Görüntülenme : 1532  |
Sayfa 1 of 2
Güneşin bulutlarla
saklandığı, kasvetli havaları severim ben. Devamında yağmur gelirse hele, -ince
ince veya deli gibi fark etmez- daha da muhteşem olur. En üretken olduğum
zamanlar böyle havaların zamanlarıdır. Güneşi sevmediğimi çıkarmayın ama bu
yazdıklarımdan. Bana doğrudan değme zamanı kısa olduğu sürece başımın üstünde
yeri var. Bir gölgede, mümkünse bir ulu ağacın altında otururken meselâ,
yaptığı oyunları izlemeye bayılırım. Denizin üstünde suyla oynaşmasını da
saatlerce izleyebilirim. Doğuşu ve batışı hepiniz gibi beni de canımdan vurur.
Ama yağmurun yeri başkadır. Karadeniz genlerim mi, sonbaharda doğmak mı, “hüzün
insanı” olmak mı buna neden oluyor, bilmem:) Bugün boğaz kıyısında yaptığım
yürüyüş esnasında gözümün içine, içine girdikçe güneş, bu geldi yine aklıma.
Güneş gözlüğü denen şeyi de hiç sevmem ama taktım mecbur. Sonra eskiden yani
güneş gözlüğü icat edilmemişken, “Benim durumumda olanlar ne yapardı yazık”
diye geçti aklımdan. Derken “Peki gözlük ne zaman icat oldu acaba? Hadi güneş
gözlüğü neyse de görme bozukluğu olanlar ne yaparmış ki?” diye dertlene, düşüne
bitti yürüyüşüm. İşin peşini bırakmadım, bir araştırma yaptım, benim gibi merak
edenler varsa merakları dinsin diye de bu yazıyı yazmaya başladım.
Şimdi efendim, pek
tabii ki gözlük icat edilene ve yaygın kullanılmaya başlanana kadar da
gözlerinde görme sorunu olan insanlar varmış. Bu insanlar ne yazık ki gözleri
yakını, uzağı görememeye başladığında yapacak birşeyleri olmadığından
görebildikleri kadar yaşamaya mecbur kalmışlar.
Gözlüğün ana
malzemesi olan camın mazisi 4500 yıl evveline gidiyor. Antik dünya insanı camın
cisimleri büyüttüğünü biliyor. MÖ 1000 yılına ait bulunmuş cam örnekleri ile
büyütecin o zamanlarda kullanıldığı da ispatlanmış.
Camın gözlük
haline gelmesi ise çok sonraları mümkün olmuş. Gözlüğün 13. Yüzyılda yani
Ortaçağda İtalya’da icat edildiği düşünülmekte. O dönemde İtalya’da, Murano
adasında cam atölyeleri var ve işleme sırları bilinmesin diye de bu atölyelerde
çalışan cam ustalarının adadan çıkması yasak. (Günümüzde adaya turistik turlar
düzenleniyor hâlâ, bilenler bilir. Cam ilgi alanınızdaysa adanın tarihçesini ve
dolayısıyla camın tarihçesini araştırın derim, ilginç zira) İşte muhtemelen bu
adada yaşayan bir cam ustası 1250 veya 1280 yıllarında gelecekte milyarlarca
insanın hayatını değiştirecek bu icadı gerçekleştiriyor. Gözlüğün icadındaki en
önemli etkenin ise ışığın kırılmasının Arap-İslam bilim adamları tarafından tesbiti
ile optik biliminde kullanılması olduğu söyleniyor.
İlk gözlüklerin
mercekleri konveks, yani dışbükey olduğu için sadece yakını görme
problemi olanların derdine çare olmuş. Gözlüğün daha çok yakını görme yani
okuma amaçlı kullanılması ve konkav yani içbükey merceklerin üretiminin daha
zor, pahalı olması nedeniyle üretilmesi yüzyıllar sonra mümkün olduğundan uzağı
görme sorunu olanlar o kadar şanslı olamamışlar ve 15. yüzyıla kadar da
beklemek zorunda kalmışlar.
14. Yüzyılda Katolik Manastırları’nın hızla yayılması ile gözlük Avrupa’da din
adamları arasında kullanılmaya başlamış. O dönem Avrupa’sının okuyan- yazanı
din adamlarından müteşekkil zira. Halk arasında gözlüğün yaygın kullanımı henüz
söz konusu değil bu nedenle.
15. Yüzyılda
matbaanın Johannes Gutenberg tarafından keşfi ve Luther Reformları, hiçbir dönemde
olmadığı kadar çok kitap basılması ve okuma-yazmanın hızla artmasına neden
olduğundan, gözlük üretimini de hızla arttırmış. İlk gözlük çerçeveleri, demir,
tahta, boynuz ve kemik malzeme kullanarak üretilmiş.
16 yüzyılda ise
gözlük farklı biçimlerde üretilmeye başlamış. Özellikle bu dönemde geniş deri
kordonlu kafaya bağlanabilen gözlükler, ya da ipli gözlük ve kulağa takılarak
kullanılan çerçeveler çok artmış.
<< Başa Dön < Önceki 1 2 Sonraki > Sona Git >> |