Görüntülenme : 515  |
Sayfa 1 of 3
Dünya gündeminde uzun süredir bazı
kavramlar kendisine yer buluyor: Dinlerarası diyalog, medeniyetler arası
ittifak, kültürler arası diyalog vs. Dünyanın daha fazla krizi kaldırmayacağı
kesin. Farklılıklar giderek daha “ayrıştırıcı” olarak görülüyor. Bunun için de
mutlaka çaba harcanması lazım. Ama gösterilmesi gereken çaba “diyalog” değil,
“empati” olmalı…
Diyalog sözlüklerde “karşılıklı
konuşma” olarak geçiyor. Bugün bir hahamın bir imamla veya bir papazın bir zen
rahibi ile diyalogunda herhangi bir sorun yok. Aynı şekilde farklı medeniyetlere
ait yazarlar, sanatçılar ve diğerleri de bir araya gelip diyalog
kurabiliyorlar. Diyalog güzel, romantik, ama aynı zamanda “tehlikeli ve boş”
bir sözcük.
Diyalog Yetmez…
Gerçek şu ki; Karşılıklı algılamaları
zihni konsensüse ulaştırıcı, ilke, içerik ve hududu belirli düşünce ve
aktiviteler bütünü olan diyalog yetersiz kalıyor. Diyalog; saf, duru, garazsız
insan sevgisini, toplumsal katmaların ve kültürel farklılıkların arasında çimento
olarak kullanıp insanlığı dağılmaktan, yıkılmaktan, işlersiz ve işlevsiz hale
gelmekten koruma ve muhafaza etme hedefi gözetse de, yetmez…
Küreselleşmenin her döneminde
uluslararası ticaret, kaynakları ve nakil yollarını paylaşım sorunları,
romantizm, dini ve milli aşırılıklar mutlaka artar. Buna itiraz etmek yerine
bununla yaşamayı öğrenmek gerekiyor. Küreselleşmenin yan etkilerini azaltmak
için ise dinler, kültürler ve medeniyetler arasında diyalog önermek sağlıklı
bir yaklaşım değil.
Çünkü akıldan çok duygulara hitap eden
bu sözcük kullanıldığında, bir soruya da cevap vermek gerekiyor; Bu
diyaloglarda tarafları kim temsil edecek? Bu yetki kime ait ve ona bu yetkiyi
kim verdi?
Seçkinlerin Hobisi;
Diyalog…
Bugüne kadar diyalog kapsamında
yürütülen çabalarda daima “tarafların” elitleri bir araya geldi. Bu
toplantılarda, buluşmalarda ve görüşmelerde zaten birbiri ile sorunu olmayan
veya olsa da bunu konuşarak, görüş alışverişinde bulunarak çözebilecek kimseler
yer aldı. Bu “diyalog” çabaları sınırlı bir kesimin siyasi bir zemindeki
gayreti olmaktan ileriye gidemedi. Söz konusu süreçlerde ortaya konulan çabanın
tabandan uzak kaldığını ve geniş kitleleri büyülemediğini itiraf etmek
gerekiyor.
Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğuna
mensup semazenlerin diyalog için Vatikan’daki gösterisi ve orada kardinallere
ve piskoposlara dağıttıkları tatlılar, kitaplar ve cd’ler “sorun çözmedi”…
Dini kurumların temsilcilerinin diğer
dinlerin önemli günlerini tebrik eden mesajlar yayınlamaları ve birbirini
ziyareti hiç de beklendiği gibi kimseyi vicdanını sorgulamaya yöneltmedi.
Bugüne kadar yürütülen çabalar Kıbrıs’ta, Keşmir’de, Dublin’de, Kosova’da veya
başka bir yerde sonuç vermedi. Bu toplantılar da alınan kararlar Basra’da,
İslamabad’da, Kandahar veya Tahran’da yankı bulmadı.
Şüphesiz aynı tanrıya inanan insanları
kendi içlerinde kitaplarına ve mabetlerine ayırmamak gerekli. Kuşkusuz farklı
kitapları ve farklı mabetleri yargılamak yerine, aynı ilahi güce ve ışığa
dayandıkları ile kabul etmek gerekli. Bunun için dinler ve mezhepler arasındaki
farklılıkları, birinin diğerine üstünlüğünü savunarak değil, hepsinin aynı
kapıya varan farklı yollar olduğunu düşünmek gerekli. Ama bunun yolu diyalog
değil.
Çünkü “diyalog” denildiği zaman, bu
diyalog için “taraflar” bulmak ve bu tarafların “çözmesi” gereken bir
“sorundan” söz etmek gerekir. İlahi değerler ve kutsal kavramlar söz konusu
olduğunda, kimse bir diğerini ikna edemez… Bu nedenle taraflardan, sorundan,
çözümden ve bunun için diyalogdan söz etmek yerine, farklı bir yol denenmeli.
21. Asır’da hala din, mezhep, mabet,
kitap ve medeniyet zemininde düşünüp, farklılıklardan korkarak yaşadığımız için
kendimizden utanmalıyız. Bize benzemeyenleri “öteki” diye görerek ve onları
tanımadıkları atalarının yaptıklarına göre değerlendirerek yolumuza devam
edemeyiz. Katolik Ortodoks’a, Müslüman Evanjeliste, Budist Musevi’ye bakarken,
onunla sorunları olduğunu, bu sorunların çözülebileceğini ve bunun için
tarafların temsilcilerinin bir araya geldiğini düşünmemeli.
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 Sonraki > Sona Git >> |