Görüntülenme : 1701  |
Sayfa 1 of 4
Geçtiğimiz
sayılardaki röportajlarımızı okuyan bir okurumuzun bir mailinde yazdığı
satırlardan alıntı yaparak başlamak istiyorum bu sayıdaki sohbetimize. Okurumuz
demiş ki: "Cem Bey'in bazı yazılarını ve röportajlarınızı okudum... Biraz
katı buldum..... Sanki aşk ve sevgi eksik gibi geldi. Program, metod, öğreti
falan filan....hepsi tamam da, ne için bütün bunların hepsi?" Bu noktadan
yola çıkarak sormak istiyorum: Senin aktardığın öğretilerde aşk ve sevgi nerde?
Yoksa herşey kaskatı bir metodlar bütünü mü?
Asla
kaskatı metotlar bütünü değil. Eğer her şey yalnızca yöntemden oluşsaydı ya da
tam tersine her şey yalnızca sevmekten oluşsaydı hayat çok kolay olurdu; ama
mesele bunların ikisini uygun kıvamda karıştırmayı becerebilmekte. Bu konuda
Taocuların ateş ve su benzetmeleri vardır:
Ateş şehvet ya da dünyevi anlamda hareket, belki de bu anlamda metot
gibidir. Su ise duygular, sevgi ve şefkat anlamına gelir. Bütün mesele suyun ve
ateşin uygun karışımındadır. Eğer biri fazla olursa çok ciddi bir dengesizlik
yaratılır. Bunu ruhsal çalışmalarda çok sık görüyoruz. Bazı insanlar
yalnızca sevgiden bazıları ise yalnızca teknikten bahsedip duruyorlar. Ne
yazık ki mesele bu değil. Tüm evren sevgi üzerine dönerken nasıl her şeyi
metoda indirgeyebiliriz ki? Hatırlarsan ben yolda olmak aşık olmaktır demiştim. Fakat bir kez daha şunu da eklemeliyim: İnsanlar
bir takım kavramları çok ezbere kullanıyor ve üzerinde hiç düşünmüyorlar. Sevgi
de bunlardan bir tanesi. Ruhsal yolculuğun ilk adımlarından bir tanesi dairevi
ve kısır döngüye takılmış düşünceyi bırakıp lineer, bir çizgi üzerinde
ilerleyen ve gelişimci düşünce modeline geçmeyi gerektirir. Bu düşünce tarzına
geçiş yapıldığında o zaman bu kavramlar daha iyi yerine oturacaktır. Bu
arada Ölümsüz Destanlarının 2. Kitabı Daimon, tümüyle sevgi meselesi üzerine
bir kitap olacak.
Aslında
ben de senin gibi düşünüyorum bu konuda. Sevgi kavramı çok ayağa düşürülüyor,
bir nev'i kavramsal yalamaya uğruyor. Bu birçok kavram ve ifade için de
geçerli. Mesela "içinizdeki sesi dinleyin" o kadar yalama oldu ki
artık gerçek mesaj kimselere ulaşmıyor. Dinlemiyor bile insanlar böyle
mesajları çünkü evrenin temeli olan sırları sticker haline getirip,
dolarplarımıza yapıştırıyor veya komedi filmlerinde malzeme edip dalga
geçiyoruz. Halbuki en ihtiyacımız olan halen o bilgiler.
