tepeyanaydin
tepealtberna
Cem-i Muhabbet - 1
Yazar Hasan Sonsuz Çeliktaş   
 

Görüntülenme : 1701    


Geçtiğimiz sayılardaki röportajlarımızı okuyan bir okurumuzun bir mailinde yazdığı satırlardan alıntı yaparak başlamak istiyorum bu sayıdaki sohbetimize. Okurumuz demiş ki: "Cem Bey'in bazı yazılarını ve röportajlarınızı okudum... Biraz katı buldum..... Sanki aşk ve sevgi eksik gibi geldi. Program, metod, öğreti falan filan....hepsi tamam da, ne için bütün bunların hepsi?" Bu noktadan yola çıkarak sormak istiyorum: Senin aktardığın öğretilerde aşk ve sevgi nerde? Yoksa herşey kaskatı bir metodlar bütünü mü?

 

Asla kaskatı metotlar bütünü değil. Eğer her şey yalnızca yöntemden oluşsaydı ya da tam tersine her şey yalnızca sevmekten oluşsaydı hayat çok kolay olurdu; ama mesele bunların ikisini uygun kıvamda karıştırmayı becerebilmekte. Bu konuda Taocuların ateş ve su benzetmeleri vardır:  Ateş şehvet ya da dünyevi anlamda hareket, belki de bu anlamda metot gibidir. Su ise duygular, sevgi ve şefkat anlamına gelir. Bütün mesele suyun ve ateşin uygun karışımındadır. Eğer biri fazla olursa çok ciddi bir dengesizlik yaratılır. Bunu ruhsal çalışmalarda çok sık görüyoruz. Bazı insanlar yalnızca sevgiden bazıları ise yalnızca teknikten bahsedip duruyorlar.  Ne yazık ki mesele bu değil. Tüm evren sevgi üzerine dönerken nasıl her şeyi metoda indirgeyebiliriz ki? Hatırlarsan ben yolda olmak aşık olmaktır demiştim.  Fakat bir kez daha şunu da eklemeliyim: İnsanlar bir takım kavramları çok ezbere kullanıyor ve üzerinde hiç düşünmüyorlar. Sevgi de bunlardan bir tanesi. Ruhsal yolculuğun ilk adımlarından bir tanesi dairevi ve kısır döngüye takılmış düşünceyi bırakıp lineer, bir çizgi üzerinde ilerleyen ve gelişimci düşünce modeline geçmeyi gerektirir. Bu düşünce tarzına geçiş yapıldığında o zaman bu kavramlar daha iyi yerine oturacaktır. Bu arada Ölümsüz Destanlarının 2. Kitabı Daimon, tümüyle sevgi meselesi üzerine bir kitap olacak.

 

 

Aslında ben de senin gibi düşünüyorum bu konuda. Sevgi kavramı çok ayağa düşürülüyor, bir nev'i kavramsal yalamaya uğruyor. Bu birçok kavram ve ifade için de geçerli. Mesela "içinizdeki sesi dinleyin" o kadar yalama oldu ki artık gerçek mesaj kimselere ulaşmıyor. Dinlemiyor bile insanlar böyle mesajları çünkü evrenin temeli olan sırları sticker haline getirip, dolarplarımıza yapıştırıyor veya komedi filmlerinde malzeme edip dalga geçiyoruz. Halbuki en ihtiyacımız olan halen o bilgiler.

 

