Görüntülenme : 687  |
İki
sene önce yağmurlu bir çarşamba günü, ben ofiste günlük işlerimle ilgilenirken
cep telefonum çalıyor... Arayan ablam Berfu'nun gazeteci bir arkadaşı. Hayırdır
inşallah diyor ve açıyorum; cevabı bile beklenmeyen hızlı bir "Merhaba,
nasılsın?”dan sonra başlıyor söylenmeye. Morali bozuk, sesi kızgın geliyor. Bir
hırsızlık olayı oldu, artık böyle kalsın istemiyorum, dava açmak istiyorum, ne
yapılabilir bilmiyorum, daha önce de yapmışlardı, ses çıkarmamıştım, adamları
da tanıyorum, ama bu kadar da olmaz ki, ben göz yumdukça onlar çalmaya devam
ediyor...v s vs anlatıyor dakikalarca. Bir s yakalayıp araya giriyorum; bir
saniye dur şimdi, kim bu adamlar? Neyini çaldılar? Polise bildirdin mi?
diyebiliyorum peş peşe... Biliyorum çünkü, öyle kızmış ki konuşma boyunca bir
daha sözü alamayabilirim, elimde biraz veri olsun bari. Aklımda çeşitli
senaryolar canlanmaya başlıyor onu dinlerken, arabasını hep aynı otoparka
bırakıyor, içinden eşyaları kayboluyor herhalde diye düşünüyorum. O ilk başta
anlattıklarını tekrarlamaya başlıyor, sesi çaresiz, daha da kızgın! Hırsızlık,
bu resmen hırsızlık! Ne yani diyor, elimiz kolumuz bu kadar bağlı mı yani, hiç
bir şey yapamaz mıyız internet yüzünden diyor ve hukuk sisteminden, işleyiş
şeklinden şikayet etmeye başlıyor.
Bir saniye bir saniyee biiir saniiyeee, diye zar zor yeni bir es ten faydalanıp
giriyorum araya. Son cümlede kilit bir kelime yakalıyorum çünkü internet...
Nam-ı diğer sanal alem! Konuşmada 10. dakika itibariyle olay anlaşılıyor...
Kahramanımız ünlü bir spor yazarı-yorumcusu; internet üstünden yayınlanan bir
gazetede de belirli periyotlarla köşe yazıları yayınlanıyor. Sevilen, yazıları
ve programları takip edilen, orjinal fikirleri ve ciddi fanatikleri olan biri.
O kadar ki; rakip gazeteden birileri de kahramanımızın yazılarını yakinen takip
ediyor, dönem dönem kendi yazılarında kahramanımızın cümlelerinin hatta
paragraflarının aynılarına yer veriyor, hem de bire bir olarak. Fakat ufak bir
ayrıntıyı atlıyorlar sürekli; alıntı yaptıkları eser sahibinin ismine yer
vermeyi, e sonuç ne oluyor peki? Bizim güzelim alıntı oluyor size çalıntı! Almak
suç mu, değil. Peki çalmak, kesinlikle!
Hırsızlık Türk Ceza Kanunu anlamında ciddi müeyyideleri olan bir suçtur. Peki
nedir bu hırsızlığın tanımı? Kanun metnine baktığımızda; zilyedinin (yani
belirli bir hakka dayalı olarak elinde bulunduran kişinin) rızası olmaksızın
başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına yarar sağlamak
amacıyla bulunduğu yerden almak diye yapılıyor tanımı... Ve ekleniyor; ekonomik
değer taşıyan her türlü enerji de taşınır mal sayılır.
E ama olmadı şimdi; bir fikir yazısı, hatta internette yayınlanan bir yazı
taşınır mal sayılır mı ki? Sayılmaz değil mi. Hiii, eyvahlar olsun, yandık
bittik kül olduk. Bizim olay hırsızlığa girmiyor. Gitti güzelim fikirlerim
araştırmalarım elaleme yaar oldu... mu?
Hayır hayır hayır tabi ki. Kahramanımızın başına gelen de besbelli bir suçtur!