Evet
doğru söylüyorsun. İçimizdeki ses, yüreğinin götürdüğü yere git, sevgi, zaten
orada değil miyiz ve bütün bu sloganları uzattıkça uzatabiliriz. Zaman zaman
insanlar bana yazıp "bu işin kısa yolu nedir?" gibi sorular
soruyorlar. Kısa bir yol yok ki. Keşke olsa. Bir insanın enerjisinin gelişimi
ile çam ağacının gelişimi bire bir aynı süreyi alıyor: 7 sene. İster günde 15
saat çalış ister 2 saat, bu süreyi kısaltamıyorsun. Enerji kendini 7 senede
olgunlaştırabiliyor. Yapacak bir şey yok. Kavramlar çok önemli. Kavramlar bizim
gerçekliğimizi kurmamıza yardımcı oluyorlar, bu nedenle kavramlar üzerinde düşünmeli
ve ardından kavramların arka planındaki boşluğa ulaşmayı başarabilmeliyiz. Ruhsal
çalışmaların çok önemli önşartlarından bir tanesi de gevşeme ya da daha doğru
bir şekilde ifade edersek çözünme. Bunun nedeni olguların temel itibariyle
yaratıcı boşluktan oluşması. Çin felsefesinde bu durum Song kavramı ile ifade
ediliyor. Song, yaratılan orijinal kaynağa doğru çözünmek ya da erimek anlamına
geliyor. Örneğin, bedenimizi gevşetirken song olmaya çalışıyoruz. Ünlü bir T'ai
Chi eğitmeni öğrencilerine sürekli olarak Song der dururdu. "Song olun, eğer
birazcık bile song değilseniz o zaman hiç song değilsiniz," derdi. Sonra
bir gün bir rüya görmüş, rüyada kolları yokmuş. "İşte o zaman song'un ne
olduğunu anladım," demiş. Bedenimize song uygulamaya başladığımızda onu
çözündürürüz. Dıştaki bir gevşeme yeterli değildir. Bir süre sonra en
alttaki kaynağa, yani boşluğa ulaşırız ve orada enerji buluruz. Buna kong jing
denir. Yani boşluğun enerjisi. Akıl almaz güçlüdür. Her şeyi yapabilirsin o
enerjiyle. Elbette doğru yöntemi bilmek kaydıyla. Kavramlar için de geçerlidir
bu durum. Meditasyona oturduğumuzda bir şeyler hayal etmeyiz, kafamızda güzel
bir manzara filan da canlandırmayız. Kavramları izler ve ardından onları
çözündürüp ardındaki boşluğa ulaşırız. O boşluk bize aynı zamanda kavramların
gerçek doğasını anlatır. Oysa bakıyorum herkes meditasyon yapıyor. Ne
yapıyorsunuz dediğimde bana neler hayal ettiklerini anlatıyorlar. Ama
meditasyon tam kelime karşılığı olarak "Arada durmak" anlamına
gelir. Yani yaşamla ölümün, geçmişle geleceğin, varlıkla yokluğun arasında
olmak. Bir şey hayal ederek bu nasıl mümkün olabilir ki?
7 sene
dedin de bir insan 7 senelik sürece başladığını nasıl anlar peki? Her spiritüel
kitap okumaya başlayan bu süreçte midir?
Hasan,
aslında ruhunda bir çağrı duyan herkes bence ruhsal gelişim yolunda ilerlemek
için bir adaydır. Bu nedenle, insanların uyguladıkları teknikler hatalı bile
olsa ben bu insanların tamamının, bu yaşamda ruhsal gelişim yoluna adım atmış
ve burada ilerlemek üzere çalışan insanlar olduklarına inanıyorum. Bu insanlara
büyük bir sevgi duyuyorum. Ama zaman zaman çok öfkelendiğim de oluyor. Bu öfke
eşitin olan birisine duyduğun öfke değil de daha çok çocuğuna ya da sevgili öğrencine
duyduğun öfke gibi bir şey; yani içinde şefkat olan bir öfke (biliyorum çoğu
zaman dışarıdan öyle görünmüyor). Hatalı yollarda yürüyenleri gördüğümde
üzülüyorum, onları hatalı yollara çekenleri gördüğümde kızıyorum. Uzattığımı
biliyorum ama söylemek istediğim bir işi başarmaya aday olan insanı, uyguladığı
yönteme bakarak değerlendirmemizin doğru olmayacağı. Yani günümüzde ruhsal
yolda ilerlediğini söyleyen ve hatalı yolda ilerleyen bir insan elbette ki
ruhsal gelişime adaydır. Yalnızca hatalı yöntemi kullanıyordur. Bizim görevimiz
ise kalbimizdeki şefkat ile onlara doğru olan yolu göstermeye çalışmak. Elbette
zaman zaman öfkelendiğimiz, üzüldüğümüz ya da kalabalıklardan uzaklaştığımız
zamanlar olacak. Elbette zaman zaman yanlış anlaşıldığımız zamanlar
olacak. Bunlarda bir sakınca yok. Bir şey yitirmekten korkmadan doğru olanı
söyleyecek ve EN ÖNEMLİSİ, ÖZGÜR İRADEYE MÜDAHALE ETMEYECEĞİZ; çünkü ona tanrı
bile müdahale etmiyor. Özgür iradesini kullanan insan ise hata yapabilir ve bu
da onun deneyimini oluşturur. Şimdi 7 yıllık süreç soruna geri dönersem;
hayır ruhsal yolda yürüdüğünü iddia eden herkes ne yazık ki bu süreci başlatmış
olmuyor. Doğru yöntemi kullanmaya başladıktan sonra enerji tam 7 sene içinde
gelişiyor. Hatırlarsan daha önceki yazılarımızda ruhsal gelişim yolunda
ilerlemek için 4 temel şarttan bahsetmiş ve bunlardan ilkinin "Doğru
yöntem ve doğru ustayı bulmak" olduğunu anlatmıştım.