Evet doğru söylüyorsun. İçimizdeki ses, yüreğinin götürdüğü yere git, sevgi, zaten orada değil miyiz ve bütün bu sloganları uzattıkça uzatabiliriz. Zaman zaman insanlar bana yazıp "bu işin kısa yolu nedir?" gibi sorular soruyorlar. Kısa bir yol yok ki. Keşke olsa. Bir insanın enerjisinin gelişimi ile çam ağacının gelişimi bire bir aynı süreyi alıyor: 7 sene. İster günde 15 saat çalış ister 2 saat, bu süreyi kısaltamıyorsun. Enerji kendini 7 senede olgunlaştırabiliyor. Yapacak bir şey yok. Kavramlar çok önemli. Kavramlar bizim gerçekliğimizi kurmamıza yardımcı oluyorlar, bu nedenle kavramlar üzerinde düşünmeli ve ardından kavramların arka planındaki boşluğa ulaşmayı başarabilmeliyiz. Ruhsal çalışmaların çok önemli önşartlarından bir tanesi de gevşeme ya da daha doğru bir şekilde ifade edersek çözünme. Bunun nedeni olguların temel itibariyle yaratıcı boşluktan oluşması. Çin felsefesinde bu durum Song kavramı ile ifade ediliyor. Song, yaratılan orijinal kaynağa doğru çözünmek ya da erimek anlamına geliyor. Örneğin, bedenimizi gevşetirken song olmaya çalışıyoruz. Ünlü bir T'ai Chi eğitmeni öğrencilerine sürekli olarak Song der dururdu. "Song olun, eğer birazcık bile song değilseniz o zaman hiç song değilsiniz," derdi. Sonra bir gün bir rüya görmüş, rüyada kolları yokmuş. "İşte o zaman song'un ne olduğunu anladım," demiş. Bedenimize song uygulamaya başladığımızda onu çözündürürüz.  Dıştaki bir gevşeme yeterli değildir. Bir süre sonra en alttaki kaynağa, yani boşluğa ulaşırız ve orada enerji buluruz. Buna kong jing denir. Yani boşluğun enerjisi. Akıl almaz güçlüdür. Her şeyi yapabilirsin o enerjiyle. Elbette doğru yöntemi bilmek kaydıyla. Kavramlar için de geçerlidir bu durum. Meditasyona oturduğumuzda bir şeyler hayal etmeyiz, kafamızda güzel bir manzara filan da canlandırmayız. Kavramları izler ve ardından onları çözündürüp ardındaki boşluğa ulaşırız. O boşluk bize aynı zamanda kavramların gerçek doğasını anlatır. Oysa bakıyorum herkes meditasyon yapıyor. Ne yapıyorsunuz dediğimde bana neler hayal ettiklerini anlatıyorlar. Ama meditasyon tam kelime karşılığı olarak "Arada durmak" anlamına gelir. Yani yaşamla ölümün, geçmişle geleceğin, varlıkla yokluğun arasında olmak. Bir şey hayal ederek bu nasıl mümkün olabilir ki?

 

 

7 sene dedin de bir insan 7 senelik sürece başladığını nasıl anlar peki? Her spiritüel kitap okumaya başlayan bu süreçte midir?

 

Hasan, aslında ruhunda bir çağrı duyan herkes bence ruhsal gelişim yolunda ilerlemek için bir adaydır. Bu nedenle, insanların uyguladıkları teknikler hatalı bile olsa ben bu insanların tamamının, bu yaşamda ruhsal gelişim yoluna adım atmış ve burada ilerlemek üzere çalışan insanlar olduklarına inanıyorum. Bu insanlara büyük bir sevgi duyuyorum. Ama zaman zaman çok öfkelendiğim de oluyor. Bu öfke eşitin olan birisine duyduğun öfke değil de daha çok çocuğuna ya da sevgili öğrencine duyduğun öfke gibi bir şey; yani içinde şefkat olan bir öfke (biliyorum çoğu zaman dışarıdan öyle görünmüyor). Hatalı yollarda yürüyenleri gördüğümde üzülüyorum, onları hatalı yollara çekenleri gördüğümde kızıyorum. Uzattığımı biliyorum ama söylemek istediğim bir işi başarmaya aday olan insanı, uyguladığı yönteme bakarak değerlendirmemizin doğru olmayacağı. Yani günümüzde ruhsal yolda ilerlediğini söyleyen ve hatalı yolda ilerleyen bir insan elbette ki ruhsal gelişime adaydır. Yalnızca hatalı yöntemi kullanıyordur. Bizim görevimiz ise kalbimizdeki şefkat ile onlara doğru olan yolu göstermeye çalışmak. Elbette zaman zaman öfkelendiğimiz, üzüldüğümüz ya da kalabalıklardan uzaklaştığımız zamanlar olacak. Elbette zaman zaman yanlış anlaşıldığımız zamanlar olacak. Bunlarda bir sakınca yok. Bir şey yitirmekten korkmadan doğru olanı söyleyecek ve EN ÖNEMLİSİ, ÖZGÜR İRADEYE MÜDAHALE ETMEYECEĞİZ; çünkü ona tanrı bile müdahale etmiyor. Özgür iradesini kullanan insan ise hata yapabilir ve bu da onun deneyimini oluşturur. Şimdi 7 yıllık süreç soruna geri dönersem; hayır ruhsal yolda yürüdüğünü iddia eden herkes ne yazık ki bu süreci başlatmış olmuyor. Doğru yöntemi kullanmaya başladıktan sonra enerji tam 7 sene içinde gelişiyor. Hatırlarsan daha önceki yazılarımızda ruhsal gelişim yolunda ilerlemek için 4 temel şarttan bahsetmiş ve bunlardan ilkinin "Doğru yöntem ve doğru ustayı bulmak" olduğunu anlatmıştım.

