Görüntülenme : 1778  |
Ben genel olarak
gündem tabir edilen yapay tartışmaları takip etmeyi pek sevmiyorum. Bu tür
tartışmaların genelde hiçbir faydası olmaz. “Mass media” tabir edilen geniş
kitle medyalarında tartışılan konular, çok önceden uygulanmaya başlanmış olan
politik stratejilerin bir uzantısı olduğu için tartışmanın bir anlamı yoktur.
Konuşur konuşur durursunuz, herkes sizin ne kadar ciddi olduğunuzu düşünür ama
ortaya hiçbir şey koymadan para kazanmanın çiğ rahatlığını yaşarsınız.
Bilmem kimse
farkına varıyor mu ama son zamanlarda dünyada en çok gelişmeye gebe olan konu
Nükleer Silahlar… İran krizi üzerinden bizim kulağımıza şöyle bir çalınan
mevzu, aslında dünyanın yeni düzeninin kurulurken oluşan dengelerinin
ipuçlarını içinde barındırıyor. Ama kimin umurunda değil mi? Birileri kurar
düzeni, biz de uyarız…
Amerika Birleşik
Devletleri, dünya üzerinde yeni bir nükleer silahlanma yarışının başlama
düdüğünü yakın zaman önce çaldı.
Bu özetle, yeni
dünya düzeninde tarafların belli olması anlamına da geliyor.
Amerikan Nükleer
savunma sisteminin ilk nükleer füze testinde başarı sağlaması ki bu test
sırasında sadece veri toplanma amacı güdülüyordu, ancak füze de uzayda vuruldu,
böylece nükleer füzelere karşı savunmanın mümkün olduğu ortaya çıktı.
Tabii bu daha
hikayenin başlangıcı. Amerikan füze savunma sistemi 2009 yılında Çin’in tüm
nükleer silahlarının kullanılması durumunda bile başarılı olma ihtimalini hayli
azaltacak. Tabii buna Çin’in cevabı daha çok füze üretip, teknolojisini
geliştirmek olacak.
Rusya’nın oyunda
yeri yok. Onlar zaten Amerika’yı on kere yok edecek kadar nükleer silaha sahip
oldukları için kimse onlarla uğraşmıyor. Ve zaten stratejik güç olmaktan
çıktıkları için de bu nükleer silahlar, düşmanlarından çok kendileri için tehlikeli.
Her an bir nükleer silah mafya vasıtası ile birilerinin eline geçebilir veya
bakımsızlıktan bir nükleer felaket yaşanabilir.
Peki nükleer
silahlarda yaşanan bu dinamizm ne anlama geliyor? En basit anlamıyla, bu
tehlikeli bir tırmanışın göstergesidir. Dünya üzerinde yaşanacak bir güç
savaşında nükleer silahların daha aktif rol alacağını öngörebiliriz.
Soğuk savaş
sırasında aşırı nükleer silahlanma nedeniyle bu silahların kullanılabilirliği
ortadan kalkmıştı. Ancak yeni süper güç Çin’in elinde yeterince nükleer silah
yok ve Amerika, soğuk savaş yıllarında elde ettiği savunma teknolojisini hızla
geliştirerek Çin’e karşı stratejik avantaj kazanmaya çalışıyor.
Bu durumda Çin
teknolojik kaynaklarını bu silahların geliştirilmesine ayırarak aslında
Rusya’nın düştüğü tuzağa düşmüş olacak. Son duyumlar, Çin’in uzayda da ABD ile
mücadeleye girişeceğini gösteriyor. Bu mücadelenin sonunda Çin ekonomisi
yarattığı artı değeri silah sanayine ayırır hale gelecek ve bu da silah
üreticilerinin işine gelen bir durum.
Yeni stratejik
dengelerdeki nükleer dans, dünya için yeni bir tehdit kaynağı. Nükleer
silahlar, sahip olunan ülke tarafından düşmanlara karşı bir caydırıcı değil ama
aynı zamanda kendi ulusuna karşı da bir tehdit aracıdır.
Nükleer silahların
oluşturduğu güç, devletler üstü güçlerin denetiminde kurulan yok olma
dengesinde dünyayı yönlendirme aracıdır. Nükleer silahlar, dünyada
kanunsuzluğun bekçisi haline gelmiştir.
Nükleer savaş,
öyle görünüyor ki bazı güçler tarafından bir yere kadar kullanılabilir bir araç
olarak değerlendiriliyor. Eğer savunma kurulabilirse, birkaç nükleer silah
tarafından vurulmayı göze alarak dünya üzerinde büyük bir üstünlük kurmak söz
konusu olabilir.
Japonya’da
patlayan bombalar, Japon ulusunun politikasını belirlemiştir ve öyle görünüyor
ki yüzyıl boyunca da belirlemeye devam edecektir.
Kuzey Kore’nin
nükleer silaha sahip olması, Amerika için bir tehdit gibi görülse de, aslında
Amerikan çıkarları için son derece uygun araçlardır. Kuzey Kore’nin varlığı, Japonya’nın
ve diğer Asya müttefiklerinin batı yanlısı politikalarını da garanti altına
alıyor bir bakıma.
Nükleer silahlarla
yapılan politika, bu silahların özünde yer alan teknoloji gibi son derece
karmaşık ve çok yönlü. Nükleer denge politikasını anlayabildiğiniz anda da, bu
politikaların dünya barışını tehdit eden emperyal politikalarla iç içe olduğunu
görüyorsunuz.
Nükleer silahların
ona sahip uluslar da dahil olmak üzere bütün insanlığı teslim almaya dönük bir
silah olduğu gerçeğinin farkına varılmalı.
Nükleer silahlara
karşı olmak, dünya barışı için tek ve gerçekten anlamlı tavırdır.
Herkesi
nükleer silahların tamamen yok edilmesi bilincini yaymaya davet ediyorum
|