapabildiğine göre, belki de bu gruptakilerin tek engeli vakti zamanında
muhafazakar kodlarına sıkı sıkıya yapışıp “Çocuğumu popçu ya da topçu yapmam
diyen ebeveynleri. Bazen medyanın gözümüze soktuğu sanatçı etiketlilere şöyle
bir baktığımda neden bunların aileleri bu kodu geliştirme konusunda mutasyon
geçirmişler acaba diye üzüldüğüm olmuyor değil o ayrı. Ama genele bakarsak kaç
çocuğun güzel sesi eğitim almadan kesiliveriyor acaba?
Her
sene badana yapmanıza sebep olan duvar boyayıcıların hepsi de büyüdüklerinde
ressam olmuyorlar elbet. Boya kalemlerini ellerinden düşürmemek suretiyle
yaratıcılıklarını konuşturan ufaklıkların, para kazandırmayan görsel sanatlara
eğilimlerinin önü itinayla kesilir. En iyi ihtimalle yılların ve çevrelerinin
onlara verdiği yöne göre tabelacılıktan bir ajansta grafikerliğe kadar yayılan
skalada yerlerini alırlar. Kendileri için değil, başkaları istediği için ve
başkalarının istediği şekilde yaratmanın hiç de yaratıcı olmadığının iç
sıkıntısının farkındalığıyla muhtemelen.
<< Başa Dön < Önceki 1 2 Sonraki > Sona Git >> |