Bir kişi
kullandığı yöntemin hatalı olup olmadığını nasıl anlar peki?
Zamanında
büyüklerimden bir tanesi, Fransızcadan dilimize girmiş bir kelimeyi hatalı
söylediğimde, "Evladım bilmediğiniz kelimeleri kullanmayın; onun yerine
bildiklerinizi kullanın," demişti. Ben de ona, "Haklısınız, ama ben o
kelimeyi hatalı bildiğimi bilmiyorum ki," demiştim. O da bunun üzerine
bana hak vermişti. Sanırım ruhsal yolda ilerlerken durum da bu. Samimi olmak
gerekirse, kısa yolların tamamı hatalıdır. Ruhsal gelişimde kısa yol diye
bir şey yoktur ilk olarak. Öyle bir günde kundalini uyandırmalar. karma
temizlemeler, enerji bedeni uyandırmalar filan olmaz. Nereden biliyorsun diye
sorarsan bunları yapabilen insanları tanıdığımı söyleyebilirim. Bunları
yapabilen insanların neler yapabildiklerini biliyorum. Dahası bunları yapabilen
insanların bunları yapabilmek için ne kadar büyük bir emek harcadıklarını da
biliyorum. Şimdi eğer kendini bu insanlardan daha yetenekli sananlar varsa
hemen bunu söyleyeyim, bu insanlar, sabahları sağlıklı yaşam için koşan
insanların yanında olimpiyatlarda rekor kıran atletlere benziyorlar. Yani çok
yetenekliler. Eğer bana onların yöntemleri yavaştı, artık zaman hızlandı,
yok foton kuşağı geldi, efendim yeni afla beta gerçekliğinde artık
bilinçaltından kuantum alanlarına iniyor, bilmem ne bedenimizi programlıyor
bunun üzerine bir an önce bu ruhsal gelişim aşamalarını olduruveriyoruz diyen
arkadaşlar varsa onlara diyecek bir şey bulamıyorum elbette. Özgür iradeye
müdahale edemeyeceğimiz için her ne kadar buna tanık olmaya çok üzülsem de
onların kendi hatalarını yapıp kendi deneyimlerini yaşamalarını izlemekten başka
bir şey yapamıyorum. Samimi olmak gerekirse ruhsal gelişim adımlarının
çok net göstergeleri vardır ve bunlar konusunda kandırmaca yapamazsınız.
Örneğin, eğer yin ve yang, ya da dişi ve erkek enerjiyi bedeninizde birleştirdiğinizi
iddia ediyorsanız, mecbursunuz bana maddeleri hareket ettirdiğinizi, elinizle
en azından küçük bir saman yığınını yaktığınızı göstereceksiniz. Buna
benzer bir sürü bedende ya da bedenin dışında yapılan testler vardır. Kundalini
uyandığında göstergeleri, aydınlanmanın göstergeleri, kişisel karmanın bittiğinin
göstergeleri vardır. Eğer okuyucularımız çok merak ederlerse bunları patanjali
sutralardan, taocu kitaplara kadar günümüzde çevirisi yapılmış pek çok kadim
kaynakta bulabilirler. Şimdi, doğru yöntem ve doğru usta ne yazık ki biraz da
kaderdir.
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 Sonraki > Sona Git >> |