Bir eser söz konusu olduğu için, kahramanımızın eseri üstündeki hakkı kanunla
korunma altına alınmıştır ve fakat bir başkasıyla; Fikir ve Sanat Eserleri
Kanunu.
Öncelikle her somut olayın kendi içinde nüansları olduğunu ve bu ufak tefek
olduğu sanılan farkların her olayda hukuki sorumluluk bakımından çok farklı
sonuçlar doğurduğu gerçeğinin altını çizmek istiyorum.
Bu tür internet üstünden yapılan hukuka aykırı fillere ve ihlal edilen hakların
korunma kapsamına, son düzenlemelere göre genel hatlarıyla değinmek gerekirse;
dikkate almamız gereken iki farklı kanunun bize hakkımızı koruma bakımından
sağladığı olanakların mevcut olduğunu görürüz. Öncelikle İnternet Kanunu'ndaki
korunmadan faydalanabilmek için, sanal ortamda kahramanımız gibi kişilerin
ihlal edilen bir hakkı olması gerekiyor. Kahramanımızın başına gelen olaya
baktığımızda bahsettiğim diğer kanun gündeme geliyor. Kahramanımızın yazısı,
eser niteliği taşıdığından FSEK tarafından korunma altında bulunuyor ve başka
birinin yazıyı alıp kendisine aitmiş gibi göstermesi, kahramanımızın eseri
üstündeki hakkının bu kanun bakımından açık ihlali halini teşkil ediyor. Bu
gibi bir durumla karşı karşıya kalınması halinde; "içeriğin yayından
çıkarılması ve cevap hakkı" dava konusu edilebiliyor. Pek tabi ki İnternet
Kanunu’nun uygulanabilmesi için FSEK kapsamında korunan bir hakkın ihlali
gerekmiyor. Genel olarak herhangi bir kanunla korunan bir hakkın ihlali yeterli
oluyor. Ya da olayımızdan bağımsız olarak; kanunda açıkça atıfla Türk Ceza
Kanunun'da tek tek sayılan yedi suçtan birinin (mesela müstehcenlik, çocukların
cinsel istismarı, intihara yönlendirme) işleniyor olması (bu suçlar sınırlı
sayıda olarak belirlenmiştir) veya Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında
Kanunda yer alan suçlardan birinin işleniyor olması gerekiyor. Bu halde;
"erişimin engellenmesi kararı ve yerine getirilmesi" dava konusu
edilebiliyor.
Olayımıza dönecek olursak; kahramanımız (içerik nedeniyle hakları ihlal
edildiğini iddia eden kişi ), avukatı (ben) aracılığıyla içerik sağlayıcısına,
bu kişiye ulaşamaması halinde yer sağlayıcısına başvurarak kendisine
ilişkin içeriğin yayından çıkarılmasını ve yayındaki kapsamından
fazla olmamak üzere hazırladığı cevabı bir hafta süreyle internet
ortamında yayımlanmasını isteyebiliyor. İçerik veya yer sağlayıcı
kendisine ulaştığı tarihten itibaren iki gün içinde, talebi yerine
getirmek zorunda. Bu süre zarfında talep yerine getirilmediği takdirde
reddedilmiş sayılıyor. Bu takdirde; on beş günlük bir süre öngörülmüştür
kanunda. Bu süre içerisinde Sulh Hukuk Mahkemesine başvurarak içeriğin yayından
çıkarılması ve cevap hakkını kullanmak amacıyla talepte bulunabiliyor.
Başvurudan itibaren üç gün içinde duruşma yapılmaksızın hakim tarafından karara
bağlanan bu husus, karar kesinleştikten sonra, daha önce yapılan başvuruyu
yerine getirmeyen içerik veya yer sağlayıcısına tebliğinden itibaren
iki gün içinde içerik yayından çıkarılarak hazırlanan cevabın
yayımlanmasına başlanıyor. Sulh ceza hâkiminin kararını burada belirtilen
şartlara uygun olarak ve süresinde yerine getirmeyen sorumlu kişi,
altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılıyor. İçerik
veya yer sağlayıcının tüzel kişi olması halinde, bu fıkra hükmü yayın
sorumlusu hakkında uygulanıyor.
