Görüntülenme : 1432  |
Yeni yılın ilk yazısını beni her yönüyle mükemmel bir yaşama yaklaştıran
minik bir sırrımı paylaşmak için yazıyorum. Bu sırrı zaten bilenler ve
uygulayanları tebrik ediyorum. Sır olarak bahsettiğim şeyi daha önce denememiş
olanlar basitliğini gördükten sonra hayıflanmasınlar... Evet hayatımızı
mükemmel yapabilecek şeyi öğrenmek çok basit, uygulamak... Orası size kalmış!
Bu sırrı uygulamak için öncelikle hayatımızı nasıl geçirdiğimizi matematiksel
olarak ortaya koymak gerekiyor. Kendiminkini örnek olarak sunabilirim. 8 saat
uyumak bana iyi geliyor. 7 saat uykuyla da idare edebilirim. 6ya düşünce çok
verimli olamıyorum. Dolayısıyla günün üçtebirini uykuda geçiren biriyim. Kalan
16 saatin 11i işe giderken, dönerken ve çalışırken geçiyor. (eskiden 12-13
saatini ayırıyordum, işe yakın oturmanın, eve yakın çalışmanın ilk
faydası, haftada artı 10 saat) Bunun bir saati öğle
tatili olarak geçse de iş ortamından çok uzaklaşamadığım için onu da
işten sayalım. Geriye hayatımın muhteşem 5 saati kalıyor!
Formülümün ilk ayağı basit; bir gündeki saat sayısını 24ün
üzerine çıkaramayacağımıza göre değiştiremeyeceğimiz unsurları dışında
kalan kısmına hoşumuza giden şeyleri eklemek. Tabii ki bu 5 saatin içine bir
öğün, belki onun hazırlanması ve sonrasının toplanması, ertesi güne hazırlık ya
da evin düzenini sağlamakla ilgili zaman alan başka şeyler yapması gereken
insanlardansınız. Kendi başıma yaşamaya başladığım zamanlarda bunu kendi
kendime bir meydan okuma olarak algılayıp ev ve mutfak işlerinin gözünü
çıkarmıştım ve tüm bu muhteşem geçirebileceğim zamanlarımı çarşafları
ütüleyerek ya da yerleri cilalayarak geçirmekteydim. Ev işi nankördür
demelerinin nedenini anlamam uzun sürmedi neyse ki!
Ben de bu saatlerin hakkını verecek yeni aktiviteler ekledim hayatıma. Spor ve
dans özgür saatlerimin muhteşem geçmesini sağlayan yeni uğraşlarım oldu.
Haftanın birkaç gününü bu şekilde geçirmenin beni yormadığı
gibi aksine şarj ettiğini fark ettim. Fiziksel aktiviteyi sakin
olarak geçirdiğim başka uğraşlarla dengeledim. Bir hobi sahibi olmanın
hayatımızı nasıl değiştireceğini anlatmam zor. Sadece keyif için yaptığın
bir şeyde giderek ustalaşmanın keyfi bambaşka. Hatta biraz abartıp, bir
konuya enerji ayırıp sabırla uğraşarak potansiyelini ortaya çıkarmanın
güzelliğini yaşamaya ek olarak insanda herşeyi bu şekilde başarabileceğine
dair bir inanç oluşturuyor diyebilirim. Yaşayıp görmek size kalmış...
Belki yerler aynı sıklıkta cilalanmıyor ancak yaşanır bir ortam olmasını
sürdürüyorum evimin... Birçok insan kadar tv izlemeye de vaktim kalmıyor ancak
bunun da bir eksikliğini görmedim.
Sırrımın ikinci ayağı, hayatımızın içeriğini değiştiremeyeceğimiz kısımlarını,
belki işyerinde hergün yaptığımız işleri hep bir öncekinden farklı bir şeklide
yapmak. Bunun hayatımızın otomatiğe aldığımız kısımlarında tam bir
farkındalık getireceğinden emin olabilirsiniz. Yine kendi hayatımdan bir örnek;
gün içinde birsürü imza atmam gerekiyor, mesela önceden kontrol ettiğim
dosyalar bir yığın halinde imzalamam için geliyor. İnsanın hızla bitirmek
isteyeceği ve zihnini hiç çalıştırmadığı gibi imzasının bozulmasına kadar
varabilecek bir sıkıcılık içeren bu iş aslında gün içinde yaptığım en zevkli
şeylerden biri oldu. Çünkü her imza atışımda kendimin veya sevdiğim insanların
ağzından ismimle başlayan bir cümle duyduğumu hayal ediyorum: Pınar seni
seviyorum. Pınar seni özledim, Pınar seninle gurur duyuyorum... Hayatımda daha
bilinçli bir afirmasyon çalışması yaptığımı hatırlamıyorum ve bunu gün içinde
çalıştığım saatlerde yapmış oluyorum!
Hayatımın büyük bir kısmı değiştiremeyeceğim şeyleri değiştirmeye çalışmakla
geçti. Değiştirmem gereken şey kendimmişim meğer... Herhangi bir iş yapıyor
olabiliriz, ancak nasıl bir hayatımızın olacağı işimizle, hayatta sahip
olduklarımızla ya da etrafımızdaki insanlarla ilgili değilmiş, nasıl biri
olduğumuzla ilgiliymiş... Nasıl biri olduğumuzu bilmek yoldaki ilk durak,
olduğumuz kişiyi olmak istediğimiz kişi haline getirmek ondan sonraki belki de
son durakmış. Belki yol boyunca sürecek bu uğraş ise hayat
yolculuğunu en zevkli yolculuk hale getiriyormuş. Daha iyi bir hayat olmalı
diyenlere katılıyorum: Mükemmel bir hayat sürmek mümkün!
|
Pınar Derinbay |
| About the author: |
| Pınar Derinbay 8 Eylül 1976’da Ankara da doğdu. Ortaöğrenimini çeşitli okullarda tamamladıktan
sonra 1993’te A.Ü. SBF İşletme Bölümü’ne girdi, 1998’de mezun oldu. O zamandan
beri bir bankanın genel müdürlüğünde çalışmakta.
|
| Devamını Oku >> | |
|
|