 

 

Bir kişi kullandığı yöntemin hatalı olup olmadığını nasıl anlar peki?

 

Zamanında büyüklerimden bir tanesi, Fransızcadan dilimize girmiş bir kelimeyi hatalı söylediğimde, "Evladım bilmediğiniz kelimeleri kullanmayın; onun yerine bildiklerinizi kullanın," demişti. Ben de ona, "Haklısınız, ama ben o kelimeyi hatalı bildiğimi bilmiyorum ki," demiştim. O da bunun üzerine bana hak vermişti. Sanırım ruhsal yolda ilerlerken durum da bu. Samimi olmak gerekirse, kısa yolların tamamı hatalıdır. Ruhsal gelişimde kısa yol diye bir şey yoktur ilk olarak. Öyle bir günde kundalini uyandırmalar. karma temizlemeler, enerji bedeni uyandırmalar filan olmaz. Nereden biliyorsun diye sorarsan bunları yapabilen insanları tanıdığımı söyleyebilirim. Bunları yapabilen insanların neler yapabildiklerini biliyorum. Dahası bunları yapabilen insanların bunları yapabilmek için ne kadar büyük bir emek harcadıklarını da biliyorum. Şimdi eğer kendini bu insanlardan daha yetenekli sananlar varsa hemen bunu söyleyeyim, bu insanlar, sabahları sağlıklı yaşam için koşan insanların yanında olimpiyatlarda rekor kıran atletlere benziyorlar. Yani çok yetenekliler. Eğer bana onların yöntemleri yavaştı, artık zaman hızlandı, yok foton kuşağı geldi, efendim yeni afla beta gerçekliğinde artık bilinçaltından kuantum alanlarına iniyor, bilmem ne bedenimizi programlıyor bunun üzerine bir an önce bu ruhsal gelişim aşamalarını olduruveriyoruz diyen arkadaşlar varsa onlara diyecek bir şey bulamıyorum elbette. Özgür iradeye müdahale edemeyeceğimiz için her ne kadar buna tanık olmaya çok üzülsem de onların kendi hatalarını yapıp kendi deneyimlerini yaşamalarını izlemekten başka bir şey  yapamıyorum. Samimi olmak gerekirse ruhsal gelişim adımlarının çok net göstergeleri vardır ve bunlar konusunda kandırmaca yapamazsınız. Örneğin, eğer yin ve yang, ya da dişi ve erkek enerjiyi bedeninizde birleştirdiğinizi iddia ediyorsanız, mecbursunuz bana maddeleri hareket ettirdiğinizi, elinizle  en azından küçük bir saman yığınını yaktığınızı göstereceksiniz. Buna benzer bir sürü bedende ya da bedenin dışında yapılan testler vardır. Kundalini uyandığında göstergeleri, aydınlanmanın göstergeleri, kişisel karmanın bittiğinin göstergeleri vardır. Eğer okuyucularımız çok merak ederlerse bunları patanjali sutralardan, taocu kitaplara kadar günümüzde çevirisi yapılmış pek çok kadim kaynakta bulabilirler. Şimdi, doğru yöntem ve doğru usta ne yazık ki biraz da kaderdir.

 

 



Okur Yorumları  
 

 

Gönderilen yeni yorum yok

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.8 © 2007-2009 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
tepeyaneric tepeyanturk tepeyankiskan

derKi arama

Google
Web derki.com

Son Yorumlar

Issız ADA'm
benzer gözlerle seyretmişiz filmi......
...

Arıyorum... Babam Yok!
İkinci kere okumama rağmen, ilk defa...
...

Birey Olmak
Yeni platform hayırlı olsun...
...

Arıyorum... Babam Yok!
Reha yazini, samimiyetini, duygularini...
...

Tanrı Nedir?
internet explorer'da sırasıyla görünüm,...
...

 
© derKi.com Tüm hakları saklıdır.