Bu kanunun sağladığı tek koruma bu değil tabi... Pek bilinmeyen bir bölge olan
bu sanal alemle ilgili bir problemle karşılaşıldığı zaman akla gelen ilk
sorulardan biri; "yukarıdaki açıklamalar iyi güzel hoş da bu sorumluları
nerden bulacağız biz şimdi sanal alemlerde?" oluyor.
Çok yeni bir düzenleme olan bu kanundaki maddeleri biraz daha irdeleyecek
olursak eğer; kişiler ve sorumlulukları bakımından çeşitli ayrılıklara yer
verildiğini görüyoruz. En başta işimize yarayan kural; bilgilendirme
yükümlülüğüne ilişkin. İçerik, yer ve erişim sağlayıcıları, yönetmelikle
belirlenen esas ve usûller çerçevesinde tanıtıcı bilgilerini kendilerine
ait internet ortamında kullanıcıların ulaşabileceği şekilde ve
güncel olarak bulundurmakla yükümlüler. Bu yükümlülüğü yerine getirmeyen
içerik, yer veya erişim sağlayıcısına; böyle bir durumun tespit
edilmesi halinde Başkanlık tarafından iki bin Yeni Türk Lirasından on
bin Yeni Türk Lirasına kadar idarî para cezası veriliyor.
Şimdi aşağıda sayacağım kişiler/kişilere dikkat!
1- İçerik sağlayıcı
2-Yer sağlayıcı
3-Erişim sağlayıcı
4-Toplu kullanım sağlayıcılarının yükümlülük ve ceza sorumlulukları
nedir?
İçerik sağlayıcı, internet ortamında kullanıma sunduğu her türlü
içerikten sorumludur ancak bağlantı sağladığı başkasına ait içerikten
sorumlu değildir. Meğerki; sunuş biçiminden, bağlantı sağladığı
içeriği benimsediği ve kullanıcının söz konusu içeriğe ulaşmasını
amaçladığı açıkça belli olsun. Yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriği
kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını
araştırmakla yükümlü değildir ama yer sağladığı hukuka aykırı içerikten,
ceza sorumluluğu ile ilgili hükümler saklı kalmak kaydıyla, haberdar
edilmesi halinde ve teknik olarak imkân bulunduğu ölçüde hukuka
aykırı içeriği yayından kaldırmakla yükümlüdür. Erişim sağlayıcı;
kendisi aracılığıyla erişilen bilgilerin içeriklerinin hukuka
aykırı olup olmadıklarını ve sorumluluğu gerektirip gerektirmediğini
kontrol etmekle yükümlü olmamakla birlikte; haklı nedenle talep halinde
hukuka aykırı içeriğin erişimini engellemekle, Sağladığı hizmetlere
ilişkin trafik bilgilerini altı aydan az ve iki yıldan fazla olmamak
üzere yönetmelikte belirlenecek süre kadar saklamakla ve bu bilgilerin
doğruluğunu, bütünlüğünü ve gizliliğini sağlamakla, Faaliyetine
son vereceği tarihten en az üç ay önce durumu Kuruma, içerik sağlayıcılarına
ve müşterilerine bildirmek ve trafik bilgilerine ilişkin kayıtları
yönetmelikte belirtilen esas ve usûllere uygun olarak Kuruma teslim
etmekle yükümlüdür. Yükümlülüklerden birini yerine getirmeyen
erişim sağlayıcısına Başkanlık tarafından on bin Yeni Türk Lirasından
elli bin Yeni Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.
Velev ki bu cezalar veriliyor olsun… Kanun yeterli mi ya da uygulamada ne gibi
sıkıntılara yol açar tartışılır ama; “bir” bu gibi durumlarda “sıfır”dan
iyidir.
Avukat Berrak Haşioğlu
B&H Hukuk Bürosu
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|