Görüntülenme : 1179  |
Sayfa 1 of 2
Geçen gün kendimi,
kötü hissettiğim bir telefon konuşmasının tam ortasında buldum. Bir cep
telefonu firmasını arayarak genel müdürlerinin ismini sordum. Telefonu açan
bayan da neden sorduğumu sordu. Aslında canım, bunu neden sorduğunu sormak
istemedi değil. Ama olayın tadını kaçırmamak ve ona sürpriz bir hediye
gönderileceğini beyan etmemek için aradığım firma adına bir davetimiz olacağını
söyledim. Ancak karşımdaki kişiyi yeterince ikna edememiş olacağım ki telefonu
açan bayan, sırayla birbirinden garip sorular sormaya başladı. “Konu nedir,
bizimle hiçbir ilgisi yok, başka biri ilgileniyor ama ismini veremem, başka bir
sorunuz yok herhalde ve çattt!” şeklindeki sıralamanın sonunda da telefonu
suratıma kapattı.
Aslında bu başıma
gelen ilk olay değil. Hatta bunun başka versiyonları da zaman zaman dikkatimi
çekmişti. Genellikle yurtdışı kaynaklı şirketlerde sıklıkla rastladığım bir
durum var; o da “Not iletme yetkim yok, mail adresi verme yetkim yok!” gibi
cevaplar… Bu nedenle bazen birine ulaşmak insanın saatlerini alabiliyor. Sonra
da bu şirketler, çalışanlarını onlarca para harcayarak zaman yönetimi gibi
seminerlere gönderiyorlar. Acaba süreçleri yönetsek, stratejileri yönetsek ve
hatta kendimizi yönetsek daha iyi olmaz mı diye de insan düşünmeden edemiyor.
Mesela bence görevi
sadece telefon açıp kapamak olan birinin canlı olmasına gerek yok Bu işi gayet
adaletli yapan, hatta aradığı için teşekkür bile eden robotlar var. Hem zaten
her türlü bilgi internet üzerinden fütursuzca paylaşılıyorken bir Bizans
kalesinin nöbetçilerinden farksız bir edayla kendini baraj olarak gören bu kız,
acaba neyin savaşını veriyor?
Elbette ki burada kişinin
niyetini de göz önünde bulundurabiliriz. Yani sonuçlanması gereken bir iş
varken, sırf kısıtlı ve sınırlı yetkilerin gölgesinde kalarak daha çok iş
yapmaktan bunalan bir bünyenin sıkılganlığıyla da karşı karşıya olabiliriz.
İşin bu yanı pek tabi ki meçhul!
Ama hadi öyle
olmadığını varsayalım.
Yani konumuz, asistanlık
mertebesine getirilmiş bir kızın henüz filizlenmeye başlamış egoları değil de bir
şirketin, koltuğun veya ünvanın ona verdiği güçle kendine canlı bir kalkan
yaratmaya çalışan kişilerin egolarından kaynaklı olduğunu düşünelim. Zaten
birini asiste etmek, tahammül etmenin formal bir modifikasyonu değil mi?
<< Başa Dön < Önceki 1 2 Sonraki > Sona Git >> |